1921’e mi yoksa 19 Mayıs 1919 öncesine mi dönmek istiyorlar..

16 Şubat 2021 Salı

BOŞ HAYALLER ÜLKESİ, TÜRKİYE KAFDAĞLARI’NI ÇOKTAN AŞIRDI

Aslında dönmek istedikleri tam da 1921 yılı değil. Yani 1921 Anayasası derken, arzuladıkları aslında daha öncesi. En iyisi 19 Mayıs 1919 öncesine.

Kurtuluş Savaşı verilmeden önceki günlere.

1921 Anayasası bahane... Ondan bir adım öncesi..

Cumhuriyet dönemini, Osmanlı ile AKP iktidarı arasına sıkışmış “reklam arası” diye takdim edenler, Kurtuluş ve Kuruluş’u tarihimizden kesip çıkararak iktidarlarını Osmanlı ile birleştiren, bütünleştiren onlar.

Milli Mücadele’ye karşı faaliyetleriyle ünlü İskilipli’yi yücelten onlar...

Atatürk’e duydukları kin ortada... İki ayyaş, asla unutulacak bir nefret dili olmayacak.

Çanakkale zaferini huriler, periler geldi kazandırdı, Atatürk değil, rezillikleri şehitlikleri gezenlere anlatanlar da rehberleri..

Keşke Yunanlara karşı kaybetseydik, Yunan ve İngiliz himayesinde yaşasaydık” diyenler de bunların etekleri altında yaşayanlar.

BÜYÜK REDDİYE CEPHESİ

Abdülhamit ile iktidarlarını özdeşleştirdiler, Kuruluş ile Kurtuluş ile Mustafa Kemal ve Cumhuriyet ile değil.

Yoksa fol yok yumurta yokken, her şeyi tek adama bağlayan, emrine veren anayasa henüz

3 yaşındayken...

Birden yeni anayasa diye ortaya çıkmalarının nedeni nedir?

Adını koydular bile: Yeniden Kuruluş Anayasası!

Bu isim bile, yukarıda saydığım Kurtuluş ve Kuruluş Cumhuriyetini reddetme açıklamalarını doğruluyor.

2023 Yeni Türkiye reklamı idi, Kurtuluş ve Cumhuriyet devletinin kuruluşunun 100. yılı değil.

YENİDEN KURULUŞ HAYAL ÖTESİ

Her şey Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yeniden kurulacaktı.

Atatürk, silah arkadaşları ve kurdukları devlet, Cumhuriyet ve tüm devrimleri bu nedenle karalanıp durdu. Milli Mücadele’de Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan ne kadar Osmanlıcı, halifeci, Arapçı, hilafetçi İngiliz ve Yunan işbirlikçisi varsa, yani büyük reddiye cephesi, şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde yeniden iktidardalar.. Büyük bir birleşik cephe halinde.

Bunlardan, Ayasofya imamlığına atanan kişi, anayasada laikliğin çıkarılmasını ve İslam devletinin kurulmasını açıklıyor.

Bir iktidar gazetecisi, sırası mı bu tartışmayı açmanın diye veryansın ediyor.

Ama aldığı tepkiler üzerine “siz haklısınız, ben hata yaptım” diyerek videosunu kaldırıyor.

Bu adamı konuşturan, şüphesiz ki Ankara iktidarı.

Bizim medyacının kafasında ışık geç yanıyor!

Yeniden Kuruluş Anayasası diyen bir cami imamı değil, iktidarın Meclis’teki imamı diyeceğim ama resmi adı grup başkanvekili!

Yeni anayasa” talebi, ülkeye daha büyük bir tek adam vesayeti geçirme girişimidir.

Özgürlükçü, reformcu, demokratik gibi, bunların dilinde ne kadar yalan varsa hepsiyle soslanmış.

GÜL KOKAR, SOY ÇEKER

Pazar günü Özdemir İnce’nin Gül kokar, soy çeker yazısını okudunuz mu? İnce’nin yazısını bir dostum, işyerinde Türkmenistanlı çalışanına göndermiş.

Adam şu yorumu yapmış:

Her gün sürpizler ile doludur Türkmenistan. Arkadaşlar sabah uyanıyor, bir bakıyor ki siyah arabaları çekilmiş ücretli bir otoparka, meğer siyah renk araçlar yasaklanmış. Bir gün uyanıyor ki halk, sigara satışı yasaklanmış. Ama demokraside çareler tükenmez, sabah 05.00’lerde bakkallarda oluşan kuyruklarda saatlerce beklenerek temin edilebiliyormuş meğer. Korona başlangıcında, korona Türkmenistan’da yasak dendi, maskeler ile dolaşanlar ceza yiyordu, bir baktılar ki baş edemiyorlar, ölen ölene, bu sefer tam tersi, maskesiz dolaşmak yasak oldu, ama maske yok, kimi mendil, kimi eşarp bağlayıp dolaştı bir süre, sonrasında neyse ki maskeler girdi ülkeye. Devlet birimlerinde çalışanlar bir zamanlar Türkmenbaşı’nın yazdığı Ruhnama kitabını ezberliyor, her sene sınava giriyordu... Türkiye de maşallah gitgide benzemeye başlıyor.

BİR HAYALDİR SADECE

Aslında İnce’nin endişesine katılmıyorum. Çünkü gönülde yatan ile olmayacak şeyler arasındaki fark dağlar gibidir. Ne “Yeniden Kuruluş Anayasası” gibi amaçladıkları bir ucubeyi bu ülkede gerçekleştirebilirler ne de Türkiye’yi başka bir şeye dönüştürebilirler.

Atı alan Üsküdar’ı geçti, deseler bile Türkiye Kurtuluş ve Kuruluşla atı almadı, Kafdağları’nı aşırdı. Bugüne damgasını vuran Kurtuluş ve Kuruluştur, Atatürk ve Cumhuriyettir.

Bunların hepsi geçecek, bu kadar derim.


Yazarın Son Yazıları