Halkı yoksullaştıran iktidar?

09 Aralık 2021 Perşembe

Demokratik ve hatta özürlü demokratik ülkelerde, partiler, liderler, halklarına refah, özgürlük ve güvenlik vaat ederek iktidara gelirler.

İktidara gelen partiler, liderler, halklarının refahlarını, özgürlüklerini ve güvenliklerini artırdıkça seçimleri kazanmaya devam ederler.

Peki tersi olursa yani bir parti, bir lider, iktidarda halkını yoksullaştırıyor, özgürlüğünü sınırlıyor, güvenliğini tehdit ediyorsa ne olur?

Halkın, yani seçmenlerin desteğini yitirmeye başlar ve bu destek iyice azalınca da iktidardan düşer.

***

Elbette her parti, her lider, seçmen desteğini yitirdiğini fark ettiğinde iktidardan düşmemek için bazı önlemler alır.

Başarısız olan bir partinin, bir liderin, iktidardan düşmemek için izleyebileceği iki yol vardır.

Akılcı ve doğru olan birinci yol:

Halkı yoksullaştıran, özgürlüğünü sınırlayan, onun güvenliğini tehlikeye atan politikaların değiştirilmesidir.

Akılcı olmayan ve sonuçsuz olan ikinci yol:

Yanlış politikalarda ısrar etmek ve üstelik seçmenin azalan desteğinin sandığa yansımasını önlemek için baskıları artırmaktır.

***

Siyasal bilimlerin en önemli sonuçlarından biri, iktidarların başarılarının, birinci faktör olarak halkın zenginleşmesine veya yoksullaşmasına bağlı olarak değerlendirildiğidir.

Bir başka deyişle, yapılan araştırmalardan ve yaşanan örneklerden elde edilen bilgi, gelir artış veya azalışının, ahlak, demokrasi, laiklik, hukuk devleti, sosyal devlet, din, mezhep, ırk, milliyet gibi değerlerden ve hatta güvenlikten bile daha önce geldiğidir.

Yani halkını yoksullaştıran bir parti, hangi mukaddes veya ahlaki değerleri kullanırsa kullansın, demokratik ve hatta özürlü demokratik ülkelerde bile iktidarını sürdüremiyor.

***

Benim burada çok kısaca özetlediğim bilimsel gerçeği kaderlerini siyasete bağlamış olanların bilmemesi elbette olanaksız.

Peki niçin o zaman yanlış oldukları halkın yoksullaşmasıyla kanıtlanmış olan bu politikaları değiştirmiyorlar da tam tersine şiddetlendirerek devam ettiriyorlar ve halkın yoksullaşmasını daha da hızlandırıyorlar?

Bunun iki nedeni var:

1) En baştan amaçları, hedefleri, halkın değil, kendilerinin ve yandaşlarının zenginleşmesiydi.

Dolayısıyla, devletin bütün yapısını ve mekanizmalarını bozarak bunları kendi refahlarına yönlendirdiler.

Şimdi bunu düzeltmek için bütün yapıyı ve mekanizmaları yeniden değiştirmek gerekiyor.

Oysa amaçları ve hedefleri değişmediği için bunu ne istiyorlar ne de bunun için gerekli bilgileri, kadroları ve kaynakları var.

2) Ekonomik ve mali olarak, bırakın refahı artırmayı, devlet çarkını işler tutabilmek için bile gerekli olan bütün kaynakları tükettiler.

i) Tasarrufları tükettiler, yatırımı olanaksızlaştırdılar.

ii) Üretimi engellediler, piyasaları bütünüyle ithalata mahkûm ettiler.

iii) Cumhuriyetin bütün kazanımlarını sattılar.

iv) Olanaklı olduğu ölçüde, doğal zenginlikleri ve kamu hizmetlerini de sattılar.

v) Vergi gelirlerinin sınırlarına ulaştılar.

vi) İçerden ve dışardan alabildikleri borçların sınırına ulaştılar.

vii) Bütün bunlar yetmemiş gibi, dövizle ödemeleri önümüzdeki yıllara uzanan taahhütlerde de bulundular ve Londra mahkemelerini yetkili kıldılar.

***

Kurdukları düzeni sürdürebilmek, “Şahsım Devletinin” çarklarını işletebilmek için toplumun sahip olduğu bütün kaynakları tükettiler:

Son çare olarak da, aldıkları kararlarla, kasten bir hiperenflasyon yaratarak halkın cebindeki paraların şimdilik yarısından fazlasına el koydular.

Bu da yetmiyor, her an cebimizden daha fazla para yok oluyor...

Ve bunu gizlemek için bütün resmi sayıları da çarpıtıyorlar.

Dolayısıyla düşüşleri hızlanıyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları