CHP’nin yumuşak karnı: Atatürkçülük, laiklik ve Kürt sorunu!

17 Eylül 2020 Perşembe

İktidar neredeyse tümüne hâkim olduğu medya aracılığıyla siyasal gündemi ve daha da önemlisi, siyaset dilini belirliyor:

Türkiye’nin içinde bulunduğu çıkmazları kamuoyuna unutturmak ve muhalefeti bölmek için, sürekli olarak birtakım suni gündemler pompalıyor!

***

Bizim, her biri tek tek, müthiş donanımlı bir entelektüel, partiyi biçimlendiren güçlü bir hizip lideri, toplumu eğiten yılmaz bir devrimci olan muhalefet politikacılarımız da, “kumda oynayan çocuklar misali”, birbirleriyle kavga ederek, bir bardak suda fırtına koparan eylem ve söylemleriyle, iktidarın bu sahte değirmenine su taşıyor.

***

İktidar, kendisine sürekli oy kaybettiren yanlış politikaları düzeltmek yerine, muhalefeti bölmek ve zayıflatmak gibi umutsuz bir stratejiye bel bağlamış:

Bir yandan resmen kurulmuş olan “Millet İttifakı”nı bölmeye ve zayıflatmaya çalışırken, öte yandan gayri resmi olarak, kendiliğinden oluşan “Demokratik Cephe”yi engellemeye uğraşıyor!

Kendilerini kurtaramayacak olan bu umutsuz çabaların, ana muhalefet partisi olan CHP’yi ıskalaması da beklenemez elbette:

O nedenle, anlamlı anlamsız, her parti içi tartışma ve çekişme derhal kamuoyunda köpürtülüyor, gazetelerde üzerine yazılar yazdırılıyor, televizyonlarda saatlerce üzerinde konuşturuluyor.

***

İktidarın düşmanlaştırma ve kavga stratejisine karşı barış ve dostluk stratejisi izleyen CHP’nin yumuşak karnı, Erdoğan/AKP iktidarının düşman ilan ettiği, Atatürkçülük, Laiklik ve Kürt sorunu.

Neden bunlar CHP’nin yumuşak karnı?

Çünkü AKP, bu konuları, halk arasında çatışma, kavga, yabancılaştırma, düşmanlaştırma eksenleri olarak ve kendi taraftarlarını militanlaştırmak için kullanıyor.

Buna karşılık CHP, Atatürkçülük, Laiklik ve Kürt sorunu konularında iktidarın ateşlemek istediği düşmanlaştırıcı, bölücü kavgayı körüklememek, bu tuzağa düşmemek, barış ve dostluktan yana koyduğu stratejiyi sürdürmek için adeta utangaç bir tavır sergiliyor...

(Üstelik, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasını desteklemek gibi büyük hatalar da yapıyor.)

***

Sağ kültür, hayatta da siyasette de, boyun eğmeyi, biat etmeyi öğretir.

Sağ kültürün bu öğretisi, yanlıştır, insan şeref ve haysiyetine aykırıdır; toplumları geride bırakır.

Sol kültür ise hayatta da siyasette de, her şeyi sorgulamayı öğretir.

Sol kültürün bu öğretisi doğrudur, insan şeref ve haysiyetine uygundur; toplumları ilerletir.

Bunları dedikten sonra solda ve sağda siyaset yapan bütün politikacılara tavsiyem şudur:

Bırakın terimler ve kavramlar üzerinde 1970’lerde kalmış olan küflenmiş kavgaları sürdürmeyi, toplum bunlardan bıktı...

Temel Hak ve Özgürlüklere dayalı Demokratik Rejim için halka neler vaat ediyorsunuz, onları anlatın!

(Not: Gazete okurlarım, televizyon izleyicilerim ve sosyal medya takipçilerim “CHP içindeki Atatürkçülük tartışması konusunda sen ne düşünüyorsun” diye -bir bölümü kışkırtma amaçlı- soru sorarak sürekli baskı yaptıklarından dolayı, üstelik ben politikacı değil, köşe yazarı olduğum için, akademisyen özgürlüğümü kullanacağım ve bugün tavrımı yeterince açık olarak belirlediğim halde, bu yazı ile yetinmeyerek, yarın bu konuda bir yazı daha yazacağım.)


Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet nedir? 29 Ekim 2020