Yüksel Pazarkaya

Karaman Belediyesi'ne Övgü

30 Kasım 2011 Çarşamba

Ne yazık, ülkemizde yabancı dil öğrenimi ile yabancı dilde eğitim birbirine karıştırılıyor. Okulun yerine dershanenin geçtiği, gecekondu üniversitelerine üniversite denen bir ülkede buna şaşmamalı. Doğal sonuç olarak kimlik ve kişilik erimesine de. Toplumu tutan en sağlam harcın çürümesine de...

Son dönemlerde böylesine mutlandıran çok az gazete haberi okudum. Anadilimiz Türkçenin devlet dili olarak anayurdu olan Karamanda, bu onura, Karamanoğlu Mehmet Beye yaraşır bir adım atılıyor. Belediye, Türkçe olmayan tabelaların vergisine yüzde yüz zam getiriyor.

Bu, haber olsun diye yapılan bir iş değil. Kentlerimizde on yıllardır gittikçe artan, bize yurdumuzda değil de yabancı bir ülkede, en başta Amerikada olduğumuz duygusunu aşılayan, durmadan canımızı acıtan tabelalar, reklamlar, bir diğer deyişle sınırsız, ölçüsüz ve insanlık dışı, yaratmadan tüketici kapitalizm, bizi kendimize yabancılaştırmada epeyce yol aldı.

Bunun sonuçlarını yaşamımızın ve birbirimizle ilişkilerin her anında ve alanında yaşıyoruz.

Ayırdına varanımız var, varmayanımız var.

Yazı kirliliği

Yabancı dillerdeki bu yazı kirliliği içinde boğuluyoruz, kimliğimizi yok etmek isteyenlere uşaklık ediyoruz, her an inciniyoruz.

1979 yılında çıkan bir şiir kitabımın adıdır: İncindiğin Yerdir Gurbet”.

Bizi durmadan inciten tabelalar, reklamlar, anayurdumuzda bizi gurbete sürüyor. Ülkemizde gurbetteyiz. Bundan kurtuluş yasakla olmaz. Her ne kadar insan hakkı olarak, özgür olması gereken pek çok şey yasaksa ve bu yasaklar son yıllarda katlanıyorsa da, yasak yaşadığımız çağla çelişiyor.

Bunun için, dost ve arkadaş söyleşilerinde söz bu konuya geldiğinde, uzun yıllardan beri çözüm olarak benim de savunduğum zamlı tabela vergisini, Karaman Belediyesi gündeme getirerek, çok önemli bir adım attı diye düşünüyorum. Kutluyorum.

Ardında bizim bilmediğimiz başka bir amaç yoksa, göz boyayarak tüketimi arttırmak, dolayısıyla daha fazla kazanç sağlamak için uygulanan yabancı dil tabela ve reklamlardan, zamlı vergi alınması ekonomik açıdan da uygun.

Asıl önemli olan, yaratıcı zekânın dili en tutumlu ve yenicil işlemeyi gerektiren tabela ve reklam gibi alanların, anadili geliştirme ve varsıllaştırma kaynağı olarak yitirilmesidir.

Vergiyle ödenemez

Böylece anadile verilen zarar hiçbir vergiyle ödenemez. Tabela ve reklam dili çarpıcı ve çekici, dolayısıyla arayıcı, bulucu olmak durumundadır. Tıpkı atasözlerinde olduğu gibi bir yoğunlaştırma ve inceltme, dile düşünce ve nükte katma hünerleri gerektirir.

Nice değerli yazar ve şair arkadaşımızın özellikle reklam alanında çalışmaları boşuna değildir. Toplumu toplum yapan başat gerçekliği, anadili yok etmek, silmek, sulandırmak ve yabancılaştırmak nasıl bir kötülüktür ve bunu bilerek yapmak nasıl bir satkınlıktır, kolay tanımlanamaz.

Bunun yabancı dil öğrenmeye, en az bir yabancı dili bilmeye karşı bir tavır olmadığını vurgulamak gereksiz.

Yabancılaşma \t\tsaçmalığı

Tam tersine. İki, üç yabancı dili iyice öğrenmek, yaşamı ve başarıyı kolaylaştırır, varsıllaştırır. Ama okul eğitiminde yabancı dil öğretimi yerlerde sürünürken, reklam ve tabela dilinde yabancılaşma saçmalığın ta kendisidir.

Eğitim dili yabancı bir dil olan okullarda da olsa olsa o yabancı dil iyi öğrenilir. Ama çocuk yaşta öğrenilmeyen bir ya da iki dilde düşünce üretmek, düşünce derinliği, dolayısıyla düşünsel ve bilimsel yaratıcılık olanaklı değildir. Ayrıklık kuralı bozmaz.

Ne yazık, ülkemizde yabancı dil öğrenimi ile yabancı dilde eğitim birbirine karıştırılıyor.

Okulun yerine dershanenin geçtiği, gecekondu üniversitelerine üniversite denen bir ülkede buna şaşmamalı.

Doğal sonuç olarak kimlik ve kişilik erimesine de. Toplumu tutan en sağlam harcın çürümesine de...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kaygan Mantık 7 Şubat 2014
Yargı ve Demokrasi 30 Ocak 2014