Gazetecilere terörle ve casuslukla ilgili suçlamalar

Gazetecilere terörle ve casuslukla ilgili suçlamalar

11.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yazıya tarihten ve siyaset biliminden öğrendiğimiz bazı genel ve evrensel ilkelerle başlamak istiyorum:

1) Her otoriter eğilimli iktidar, destek kaybettikçe baskıyı artırır, baskıyı artırdıkça destek kaybeder, bu süreç böylece iktidardan düşene kadar sürer.

2) Her otoriter eğilimli iktidar, siyaseti, demokratik kurum ve kuralların dışına taşımaya çalışır.

3) Her otoriter eğilimli iktidar, muhaliflerini de antidemokratik zemine çekmeye çalışır; çünkü amacı şiddet ve zor kullanarak muhalefeti yok etmektir.

4) Her otoriter eğilimli iktidar, geniş kitlelerin duygularını okşayacak dinci, mezhepçi, ırkçı, milliyetçi ideolojiler kullanarak destek arar, yani demagoji yapar.

5) Her otoriter eğilimli iktidar, suçlayıcı, dışlayıcı bir strateji uygular ve muhaliflerini, “hain” olarak niteler ki, kendisine destek verenler tüm muhalifleri “hain” diye damgalasın, dışlasın ve onlara düşman muamelesi yaparak hiçbir sözlerini dinlemesin, hiçbir haklarını (hatta insan olduklarını) kabul etmesin.

6) Her otoriter iktidar, iletişimi, bilimi, sanatı, edebiyatı denetim altına almak ister. Bu bağlamda, medyayı, üniversiteleri, tiyatro, sinema ve benzeri kurumları baskı altına almak ister.

7) Her otoriter eğilimli iktidar, orduyu, polisi, yargıyı, devletin koruyuculuğundan çıkarıp kendi partisinin veya doğrudan liderinin emrine almaya çalışır.

8) Her otoriter eğilimli iktidar, bir yandan destekçilerini ödüllendirirken öte yandan tarafsızları ve muhalifleri korkutmaya, kendisine biat ettirmeye çalışır.

9) Her otoriter eğilimli iktidar da, bütün iktidarlar gibi, bir gün mutlaka iktidardan düşer.

10) Her otoriter eğilimli iktidar, iktidardan düştükten sonra, hem ülkesi hem de tarih tarafından nesnel olarak değerlendirilir.

11) Şimdiye kadar hiçbir otoriter eğilimli iktidar, iktidardan düştükten sonra, (kendi uzantıları olan öteki otoriter eğilimli siyasal hareketler dışında) ülkesi ve tarih tarafından olumlu olarak değerlendirilmemiştir.

***

Olaylara Türkiye açısından bakarsak:

Son günlerde, OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, OdaTV Haber Müdürü Barış Terkoğlu, muhabir Hülya Kılıç, Yeniçağ Gazetesi yazarı Murat Ağırel, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Aydın Keser’in “İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlamasıyla tutuklanmaları...

İstanbul Boğazı’nın en güzel yerlerinden birinde, vakıflardan çok ucuza kiralanmış bir arsa üzerinde, kurallara aykırı olarak yapılan bir şömine ve bir çardağı belediyenin yıkma olayını saptayan, haber veren, haberi yayımlayan, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Cumhuriyet gazetesinin Yazıişleri Müdürü İpek Özbey, Sorumlu Yazıişleri Müdürü Olcay Büyüktaş, muhabir Hazal Ocak ve foto muhabiri Vedat Arık’a “terör örgütlerine hedef göstermek” suçlamasının yöneltilmesi...

OdaTV Ankara Temsilcisi Müyesser Yıldız ve TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel’in gözaltına alınması, suçlamaların avukatlara bile söylenmemesi ama yandaş bir gazetede “Askeri casusluk” suçlamasının yayımlanması...

Bu kadar ciddi suçlamaların hem gazeteciler için hem de bir kısmı asılsız, bir kısmı ise ilgisiz olaylar bahane edilerek kullanılması:

1) Sadece siyasal iktidarın yıpranmışlığının...

2) Medya üzerindeki baskıların çok yoğunlaştığının değil...

3) Aynı zamanda yargı erkinin de kötüye kullanıldığının...

Göstergesi olarak düşünülebilir.

***

İktidarın bütün söylem ve eylemlerini de denetleyen bağımsız yargı, hem Devletin hem de Demokrasinin temelidir!

YAŞASIN DEMOKRATİK VE LAİK HUKUK DEVLETİ!

Yazarın Son Yazıları

Seçimi geçersiz kılmak

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber...

Devamını Oku
25.06.2026
Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026