Doğu tarafımızda ABD’ye duvar: İran-Çin ve Rusya

01 Nisan 2021 Perşembe

İki gelişme, Ortadoğu’daki güç dengesine yeni bir karakter kazandırıyor, başrolde İran, önce Çin ile yapılan 400 milyar dolarlık uzun vadeli stratejik bir çerçeve anlaşması... Buna paralel olarak, Rusya ile yine uzun vadeli stratejik bir gelişme. Her ikisi de ekonomik ağırlıklı.

Bu gelişmeler Türkiye’yi de etkileyecek bir karakter taşıyor.

Ortadoğu’nun kilit ülkesi İran. Yeni değil, epey zamandır. Şöyle diyeyim: ABD ambargolarının ve İran’ı kuşatma baskılarının artmasından bu yana. Trump’ın, Avrupa’yı hiçe sayarak İran ile nükleer anlaşmayı iptal etmesi, İsrail ile birlikte İran’ı tecrit ve köşeye sıkıştırma politikası, Suriye’nin ağırlıklı Kürt bölgesinde İran ve Rusya’ya karşı bir askeri üs ve yapılanma... İran’ı uzun zamandır odak noktası yapmıştı.

25 YILLIK, 400 MİLYAR DOLAR YATIRIM

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen haftanın başında Türkiye’ye gelmiş, Çavuşoğlu ve Erdoğan ile görüşmüştü. Buradan İran’a gitti. İran ile 25 yıllık, “petrol karşılığı, kapsamlı bir ekonomik ve güvenlik işbirliği” çerçeve anlaşması imzaladı. Çin yatırımının çerçevesi 400 milyar dolar. 

Her iki ülke, anlaşmanın içeriğini açıklamadı. Fakat New York Times, bu çerçeve anlaşma konusunda 2016’dan beri çalışıldığını, geçen yıl 18 sayfalık bir anlaşma taslağının sızdığını ve aslında bunun da değişmediğini belirterek şöyle yazdı: 

“Önümüzdeki 25 yıl içinde bankacılık, telekomünikasyon, limanlar, demiryolları, sağlık hizmetleri ve bilgi teknolojisi dahil düzinelerce alanda yapılacak 400 milyar dolarlık Çin yatırımı bu taslakta öngörülüyordu. Buna karşılık Çin, İran’dan düzenli olarak indirimli petrol alacak.” Ayrıca “ortak eğitim ve tatbikatlar, ortak araştırma ve silah geliştirme ve istihbarat paylaşımı da dahil olmak üzere askeri işbirliğinin derinleştirilmesi” de var. 

Wang, Ruhani ile de görüştü, siyasi destek belirtti: “Çin, devlet egemenliğini ve ulusal haysiyetini korumak için İran’ı destekliyor.. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını ve yargılamalarını da derhal kaldırması gerekir” dedi.

Bu anlaşmanın İsrail’in yanı sıra ABD’yi de kaygılandırdığı açık. Zaten bizzat Biden açıklamalar yaptı.

Tabii Çin’in bu uzun ziyareti, aynı zamanda Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE, Umman gibi körfez ülkelerini de kapsadı.

RUSYA İLE ANLAŞMA

İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Mücteba Zünnur, büyük güçler, komşu ve bölge ülkeleriyle uzun vadeli ilişkiler kurmanın önemini vurgulayarak “İran, Çin’den başka, Rusya ile de ikili ekonomik ilişkileri güçlendirecek ve ortak faaliyetlerin önünü açacak uzun vadeli ve stratejik belgeleri birlikte hazırlamaya çalışıyor” diyor. 

Ve açıkça söylüyor: “Amerika’nın İran’a yönelik yaptırımlarını etkisiz hale getirmenin en önemli yollarından biri, bölge ülkeleriyle uzun vadeli ilişkiler kurmaktır. Demiryolu hizmetleri, yollar, rafineriler, petrokimya, otomobil, petrol, gaz, benzin, çevre ve bilgi teknolojileri alanında bu ülkelerle ortak işbirliği arıyoruz, çünkü bu yabancı yaptırımların etkisiz hale getirilmesinde çok etkili bir rol oynayabilir.”

ABD’NİN ÖNÜ KESİLİR

Yavaş adımlarla sınırlarımıza doğru gelişen bir “Doğu Bloku”ndan bahsedebiliriz. 

Türkiye Doğu - Batı arasında “iki tarafla da ilişkilerini sürdürecek bir politika” açıklamıştı. Çavuşoğlu, Çinli meslektaşıyla görüşürken, uzun vadeli stratejik işbirliği dileğini de dile getirmişti.

Rusya ile Çin’in Şangay İşbirliği Anlaşması’nda (ŞİA) da birlikte olduklarını anımsayalım.

Ankara’nın hem Batı ile hem de Doğu tarafı ile bir dostluk ve işbirliği için ciddi şekilde engelleri var. Kısa vadeli çıkarlara ayağı takılıp duruyor rejimin.

MİYOP ÇIKARLAR ENGEL

Doğu tarafımızdaki en büyük engel, Suriye/Şam düşmanlığı. Saray, Batı’yı da Suriye’deki çıkarları için kullanmak istemek gibi miyop politika izliyor.

Mısır politikasının açmazlarında boğulan ve şimdi çark etmek için manevra yapan Saray, bakalım Suriye konusunda bunu nasıl becerecek..

Bu arada: Türkiye’nin büyük çıkarının Ortadoğu’yu büyük bir barış, ekonomik, bilimsel ve teknolojik işbirliği havzasına dönüştürmek olduğunu kaç kez yazdım burada.

Ama Osmanlıcılık anlayışı ve düşmanlıklarla bezeli bir dış politika bunu beceremiyor ne yazık ki..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları