Bir buruk anma: İlhan Erdost

Bir buruk anma: İlhan Erdost

11.11.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar/ Ve dağılmış pazar yerlerine memleket” der ya Edip Cansever. Kaç gündür alacalı bir havanın ortasında, yaşadığımız derin çalkantıda sürekli ülkenin haline bakıp kahroluyoruz. Tıbbi literatürde, “memleket yorgunluğu” diye bir şey yok. Ama biz görmekten, duymaktan, anlamaya çalışmaktan ve bir türlü anlayamamaktan dolayı yorgunuz. Sesimizi duyuramamaktan, çoğalamamaktan barikatları aşamamaktan yorgunuz. Sürekli engellere takılmaktan, bağrıştan çağrıştan, hiddetten, öfkeden, parmak sallamalardan bunaldık. Dahası toprak altında yatan ölülerimize verdiğimiz sözler yıllar geçtikçe aşındı. Hesap soramamanın getirdiği umutsuzluk bir başka yorgunluğun sancısına dönüştü.

***

Bir siyah beyaz fotoğraf canlanıyor zihnimde. Karanlık adamlar, yeryüzünün en mutlak değerini, bilgiyi yok etmek için kitapları tarumar ediyor. İçlerinden biri Engels’in, doğabilimdeki metafiziksel ve idealist kavramları dibine kadar eleştirdiği “Doğanın Diyalektiği” kitabını yok etmek istiyor. Kitabı tedavülden kaldırmak için önce yayıncısından başlamalı! İlhan’ın güzel karısı Gül, “Anlat onlara kitabı... İçinde yazılanları... Tehlikeli hiçbir şey yok!” diyor. Kendi eliyle kocasını teslim etmenin acısını bir ömürdür çekiyor. 

***

Ben saçları lüle lüle, gözleri zeytin iki güzel kızla büyüdüm. Biri Alaz, diğeri Türküler’di. Babalarının nasıl öldürüldüğü saklandı onlardan. Bir gün Alaz’a ilkokulda arkadaşı, “teröristin kızı” diye tokat attı. Anlam veremedi buna. Çocukların başka çocuklara maharetlice zulüm edebileceklerini anlatan Golding’in ünlü romanı “Sineklerin Tanrısı”ndan henüz haberi yoktu. Evde Tempo dergisini karıştırırken babasının fotoğrafını gördü. Yazının başlığı, “Mamak Cezaevi’nde dövülerek öldürülen yayıncı İlhan Erdost”tu. Kalbi hızlı hızlı attı. Eli ayağı tutuldu. Demek hem de amcasının gözü önünde öldürülmüştü babası. İlhan’ın son sözleri, “Artık dövmeyin! Sabah kızımı göremedim. Öpemedim!” olmuştu. Oysa gözaltına alınan ağabey kardeş hükümlü bile değildi. Türkiye gerçeği böyle derin bir uçurumdu işte! 12 Eylül ise bu ülkede sadece üstümüze bir bulut gibi çöken karanlığın adı değildi. Horkheimer’ın dediği gibi, “Kapitalizmi eleştirmeyen faşizm hakkında sussun!” Değişen yeni düzenin de adıydı.

***

Kırk üç yıl aradan sonra ilk defa İlhan Erdost için Ankara’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bir anma töreni düzenlendi. Yıllarca bizim için her 7 Kasım, İlhanİlhan Kitabevi önünde uzun kuyruklar ve mezarlık buluşması demekti. Zaman telaşlı ve yok edici. Uzun kuyruklar yerini dost selamına, mezarlık anmaları eksilen yüzlerin hatıralarına bıraktı. Ancak İlhan Erdost’un anmasındaki kalabalık yeniden umudu hayatımıza ekledi. Üstelik mezarlık başından düzenlenen özel geceye kadar bu ülkede siyasi cinayetlerde öldürülenlerin yakınları yine yan yana kol kolaydı. Kimler mi? İlhan Erdost’un eşi Gül, kızları canım Alaz ve Türküler, Hrant Dink’in oğlu Arat, Musa Anter’in kızı Rahşan, Doğan Öz’ün kızı Bengi, Turan Dursun’un oğlu Abit, Metin Göktepe’nin ablası Meryem, Onat Kutlar’ın eşi Filiz, Hasan Ocak’ın abisi Hüseyin Ocak, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum, Uğur Mumcu’nun kızı Özge ve Behçet Aysan’ın kızı Eren... 

***

7 Kasım akşamı Çağdaş Sanatlar Merkezi’ni dolduran kalabalık, Devrimci 78’liler Vakfı Başkanı Hüseyin Esentürk, Vahap Erdoğdu, Su Apaydın Öge ve Işık Kansu’nun yüreğimizi bir kere daha yakan konuşmalarını dinledi. Hüseyin Esentürk 12 Eylül göstermelik yargılamasına, Su Apaydın Öge, İlhan ve Gül’ü nasıl tanıştırdığını aktararak incelikli dostluklarına değindi. Işık Kansu, 12 Eylül sonrasında İlhan’ın öldürülme haberinin sıkıyönetim tarafından gazetemizde nasıl sansüre uğradığını tane tane anlattı. Vahap Erdoğdu’nun tanıklığıyla birleşen bilgece konuşması bize İlhan’ın 12 Eylül’ün gaddarlığının simgesi olduğunu bir kere daha hatırlattı. Nasıl Lorca Franco’nun; Victor Jara, Pinochet’nin, Reichstag yangını sonrasındaki büyük tutuklamalar Hitler’in adıyla özleşleşiyorsa bugün İlhan’ın adının da 12 Eylül’le özdeşleştiğini hatırlattı. Ve bize, “İnsanlardır tarihi yapan ama tarihin yaptığı insanlardır akılda kalanlar. Çünkü onlar tarihin yaptığı kilometre taşlarıdır. İlhan tarihin yaptığı insanlardandır. Onun kilometre taşında 12 Eylül 1980 yazar” dedi. 

***

Alaz babasının kazağındaki kan izine bakarken kendi tartımını ülkenin vicdanına yaslanarak yapıyor. Oysa yüzleşme sözcüğünün anlamına hiç erişemedik. O yüzden Edip Cansever’in şiirindeki gibi “mendilimde kan sesleri” var. Sahi bir mendil neden kanar?

Yazarın Son Yazıları

Adana’da Ahmet Erhan...

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık.

Devamını Oku
17.01.2026
Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025
Yazarın masası

Yazarın masası

Devamını Oku
26.04.2025
Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Saf kötülüğün karşısında ayakta kalmaya çalışan iyilik

Devamını Oku
19.04.2025
İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

İyi ki doğdun Ataol Behramoğlu

Devamını Oku
12.04.2025
‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

‘Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!’

Devamını Oku
05.04.2025