Ucube başkanlığın vazgeçilemez çekiciliği..

26 Haziran 2021 Cumartesi

Dikkatinizi çekmek isterim; 24 Haziran genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 3. yıldönümünde, kamuoyu ile paylaşılan öyle görkemli bir etkinliğe tanık olamadık. Sürpriz gündemlerle ne yapıp edip kamuoyuna çıkmanın formülleri, gerekçelerinde ön almayı seven Başkan Erdoğan’ın bu önemli yıldönümü üzerinden çıkış yapmamış olması dikkat çekici değil mi? Sizi bilmem ama benim için Başkan Erdoğan’ın partisinin yerel yönetim başkanları ile yaptığı toplantıdaki, halka hizmete dönük etkinliklerin öne alınması, hele de ihalelerin kamuoyuna açık yapılması uyarıları, gülümsetici bir sürprizdi...

Dünkü gündemin tartışmaları içine ayrı bir konu başlığı içinde alınması ise beklenen bir sonuç oldu. Daha çok muhalefet cephesi kaynaklı, biraz da kışkırtıcı olma anlamında “Yoksa seçimler öne mi alınacak” sorusuna ise iktidarlarının içinden bilgi sahibi, özenli sözcülerin yanıtları çok net; “hayır”dı.. Kurcalandıkça somut koşulların gerçekleri üzerinden vurgular kaçınılmazdı.

“Seçimler olağan tarihinde yapılacak” Erdoğan-Bahçeli, ittifakın yetkin isimlerinden, üst üste gelen net söylemin ötesinde anlamına gelince de ekonomi başta siyasal, uluslararası gelişmeler üzerinden de ancak somut, umut verici gelişmelerin olması halinde, gelecek yıla sarkacak bir seçimleri öne almanın olabileceği vurgulanıyor.

Bir yandan millet cephesinin önde parti ve liderleri hedef alınarak, onların da erken seçim istemelerinin yalancıktan olabileceği imajı verilirken, oylarının artmadığı, yerel yönetimler adına ortalıkta kayda değer başarı bulunmadığı kampanyası açılıyor. Başkan Erdoğan’ın sürpriz toplantılar geleneğine uygun olarak toplu açılış törenleri gündemli Hatay’dan yaptığı dün öğleden sonrası çıkışta, “Bizim yaptıklarımızın üzerine onlardan çakılmış bir çivi bile yok..” sözleri dikkat çekici.

***

Hatay Stadyumu açılışı, günün yaşam koşullarının dayanılmaz güçlükleri, çaresizliği içinde, evine girebilecek ekmeğe, süte, yiyeceğe muhtaç çoğunluğu hangi ölçeklerde etkilemeye yarayacaktır bilemem.. Ancak tören yerini ayıran bankları kaldırtarak başarısızlıklarından dem vurduğu belediyeler sorumlularını, esnafı sandalyelerini alıp gelip dinlemeye çağırması yeni bir üslup değişikliğinin işareti olabilir mi?

Doğrusu yine altı çizilmemiş olarak Karadeniz’de bal gibi de çıplak ölümle tehdit edilen Meral Akşener’in “papuç bırakmam” yanıtının hemen ardından bölgede tek tek esnafı dolaşarak yaşam gerçekleri, sorunlarının üzerine üzerine gitmesinin, seçmen üzerindeki etkisinin, gücünün hafife alınabilmesinin olanağı yok. Toplu açılışlarla gelecek pazarlama ile, doğrudan seçmene, esnafa, köylüye, kadına dokunabilmenin farkı fazlasıyla algılanmış bulunuyor.

Sözün kısası, halkın çoğunluğunun yaşamına dokunmayan dev projelerin, üstüne üstlük yüksek maliyetleri ile bedellerinin halka geri dönmesi gerçekliği karşısında, reklamları üzerinden yürüyüşün dönemi ufaktan ufaktan kapanıyor.. Ezilen halk üzerindeki görkemli etkisi, hizmet algısı ne olursa olsun, reklamı yapılamayan, dahası çalıştırılmamak için her şey yapılan sosyal belediyecilik üzerinden halka hizmet götürülmesi savaşı kıyasıya büyüyor, dikkat çekiyor.

Bugün yarın yapılacak üniversiteler giriş sınavlarında, özellikle ve öncelikle devlet okullarının kapılarının kapalı olduğu uzun salgın döneminde, Türkiye dünya ölçeğinde okullarının kapılarını kapatmış en geride kalmış dört ülkeden biri olmuşken, yoksulluk, yoksunluk içindeki gençliğin nasıl harcanmış olduğu çırçıplak ortada. Hiç değilse en aza indirgenmesi yolunda eğitimcilere kulaklar tıkandı, alınabilecek kararlar alınmadı. Yetmedi eşitsizliği katlayan adımlarda dur durak yok. Ayrıcalıkla üniversiteler kapılarının açıldığı kararların bütünlüğü hakkında hiçbir fikrimiz yok. Katarlı tıp öğrencileriyle askeri öğrencilere eğitim ve askeri olanaklardan yararlanma olanağını tanıyan karar son bir örnek.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Akıl ne söylüyor? 3 Ağustos 2021