‘Katar’cık üzerinden üç Türkiye resmi

08 Aralık 2020 Salı

AKP iktidarının Tank Palet Fabrikası, İstanbul Borsası, İstanbul Kanalı ve 400 milyon dolarlık hediye uçak üzerinden alevlenen AKP (Erdoğan) ve Katar bağları aslında üç ayrı Türkiye’nin resmi ile birlikte, son yeni Türkiye manzarasını sunmaktadır:

1) Sevr işgalinden kurtuluşa, Lozan’la kuruluşa, çağdaş ve uygar yapılanma sürecine girer. Sevr’in “sömürge kapitülasyonlarını” Lozan ile yırtıp atan, tüm azgelişmiş İslam devletlerine ve mazlum milletlerine örnek olan Atatürk Türkiyesi: Bu coğrafyada saygı duyulan, Katar gibilerinin İngiliz ve Fransızlar tarafından sömürgeleştirildiği bir ortamda yıldız gibi parlayan bir Atatürk Türkiyesi.

Ekonomiden eğitim, kültür, sanat ve bilime kucak açan, dünyanın özendiği örnek bir ülke.

2) Atatürk’ten sonra, savaş koşullarının yarattığı bozuk Soğuk Savaş ortamında bağımsız, tarafsız ve sentezci potansiyelini kaybederek Soğuk Savaş’ın, “Batı tarafınca kullanılmaya başlanan” NATO’cu ve Batıcı safta yer alırken dinci ve gericilerin bu yeni ortamda geliştikleri: Batı kapitalizmi ve NATO tarafından kullanılmaya başlayan, 1961 Anayasası ile Atatürk devrimleri çizgisine dönmeye çalışırken tekrar askeri ve sivil darbelerle, bu sefer “siyasal İslamcı yapılanmalara kapılarını, Gülen cemaati gibi örgütlere aralayan geçiş dönemindeki Türkiye”.

3) Ve nihayet 2002 sonrasında “siyasal İslamcı Batıcı” koalisyonları tarafından yönetilmeye başlayan bir ülke: Bu “üçüncü Türkiye” döneminde, Katar gibi İslamcı-Batıcı bir monarşinin adeta “stratejik ortağı” konumuna gelen bir Türkiye.

Katar mı? Benim oturduğum Beşiktaş’ın yarısı kadar bile vatandaşı olmayan, ABD’nin askeri, Londra’nın mali işgali içinde bulunan bir adamın (ve ailenin) patronları adına yönettiği aile şirketi bir emirlik. Askeri ve mali patronlara “emredersiniz” demekten başka alternatifi bulunmayan iktidarsız bir iktidar. Üzerine oturduğu “enerji denizi” de zaten patron devletlerin ve piyasalarının güdümünde.

Kurtuluş ve kuruluşta tüm dünyaya örnek olmuş, Avrupalı emperyalistlere karşı başkaldırarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş, bugün 84 milyonluk koskoca ülkemiz “Katarcığın” parasına, ortaklığına muhtaç hale sokulmuş. Devletten devlete ilişkinin yerini kişiler arasındaki ilişki almış.

Katar üzerinden Batı kapitalizminin Ortadoğu karanlığında, ABD ve Londra’nın dümen suyuna sokulmuşuz. Hem de Batı tarafından bir “dinamit fıçısı” haline getirilmiş Ortadoğu bataklığının göbeğindeki Katar ile “stratejik ortak!” haline gelmişiz.

ABD ve İsrail S.Arabistan’ı kızıştırıp İran’la kapıştırıyorlar.

Irak’ı parçalamışlar Irak Kürt devleti (Kuzey Irak) emirlerinde.

İran’a karşı sabotajlar düzenleyip saldırtmak istiyorlar.

Ankara’nın Şam, Kahire ve Tel Aviv’de elçisi bile yokken onları da Ankara’ya düşman haline getirmişler, bizi ayrıca NATO üzerinden Libya bataklığı içine batırmışlar.

Yunanistan ve Kıbrıs Rumları Ankara’ya düşman yapılmış Ortadoğu’daki cümle âlemi ve Avrupa Birliği’ni arkasına almışlar, üstümüze çullanmışlar. Ve biz, 84 milyonluk koskoca Türkiye Cumhuriyeti yönetimi stratejik ortak haline getirdiği Batı’nın emir kulu Katar’a muhtaç hale sokulmuşuz.

AB üyesi Yunanistan ve Rumların girişimi ile Ankara’ya baskı ve kısıtlamalar da gündemde.

Katar enerji okyanusunda ABD ve İngiltere’nin bir piyonu, bir aile şirketi. Ve koskoca Türkiye Cumhuriyeti, “Katarcığın” fiili bir stratejik ortağı! “Katarcık” üzerinden, Londra piyasası ve Pentagon ile stratejik ortaklık(!) kurmuşuz da haberimiz yok, galiba...

***

Sevgili Emre Kongar dostum, koronayı yendin, geçmiş olsun, darısı Türkiyemizin başına... Ve büyük üzüntüm, çok değerli hocam ve sonrasında yakın dostum, bu ülkenin saygın bilim insanı Prof. Kenan Bulutoğlu’nu kaybettik, olağanüstü bir insandı, her yönüyle, anılarımız gözümde tütüyor...


Yazarın Son Yazıları