İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri

İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri

29.10.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazının başlığı, Zülâl Kalkandelen’in yeni ve genişletilmiş baskısı yapılan kitabının adı.

Kalkandelen bu kitabında, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı olan fikirlerin İdris Küçükömer’den çok önce, Cumhuriyetin kuruluş dönemine kadar uzandığını anlatır.

Bu önemli kitabın yeni baskısının Cumhuriyet Yayınları tarafından yapıldığı bugünlerde, Atatürk’ün NUTUK’ta, bu konuda neler söylediğine bakmak istedim.

Benim günümüzün diline çevirdiğim “Emre Kongar Seçkisiyle NUTUK” kitabından aldığım bölümde konuyu Atatürk aşağıdaki sözlerle anlatıyor.

***

Efendiler, Saltanat devrinden Cumhuriyet devrine geçebilmek için, herkesin bildiği gibi, bir geçiş dönemi yaşadık.

Bu dönemde iki fikir ve görüş birbiriyle sürekli olarak çatıştı.

O fikirlerden biri, Saltanat devrinin devam ettirilmesiydi. Bu fikrin taraftarları açık idi.

Öteki fikir, Saltanat yönetimine son vererek cumhuriyet yönetimini kurmaktı. Bu, bizim fikrimizdi.

Biz fikrimizi açıkça söylemekte sakınca görüyorduk. Ancak görüşümüzün uygulama gücünü saklı tutup onu uygun bir zamanında gerçekleştirebilmek için, Saltanat taraftarlarının fikirlerini uygulama alanından uzaklaştırmak zorundaydık.

Yeni yasalar yapıldıkça, özellikle Anayasa yapılırken Saltanat taraftarları, padişah ve halifenin haklarının ve yetkilerinin açıkça belirtilmesinde ısrar ederlerdi. Biz, bunun zamanı gelmediğini veya gerek olmadığını belirterek o yönü söylenmemiş bırakmakta yarar görüyorduk.

Devlet yönetimini, cumhuriyetten söz etmeksizin, milli egemenlik esasları çerçevesinde, her an cumhuriyete doğru yürüyen biçimde yoğunlaştırmaya çalışıyorduk.

Büyük Millet Meclisi’nden daha büyük makam olmadığını anlatmakta ısrar ederek, Saltanat ve Hilafet makamları olmaksızın devleti yönetmenin olanaklı olduğunu kanıtlamak gerekliydi.

Devlet başkanlığından söz etmeksizin, onun görevini fiilen Meclis Başkanına gördürüyorduk.

Fiilen Meclisin Başkanı, İkinci Başkandı. Hükümet vardı, fakat “Büyük Millet Meclisi Hükümeti” adını taşırdı. Kabine sistemine geçmekten kaçınıyorduk; çünkü hemen Saltanatçılar, padişah yetkilerinin kullanılması gerekliliğini ortaya atacaklardı.

İşte, geçiş devresinin bu savaşım aşamalarında bizim kabul ettirmek zorunda bulunduğumuz ara rejimi, Büyük Millet Meclisi Hükümeti sistemini, haklı olarak eksik bulan, meşrutiyet şeklinin açıkça ifadesini sağlamaya çalışan karşıtlarımız bize itiraz ediyorlar, diyorlardı ki: “Bu yapmak istediğiniz hükümet şekli neye, hangi yönetime benzer?” Amaç ve hedefimizi söyletmek için yöneltilen bu tür sorulara biz de zamanın gereğine göre yanıtlar vererek Saltanatçıları susturmak zorundaydık.

Rauf Bey, bu türden verdiğimiz bir yanıtı, vicdanını tatmin eden, ret ve itiraz olunamaz nitelikte bulduğunu söylüyor ve bütün görüş ve iddiasını benim o ifademe dayandırıyor.

“Bu tatminkâr ve büyük sözlerden sonra”, Büyük Millet Meclisi Hükümeti biçiminin sakat olacağını kabul etmek istemiyor. Bu sakat ise bu sakat biçimi zamanında bize kabul ettirenlerin, bu defa kabul ettirdikleri cumhuriyet biçiminin de bir gün eksik görülüp başka bir rejim şekli ortaya atmalarından kaygılanmak gerekeceği biçiminde bir mantık yürütüyor. Bu mantığın ne kadar çürük bir safsata olduğu meydandadır. “Mukaddes duyguları, cumhuriyet yönetiminden başka hiçbir yönetim taraftarı olmadığı merkezinde” olan bir kişinin, geçiş dönemi zorunluluklarından olduğunu pekâlâ bildiği Büyük Millet Meclisi Hükümeti biçimine saplanıp kalarak, cumhuriyet rejiminin de eksik görüleceği ve başka bir rejim araştırılacağı kaygısına kapılmasına yer var mıdır?

Rauf Bey’in, burada, cumhuriyetten sonra başka rejim diye ifade etmek istediğinin anlamı vardır. Rauf Bey demek istiyor ki cumhuriyeti ilan edenler, bu suretle Osmanlı hanedanını Saltanat’tan uzaklaştırdıktan sonra, acaba cumhuriyetten tekrar Saltanat devrine geçerek, Saltanat makamını işgal etmeyecekler mi? Bunun tarihte emsali yok mu, diyenler duraksadılar ve kaygılandılar.

Rauf Bey, aynen aldığımız sözlerinin sonunda, halkın cumhuriyeti istediğini kaydederken, “istiyor ama uygulayamayız da...” biçimindeki garip ifadesiyle, benim işaret ettiğim noktayı pekâlâ açıklığa kavuşturmaktadır.

Yazarın Son Yazıları

Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025