Henüz kimse hiçbir şeye alışamamışken, öyle birden bire geliyor ilk gol, Gaitan’ın ayağından. Balta düşüyor, Chedjou kayıyor, o da atıyor. Dakika 2! Sonra konuk ekip, çekiliyor sahasına. Safları korumaya başlıyor. Çalışmışlar Galatasaray’ı. Geldikçe yorulur, zorladıkça atamaz... Haliyle bozuluyor moraller. Zira Galatasaraylı futbolculardaki fark ilk bakışta anlaşılmıyor. Oysa ki sezonun ilk başından bu yana olmayan bir şey var sahada: Özgüven. Benfica’nın üzerine giderken risk almıyorlar ama kararlılar. Son lig maçının ikinci yarısında gayet oturan kadro var sahada. İleri çıkan iki bek ve onların önünde görev alan Yasin ve Podolski’nin de katkısıyla net pozisyon bulamasalar da, topu Benfica’nın sahasında tutmayı başarıyorlar.
19’da Almeida’nın ceza sahasında elle oynamasına çalınan ve Selçuk’un gole çevirdiği penaltı bu özgüvenin ödülü oluyor. Golden sonra Benfica, oyunu sahasında karşılamaktan vazgeçip ileri çıkmaya başlıyor. Rakibin atakları genelde Galatasaray’da panik atak yaratır malum ama sakin kalmayı başarıyorlar takım halinde... O isimlerden belki de en soğuk kanlı olanı Chedjou, 33’de taa ilerilere, Podolski’nin önüne çıkartıyor uzun topu, akıl dolu bir hareketle. Podolski ise sağ ayakla sürüp sol ayakla müthiş bir gole imza atıyor. Özgüven iyice yerleşiyor sahaya . 60’a kadar da varlığını sürdürüyor. 49’da Sneijder’in direkten dönen topu, 51’de Umut’un kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyon ve 66’da Podolski’nin kaleye teğet geçen şutu kayda değer.
60’tan sonra artık yorulan takıma, Hamza Hoca’dan müdahale geliyor. Zaman doğru da neden Olcan? Neden şimdi? Peki Yasin? Bu sorular cevap bekliyor. Değişiklik Galatasaray’ı gol ihtimalinden uzaklaştırıyor. Benfica ise G.Saray kalesini zorluyor.Seyircide ciddi kalp spazmı yaratsa da Benfica istediğini alamıyor. Temenni gelecek maçta bu özgüvenin daha da artıp yorgunluğunsa olabildiğince azalması...
Özgüven
Yazarın Son Yazıları
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi yolunda gireceği sınav oldukça zorlu.
Eyüpspor karşısında, Okan Buruk’un rakip açısından göz korkutucu kadro güncellemesi, zaten “Olağan favori” olan Galatasaray’ın elini güçlendiriyor.
Galatasaray’ın puan kaybetmeden yoluna devam etmek, Rizespor’un ise sıralamada yukarılara tırmanmak istediği maçın ilk yarısında puanlar iki tarafa da yakın duruyor ilk başta.
İkinci yarı baskısını iyice artıran Galatasaray, yine bir defans hatasından Icardi ile bir penaltı golü ile skoru dörtleyip koltuğunda rahatça arkasına yaslanıyor
Karagümrük’ün maçtaki özeti “Defans arkası”.
İki Galatasaray var bu sezon.
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?