Çift karakterli bir maç izliyoruz, 26. haftanın açılış maçında… Maçın ilk yarısında organize futbol oynayan, rakibi üzerinde baskı kuran, sık sık ceza sahansını yoklayan çalışkan bir Galatasaray’a karşılık, tutuk ve kararsız bir futbol sergileyen bir Konyaspor var sahada. Galatasaray’ın alan daraltan baskısına karşılık, Konyaspor orta sahada yeterince konsantre olamamanın bedelini ödüyor. Öte yandan çok da ağır bir bedel değil bu. Zira 32. dakikada, Kerem’in mükemmel asistiyle Rashica’nın ağlara yolladığı golü saymazsak pek de pozisyonu yok Galatasaray’ın. Evet çalışıyor, evet seyri güzel şık bir futbol oynuyor ama oyunun esas amacı olan goller eksik kalıyor… İkinci yarıya, teknik direktör Stanojevic’in müdahaleleri damga vuruyor. Ve oyunun karakteri tamamen değişiyor. İlk yarının hâkimi Galatasaray, yavaş yavaş bu üstünlüğü rakibine devretmek zorunda kalıyor. Konyaspor orta sahadaki açıklarını kapatırken başlattığı hızlı ataklar ve gittikçe vitesini artırdığı tempo ile Galatasaray’ı yıpratmaya başlıyor. Bunların sonucunda 62. dakikada gelen Soner’in golü aslında çok da sürpriz değil. Golle beraber Galatasaray ‘Ne de olsa gol ya da goller bulurum’ ruh halinden ‘Nasıl gol bulurum?’ durum değişikliğine geçiyor… Bu soruya cevap olarak gelen oyuncu değişiklikleri de çok işe yaramıyor. Zira Konyaspor, kabiliyetlerini fark etmiş durumda ve hepsini de kullanmakta kararlı! Bunun bir kanıtı olarak 90+3’de Oğulcan’ın golüyle öne geçiyor ve skoru son düdüğe kadar koruyor. Konyaspor böylece 9 maç sonra galibiyete uzanırken, Galatasaray da 14 maç sonra yenilmezlik rekorunu Konya’da bırakıyor.
Yenen ve Yenilen
Yazarın Son Yazıları
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?
Langırt
Yokluğu yara
Mesele
Nasıl olacak?
Tutuk ama istikrarlı
Uyanış