Reform: Daha kötüye doğru mu!

22 Kasım 2020 Pazar

İktidar, Hukuk Devleti’ni tamamen çökertip, piyasa ekonomisini de yozlaştırıp iflas duvarına toslayınca, adalette ve ekonomide artık temcit pilavına dönmüş olan “Reform” aldatmacasını yeniden gündeme getirdi.

Ama bugüne kadar büyük tantana ile ilan edilmiş olan “reform” ve “Yeni Ekonomik Paket” programları fos çıkmış ve işler daha kötüye gitmişti.

Bu nedenle reform söylemi bu kez kamuoyunda pek bir olumlu heyecan yaratmadı.

“Olumlu bir heyecan yaratmadı” ama art arda gelen olaylar zinciri, ekonomik ve hukuksal çöküşün artık saklanamaz olduğunu ortaya koydu ve iktidarın hem 19 yıllık başarısızlığını hem de çelişkilerini bir kez daha gündemin başına taşıdı:

Olaylar “Söz dinlemiyor” diye değiştirilen Merkez Bankası Başkanı’nın yerine getirilen “Söz dinleyen” Merkez Bankası Başkanı’nın da görevden alınmasıyla başladı...

Hazine ve Maliye Bakanı damat Albayrak’ın Instagram hesabında yayımladığı sitemkâr bir mektupla görevine artık devam edemeyeceğini bildirmesiyle devam etti.

Bu garip bildirim istifadan çok bir sitem havası taşıyordu.

Nitekim Şahsım Devleti hem haberin Anadolu Ajansı tarafından duyurulmasını engelledi, hem de ancak 27 saat sonra, “Af isteği kabul edildi” diye mektuptaki üslupla ilişkisi olmayan bir tepki verdi.

Derken suç örgütü mensubu olmaktan mahkûm olmuş Çakıcı’nın Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı’na, hakaretler ve kazığa oturtma tehdidi içeren bir mektubu Twitter’da yayınlandı.

Twitter’da aynı kişi tarafından yine hakaretler içeren ikinci bir mektupla, birinci mektup pekiştirildi.

AKP iktidarı uzun süren bir sessizlik döneminden sonra utangaç bir tepkiyle savcılık soruşturması başlatıldığını duyurdu.

İşin en acıklı tarafı ise iktidarın gayri resmi küçük ortağı olan ama oy kaybeden AKP’yi esir aldığı ve her dediğini yaptırdığı görülen MHP lideri Bahçeli’nin bu mahkûma “Dava arkadaşım” diyerek sahip çıkmasıydı.

Derken sahaya bir başka AKP kurucusu ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Arınç çıktı:

Önce sözde “Adalet Reformu” gereğine işaret etti, sanki onları hapse atan kendi iktidarı değilmiş gibi, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın haksız yere hapis yattıklarını ve tahliye edilmeleri gerektiğini söyledi.

Bu sözlere, Şahsım Devleti sözcüleri ve AKP’liler “Bizi bağlamaz” diyerek yanıt verdiler.

Sonra Çakıcı’nın mektuplarını da kınadı.

***

Bu arada yeni Merkez Bankası Başkanı ve yeni Hazine ve Maliye Bakanı, Erdoğan’ın ısrarla “Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur” diyerek faizleri baskılamasına rağmen 475 puan faiz artımına gittiler ve Albayrak zamanında 8 buçuk lira düzeyine fırlamış olan ve görevi bırakmasından sonra biraz düşmüş olan dolar 7 buçuk lira düzeyine geriledi.

Böylece Şahsım Devleti’nin ısrarla savunduğu ekonomik politikadaki çelişkiler iyice belirginleşti. Derken Erdoğan, dün yeniden çok kısa bir süre önce düşmanca davrandığı AB’ye sıcak mesajlar verdi, böylece dış politikadaki beklenmedik ama inandırıcı olmayan dönüşlere biri daha eklenmiş oldu. 

***

Temelde hiçbir yapısal değişiklik içermeyen sadece göstermelik olan bütün bu kargaşa sırasında “Reform” yapılacağı söylenen adalet mekanizmasında neler oluyordu?

RTÜK’ün Halk TV ve TELE 1 gibi muhalif kanallara verdiği cezalar bütün şiddetiyle devam ediyordu.

Cumhuriyet mensuplarının hem PKK hem de FETÖ ilişkisi iddiasıyla mahkûm edilmelerine ilişkin dava Yargıtay’da bekliyordu.

Sözcü gazetesi yazarları FETÖ’den mahkûm olmuşlardı.

Merdan Yanardağ, bir yazısı üzerine açılan Cumhurbaşkanı’na hakaret davasında savcının isteğiyle yargılanmasına gerek görülmemişken, Erdoğan’ın avukatlarının itirazı ile yeniden yargılanmaya başlıyordu.

Murat Ağırel’e beraat ettiği bir olayda yeniden dava açılıyordu.

Bir Cumhuriyet yazarı yazısında, kendi anılarında anlattığı ve medyayada manşet olmuş olan meşhur özelliklerini sıraladığı için, adını bile anmadığı halde, Necip Fazıl’ın anısına hakaretten mahkûm ediliyordu.

Cumhuriyet, BirGün ve Evrensel gazetelerine ilan kesme cezaları veriliyor ve mahkemece onaylanıyordu.

Ve daha vahimi:

Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve onlar gibi haksızlığa uğramış olanlar hapishanelerde çile doldurmaya devam ediyorlardı.

***

Aslında yaşanan olaylar Hukuk Devleti’nin, ekonomik yapının ve serbest rekabet piyasasının yanlış ve kötü politikalar yüzünden çökmesinin sonuçlarıdır.

Aslında 19 yıldır uygulanan Şahsım Devleti Rejimi 16 Nisan 2017’de ucube bir anayasa ile hukuksal olarak da yapılandırılmıştı. 

Bu çöküşlerin hızlanmaları ve daha belirgin hale gelmeleri, bu yeni rejimin, iktidarın yetersizliklerini, eksikliklerini ve hatalarını daha etkin ve daha hızlı olarak uygulamaya taşımasından kaynaklanmaktadır.

ŞAHSIM DEVLETİ REJİMİNİ ETKİNLEŞTİRMEYE YÖNELİK HER ÇABA, ÇÖKÜŞÜ DAHA DA HIZLANDIRACAKTIR!


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020