Rahatlatan bir skorla başlıyor Milli Takımımız maça. Birinci dakikada, kornerle gelişen bir pozisyonda, Avusturyalı topçular ceza sahalarında topu langırt misali birbirlerine çarptıradururken Merih araya girip ağlara takıyor. Rahatlıyoruz çünkü kolay bir rakip değil Avusturya. Oyunu iyi okuyan, rakibi kilitleyecek formüller geliştiren bir teknik direktör Ralf Rangnick. Öyle ki, “Ancak üçüncü, belki ikinci olur” diye düşünülen takımını gruptan ilk sırada yükseltti 16 takım arasına. İlk dakikada yedikleri gol hiç olmamış gibi oyuna devam etmelerinde de oyuna maç boyunca ortak olmalarında da bu inanç ve disiplin var. Ama... Bu amanın açılımı Milli Takımımız… Motive ve konsantre, zayıf karnı olan savunmayı kusursuz oynayan Merih ve Abdülkerim garantisine almış olarak güven veriyorlar. Orta sahada cezalı Hakan’ın yokluğunda Kaan ve İsmail top dağıtmada olmasa da “sathı müdafaa”da aksamıyor. Santrfor rolünü Arda ve Barış değişerek oynuyor. Fazla pozisyona girmeseler de rakibi meşgul ediyorlar. İkinci yarının başında yine Merih’le ve yine bir korner vuruşu sonrası gelen kafa golü de gevşetmiyor rakibimizi. Rangnick’in peşpeşe yaptığı ofansif değişiklikler hem onlara aradıkları golü kazandırıyor (66-Gregoritsch) hem de oyunu yarı sahamıza kilitliyorlar. “Olay” son 20 dakikadan itibaren tamamen sahamızda geçiyor. Milli Takımımız ancak son 5 dakikada rakip sahaya gitmeyi başarıyor. Çok yorgun ama konsantre, bir türlü geçmek bitmeyen her saniyede biz milletçek kalp krizi geçirerek (Mert’in inanılmaz kurtarışıyla), kükremiş sel gibi bendimizi çiğneyip aşıyoruz...
Kükremiş sel gibi
Yazarın Son Yazıları
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi yolunda gireceği sınav oldukça zorlu.
Eyüpspor karşısında, Okan Buruk’un rakip açısından göz korkutucu kadro güncellemesi, zaten “Olağan favori” olan Galatasaray’ın elini güçlendiriyor.
Galatasaray’ın puan kaybetmeden yoluna devam etmek, Rizespor’un ise sıralamada yukarılara tırmanmak istediği maçın ilk yarısında puanlar iki tarafa da yakın duruyor ilk başta.
İkinci yarı baskısını iyice artıran Galatasaray, yine bir defans hatasından Icardi ile bir penaltı golü ile skoru dörtleyip koltuğunda rahatça arkasına yaslanıyor
Karagümrük’ün maçtaki özeti “Defans arkası”.
İki Galatasaray var bu sezon.
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?