\n\n\n
TRABZON - Trabzonspor’un futbolunu Burak Yılmaz’lı ve Burak Yılmaz’sız olarak ikiye ayırmak gerekiyor. Bordo - Mavili takım, genç futbolcusunun sahada olduğu maçlarda sanki sırtından yük alınmış gibi oynuyor. Zokora, Colman, Alanzinho ve Serkan ileri uca attığı topları Burak’la buluşturuyor; gerisi başarılı futbolcunun ayağındaki hünere kalıyor. Burak’sız Trabzon ise bırakın pozisyona girmeyi rakip sahaya geçmekte dahi zorlanıyor. “Bir oyuncunun yokluğu bu kadar hissedilir mi?” diye düşünebilirsiniz. Ancak, Burak’sız oyun özellikle Şampiyonlar Ligi gibi hatayı kabul etmeyen bir futbol organizasyonunda olumlu sonuçlar doğurmuyor. Peki aynı Trabzonspor değil miydi İnter karşısında hem de deplasmanda kazanan. Evet; doğru... O maçta sahaya doğru dizilen, rakibine kendi varlığını hissettiren bir Bordo - Mavili ekip vardı. Ama Lille önünde, hem de evinde oynayan Trabzonspor, ilkyarıda tek kelimeyle hayal kırıklığı yarattı. Bozuk zeminin dezavantaj yarattığı gecede, savunmada Cech topu ıskalayınca Fransız ekibinden Sow, 30. dakikada topu ağlarla buluşturdu. Çok pas hatası yapan, birbiriyle anlaşamayan oyunculardan kurulu bir görüntü çizen Karadeniz ekibinde Alanzinho, Henrique ve Colman çok aksadı. \n
\nBordo - Mavililer, ikinci yarıya baskılı başladı. Serkan ve Henrique rakip kaleyi zorlasa da Trabzonspor gol için risk alınca savunmaya dönüşlerde sorun yaşadı. Lille, iki net pozisyondan yararlanamadı. Cezası nedeniyle maçı tribünden izleyen teknik direktör Şenol Güneş, Alanzinho ısrarından kurtulup, sahaya Adrian’ı sürünce temsilcimiz pozitif anlamda ivme kazandı. 74’te Adrian’ın ortasında top Debuchy’in eline çarptı, hakem Kuipers penaltı noktasını gösterdi. Belki de gecenin en kötü ismi Colman, topu ağlarla buluşturup Trabzon’u ipten aldı. Bordo - Mavili ekip evinde kazanamasa da kötü futboluna karşın en azından 1 puanı cebine koyup, tur ümitlerini ilerleyen haftalara taşıdı.
\n\n