İktidar cemaatsiz-tarikatsız yapar mı yapamaz mı?

06 Eylül 2020 Pazar

Uşşaki mi nedir, baş sapığının 12 yaşında bir kızımıza tecavüz olayı ile bu kez açık saçık ve ayıp siyasi ilişkilerinin (kirli çamaşır mı deseydim!) ortalığa dökülmesi, iktidarın çevresinin, içinin dışının nelerle sarılı ve iç içe olduğunu bir kez daha gösterdi.

Tarikat ve cemaatler, büyük bir adanmışlıkla devlete, siyasete, siyasi partilere, belediyelere, iktidara sülük gibi kene gibi yapışmış durumdalar. İki yönü var bu yapışmışlığın:

Birincisi, tabandaki müritleri ile siyasete ve liderine oy taşıdıklarını varsayıyorlar ve buna karşılık da yasal kayrılma, koruma elde ediyorlar. İkincisi, müritlerini devletin içine sokuyorlar ve buradan da menfaat ve kayrılma elde ediyorlar. Hadi bunlara bir de ihale alma, belediyelerden kaynak, arsa vs. aktarmayı da ekleyelim.

Bunun sonucu, cemaat ve tarikatların milletin ve devletin sırtından büyümesidir. Müritleri de mal ve zenginlik, şeyhlerine taşır babam taşır.

Dışavuran cinsel sapkınlıkları

Buradan tek kazançlı çıkan, bu ülkenin inşasına tek tuğla taşımamış bir büyük sülük takımıdır; durmadan büyür ve ortalığı sarar.

Ülke kaynakları boşa akıp gider. Demokratik bir siyaset ve toplum oluşumu engellenir.

Bir de şu yönü var: Hepsi köleci kadın sisteminin unsurları olan çoğu sapkın erkekler güruhundan oluştuğu için her türlü kadın düşmanlığının, cinayetlerinin, tecavüzlerinin, saldırılarının artmasını besliyorlar.

Bakın, çoğu cinsel sapkınlıklarıyla da öne çıkıyor. Din meselesini kadın cinsiyetine kadar indirdikleri için de kafaları dumanlıdır. Erkek, kız, kadın demeden. Bu yönleriyle deşifre olanlardan bahsediyorum. Deşifre olmamışlara bir şey diyemem!

Sağ siyasetlerin kazancı ne?

Peki, siyasetin bunlarla al ver kazancı nedir? Onların yarattıkları oy, reklam, tanıtma faaliyetlerinden yararlanma dışında? Bir de acaba verdikleriyle aldıklarını oranlarsanız, buna değer mi diye sorsak?

Fakat özellikle sağ siyasetlerin beklentileri ve politikaları bunun dışında bir amaca yönelik: Tarikatların, cemaatlerin toplumun en azından bir kısmını tarafsızlaştırıp aslı astarı olmayan söylentilerle, siyasetin toplumsal kontrol mekanizması olarak hizmet verdiklerini unutmayın. Bu siyasete, özgür düşünen ve davranan birey değil, güdülen insan yığınları gerekli.

Bu, çok bilinen bir toplumu gütme yöntemidir. Din de bu yöntemin en önemli aracıdır bizim gibi ülkelerde.

Atatürk, ulus ve yurttaş

Hıristiyanlar da bir zamanlar güdülen ümmetti. Demokratik devrimler ve kiliseden bağımsızlaşma, bu ümmeti parçaladı ve ulus devletlerin yurttaşlarına dönüştürdü.

Ulus devletleri yücelten ve yüceltecek olan özgür bireylerdir.

Ümmet fikri ve onun bir parçası olmak ise ortalıkta gördüğümüz İslam ülkeleri manzarasını doğurdu; aynı zamanda Batı tarafından ve ülkelerdeki işbirlikçilerince güdülen, sömürülen, bastırılan, savaştırılan ve bir türlü ulus ve özgür yurttaşlar olamamış, ayakları üzerinde duramayan ümmet ülkeleri.

Atatürk, bu ülkenin kaderini değiştirmeye girişti, ulus ve yurttaş oluşturma politikalarıyla. Çünkü Osmanlı bir ulus değildi, ulus devletler çağı başlayınca dolayısıyla parçalandı ve battı. İmparatorluk içinde kimliksiz olan Türkler, köklerini ve varlıklarını anımsadılar, bu uğurda verdikleri büyük savaş ile Türkiye Cumhuriyeti’ni doğurdular.

Ülkemizde, iktidarın dışında, kendine Atatürkçü diyen pek çok kişi bile hâlâ bunun ayırdında değil ve Osmanlıdan ayrılanlara “bizim parçamız” gözüyle bakıyor! Rezalet!

Atatürk aslında başardı

Atatürk, ulus yaratmayı da aslında çok başardı!

Tarikatları, tekkeleri yasaklamasının nedeni de buydu. Bugün bunlar hâlâ yasak.

Tarikat-cemaat, tekke vb. giderek ufalanarak toplumda azınlık kalabilirlerdi. Bence hâlâ öyleler. Onları büyütüp toplum içinde örümcek ağı gibi yayılmalarını sağlayan ve öne çıkaran ise iktidar siyasetleri..

Demokratik ve refah toplumu yaratamayınca, iktidarlarını sürdürmenin en kolay yolu olarak cehaleti ayakta tutmayı yeğlediler.

Fakat cehaleti ayakta tutma araçları, cinsel sapkınlıklarını dışavurmaya yönelince, ellerindeki araç zayıfladı ve geleceklerinin olamayacağı görüldü.

1997 öncesine kadar toplumun okul bitirme yaşı 4 yıldı. İlkokul bile değil.

Şimdi 7-8 yıla ulaştı. Şüphesiz çok çok yetersiz!

Siyasetin cemaatlerle oyunu, bu ülkeye her zaman pahalıya patladı.

Peki, soralım yarınki yazı için: RTE cemaatlerle dansı bırakabilir mi?


Yazarın Son Yazıları