Boğaziçi’nin düşmanları

05 Şubat 2021 Cuma

Sevgili okurlarım, rektör atamalarının seçimle yapılmasını isteyen ve bunun için direnen Boğaziçi akademisyenlerinin ve öğrencilerinin evrensel düşmanlarını iyi tanımak gerek.

Ben elimden geldiğince, Üniversite Özerkliğine ve Bilim Özgürlüğüne düşman olanların çeşitli hastalıklarını aşağıda listelemeye çalıştım.

Bu listeye baktığınızda, direnen akademisyenlerin ve öğrencilerin ne denli tehlikeli saldırılarla karşı karşıya olduklarını göreceksiniz.

Ama hiç moraliniz bozulmasın:

Tarih bize göstermiştir ki, sonunda bilim, bilimsel özerklik, akademik ve bilimsel özgürlük mutlaka kazanacaktır.

***

Cehalet Sendromu:

Cahil olmak, ne bilmediğini bilmemek, eğitimi, bilgiyi reddetmek, cehaleti ve cahilleri yüceltmek, bilginleri ve okumuşları küçümsemek durumu.

Popülizm Sendromu:

Ezilenlerin, ezilen halkın çıkarlarını, duygu ve düşüncelerini temsil ettiğini iddia ederek toplumu yönlendirmek ve temel hak ve özgürlükleri sınırlamak ve kısıtlamak durumu.

Demagoji Sendromu:

Irkçılık, milliyetçilik, dincilik, mezhepçilik gibi ideolojiler aracılığıyla, geniş kitlelerin duygularını okşayarak onları aldatmak durumu.

Kakokrasi Sendromu:

Anayasal denetimi, Hukuk Devleti’ni reddeden kötü iktidar durumu.

Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu:

Çözüm üreten belli davranışların ve girişimlerin sürekli cezalandırılarak engellenmesi ve bu engellemenin gelenek halinde kuşaktan kuşağa aktarılması durumu.

Deli Dumrul Sendromu:

Kendini herkesten güçlü görmek, herkese meydan okumak durumu.

Dunning-Kroger Sendromu:

Cehalet ne kadar koyu ise özgüvenin ve “Ben her şeyi en iyi bilirim” anlayışının da o kadar yüksek olması durumu.

Hubris (Kibir) Sendromu:

Kişinin kendini beğenmesi, herkesten üstün olduğunu düşünmesi ve başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması durumu. Bir adı da “tanrısal ego” hastalığıdır.

Megalomani Sendromu:

Kendini herkesten büyük görme durumu. Hubris sendromuna benzer.

Obskurantizm (Bilmesinlercilik, Karartmacılık) Sendromu:

Belli konuların temel bilgilerinin ya yasaklanarak ya da yozlaştırılıp bulandırılarak o konuların bilinmesinin engellenmesi durumu.

Mitomani Sendromu:

Sürekli yalan söyleme ve söylediği yalanlara kendisinin de inanması durumu.

Narsisizm Sendromu:

Kendisine âşık olmak, kendisini herkesten güzel, iyi ve üstün görmek durumu.

Paranoya Sendromu:

Herkesin kendisine düşman olduğunu düşünmek, kendisini sürekli tehdit altında hissetmek durumu.

Nepotizm Sendromu:

İhalelerde ve atamalarda liyakat yerine, akrabalığın, eş dost kayırmacılığının egemen olması durumu.

Kleptokrasi Sendromu:

Siyasal rejimin yolsuzluk ve hırsızlık üzerine kurulu olması durumu.

Klientalizm Sendromu:

Seçmene müşteri muamelesi yapılması ve verilen her hizmet için siyasal destek talep edilmesi durumu. Bir adı da “Sadaka Devleti” rejimidir.

***

Sevgili okurlarım, gördüğünüz gibi bu sendromların bir kısmı birbirine çok yakın hastalıkların belirtileridir.

Çünkü aslında bunlar birbirini destekleyen, birbirini güçlendiren hastalıklardır.

Dolayısıyla çoğu veya hepsi birden aynı anda aynı insanda görülebilir.

Dilerim böyle insanlar, politikacılar, hiçbir toplumda hiçbir zaman iktidara gelemezler ya da gelebilmişlerse de iktidarda kalamazlar.


Yazarın Son Yazıları