Bağımsızlık ve özgürlük

Bağımsızlık ve özgürlük

08.05.1982 12:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhuriyet gazetesinin bugüne dek onurla ve inançla savunduğu görüşleri iki sözcük ile özetleyebiliriz; birinci sözcük “bağımsızlık”, ikinci sözcük “özgürlük”tür.

Bağımsızlık –daha doğru deyiş ile “tam bağımsızlık”– Kurtuluş Savaşımızın görkemli tarihinden kaynaklanır. Ulusal bildirgelerde ve büyük Atatürk’ün sözlerinde bu bağımsızlığın “emperyalizme ve kapitalizme” karşı verilen bir ulusal kurtuluşsavaşı ile kazanılmış olduğu açıkça belirtilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt olan gazetemiz, bu bağımsızlığı, yıllardır gerici, tutucu ve sömürücü çevrelere karşı inançla savunmaktadır.

Bu bağımsızlık anlayışı, her türlü dış odağın ülke yönetimi üzerindeki ekonomik, siyasal ve ideolojik etkisini reddeder.

“Tam bağımsızlık” yalnızca tek boyutlu kısır bir kavram değildir. Bu bağımsızlık bilinci, kaynağı ne olursa olsun her türlü baskıya, her türlü “müdahaleye”, siyasal ve ekonomik sömürülere karşı olmayı gerektirir. Gazetemiz, bu çok yönlü bağımsızlık anlayışını yaşam felsefesi yapmıştır.

Bizim bağlı bulunduğumuz kaynak, gelenek ve görenek Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın görkemli öyküsüdür. Bizim kaynağımız, kökenimiz “Kuvayı Milliye ruhu”ndadır. Bu ruhu, günümüzün koşullarında dipdiri ayakta tutmaya çalışıyoruz.

Türkiye’nin dünya uluslar ailesi içindeki yeri, “mazlum milletlerin” liderliğidir. Tam bağımsızlık ilkesini, bu evrensel boyutlarda yorumluyor ve savunuyoruz.

Gazetemizin “özgürlük” görüşü, bu bağımsızlıktan doğup gelişiyor. Özgürlük anlayışımız, çoğulcu demokrasinin, kitlelere, yığınlara söz ve örgütlenme özgürlüğü tanıyan Batı demokrasisi anlayışına dayanıyor.

İki büyük partinin egemenliğindeki “Filipin demokrasisi”ne karşı olduğumuzu yıllardır yazdık; bugün de yazıyoruz. “Filipin demokrasisi” gerçek anlamı ile demokrasi değil; birbirine benzer iki büyük partinin denetimindeki bir çeşit parlamenter faşizmidir. “Cici demokrasi” diye adlandırdığımız kısır ve köksüz demokrasi anlayışı da işte bu anlayıştır.

Bütün sınıf ve tabakaların özgürce örgütlendiği Batı türü demokrasinin en içten savunucusuyuz. Görüşlerimize uysun ya da uymasın bütün siyasal görüş ve eğilimlerin, dernek, sendika ve siyasal parti olarak örgütlenmelerinden yanayız. Özgürlüğü, bir sınıfın, bir sosyal tabakanın ya da güçlü grupların tekel malı olarak görmek istemiyoruz. Bu yüzden, çıkarları birbirleri ile çelişen bütün sosyal sınıflara eşitçe ve özgürce söz ve örgütlenme hakkı verilmesini diliyoruz. Ancak böyle bir düzende, demokrasiden, hukuk devletinden ve temel hak ve özgürlüklerden söz edilebileceği kanısını taşıyoruz.

Bu özellikleri ile savunduğumuz düzenin, tek parti yönetimine dayanan ve “proletarya diktatörlüğü” biçiminde tanımlanan “Marksist-Leninist” sistemlerle ilgisi olmadığını ayrıca açıklamaya gerek görmüyoruz. Silahlı eylemlere karşı olan; bu eylemlere karşı demokrasi adına savaşmayı ana ilkeleri sayan sağ ve sol bütün siyasal düşüncelerin örgütlenme ve söz haklarını savunuyoruz. Örneklerini Batı’da gördüğümüz çağdaş demokrasi anlayışının ancak böyle oluşacağına ve kök salacağına inanıyoruz.

Atatürk devrim ve ilkelerinin kıskanç ve bağnaz savunucusuyuz. Ancak bu bağnazlık ve kıskançlığın, Atatürkçü düşüncelerin özgür bir ortamda özgürce tartışılması ile güç ve anlam kazanacağına da inanıyoruz.

Özgürlük, kendimize tanıdığımız hakları başkalarına da tanıdığımız sınırdan başlar; bu sınırdan önce özgürlük yoktur, yalnızca tek yanlı siyasal yargılar vardır. Bu tür anlayışlara temelden karşıyız.

Cumhuriyet, Atatürk’ün mirası olan bağımsızlık ve özgürlük meşalelerini, bir maraton koşucusu gibi en yükseklerde tutmaya çalışarak, 58 yıldır kutsal görevini yapıyor.

Büyük Atatürk’ün ve kurucumuz Yunus Nadi’nin anıları önünde saygıyla eğiliyor ve bu inançları, birer maraton bayrağı gibi, okurlarımızın ellerine ulaştırıyoruz

Selam Cumhuriyet okurlarına, bin selam!..

İlgili Konular: #Uğur Mumcu

Yazarın Son Yazıları

İmam-Subay!

TBMM Milli Eğitim Komisyonu, harp okullarına giriş koşullarını düzenleyen yasa tasarısını görüşürken verilen bir değişiklik önergesi ile imam hatip okullarını bitirenlerin harp okullarına girişlerine engel olan madde değiştirilmiş.

Devamını Oku
22.01.1993
Petrol ve siyaset...

Son yıllarda yaşanan olaylarda petrol kaynaklarının payı yok mu?

Devamını Oku
15.12.1992
Dipsiz kuyu...

Ortadoğu, emperyalizmin kol gezdiği, terör örgütleri ile çeşitli istihbarat örgütlerinin kanlı ve kirli oyunlar oynadığı karanlık bir dipsiz kuyudur.

Devamını Oku
27.09.1992
Hizbulkontra!

Son günlerde Güneydoğu’da işlenen cinayetlerin arkasında kimler var? Bir sava göre “Hizbullah”...

Devamını Oku
26.09.1992
Yeni dünya düzeni...

“Yeni dünya düzeni”, tek süper güç ABD’nin egemenliğindeki dünyada, Amerika’nın silah zoruyla bütün dünyaya “cebren ve hile ile” benimsettiği “Pax-Americano”dur.

Devamını Oku
05.08.1992
Paxam!..

Körfez Savaşı’nın kaçınılmaz sonuçları, yavaş yavaş Türkiye’ye siyasal faturalar çıkarmaya başladı.

Devamını Oku
21.07.1992
Örs ve çekiç...

Körfez savaşından sonra Kuzey Irak’ta doğan “iktidar boşluğu”nun bir Kürt devletinin doğumuna yol açacağı bilinmekteydi. İncirlik Üssü’nde Türkiye’nin de katkı ve desteği ile konuşlandırılan “Çekiç Güç”, bu Kürt devletinin kurulmasını kolaylaştırdı.

Devamını Oku
17.06.1992
Kürt İslamcılığı...

Diyarbakır’da 2000’e Doğru dergisinin temsilcisi Halit Güngen’in dergi bürosunda kimliği bilinmeyen kişilerce öldürülmesi, ardından da kitapçı M. Sabri Kızılkan’ın Tatvan’da kurşunlanmış cesedinin bulunması, Cizre’de Sait Türk ve Mesut Doruk adlı yurttaşların öldürülmeleri, Güneydoğu’da terörün daha da artacağını gösteriyor.

Devamını Oku
21.02.1992
Türk Memet nöbete!..

Gazetecilikte haber başlığı atmak ayrı bir hüner ve beceri işidir. Dünkü Cumhuriyet’in başlığı bu açıdan gerçekten dört dörtlüktü: Çevik Güç’e Kürt Nöbeti...

Devamını Oku
22.06.1991
Şovenizm ve militarizm...

Bugünlerde toplum olarak bir büyük tehlike sürecine giriyoruz.

Devamını Oku
01.04.1991
Bilardo...

Önceki gece Fransız “TV5 Europe” kanalında Kürtler ile ilgili bir program yayımlandı. Evlerinde “kablolu yayın” yoluyla Fransız yayınını izleyenler, ekranda, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu yörelerini de içine alan bir “Kürdistan” haritası önünde Kürt saz sanatçılarını, Kürt liderlerini ve Fransız yorumcuları gördüler. Programda, Bayan Mitterrand’ın Güneydoğu illerimizde yaptığı gezi ile ilgili görüntülere de yer verildi.

Devamını Oku
16.03.1991
Özel harp...

Genelkurmay Başkanlığı’nca yapılan açıklamada “Özel Harp Dairesi”nin, “savaş zamanında” işgal edilmiş topraklarda “işgal kuvvetlerine karşı mücadele” etme amacıyla Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olarak görev yapan bir “askeri kuruluş” olduğu belirtildi.

Devamını Oku
17.11.1990
On yıl sonra...

12 Eylül 1980’i bugün Ortadoğu olaylarından sonra yeniden değerlendirmekte yarar yok mu?

Devamını Oku
14.09.1990
Taş oynarsa...

Ortadoğu dünyanın en duyarlı bölgesidir. Bu bölgedeki en küçük bir değişiklik bile dünyayı altüst etmeye yetiyor.

Devamını Oku
30.08.1990
'Pentagonizm'

Türkiye, büyük bir hızla, Amerika’nın Ortadoğu’daki petrol bekçiliğine itiliyor. Ortadoğu, artık eski Ortadoğu olmayacak. Bu yeni Ortadoğu dengelerinde Türkiye’ye yeni roller verilecek. Türkiye’nin siyasal rejimi ve geleceği de verilecek bu rollerle biçimlenecek.

Devamını Oku
24.08.1990
Yine savaş...

Irak’ın Kuveyt topraklarına girmesiyle birlikte Ortadoğu’nun bitmez tükenmez sorunlarına bir yenisi daha eklendi.

Devamını Oku
03.08.1990
Türk ve Kürt...

Atatürk, Kürt sorununa nasıl bakıyordu?

Devamını Oku
05.12.1989
Sevr mi, Lozan mı?

Cumhurbaşkanlığı seçimi için ikinci tur da yapıldı. Türkiye yeni cumhurbaşkanı seçimi ile uğraşırken, ABD iki duyarlı konu üzerinde yoğunlaşıyor. Bu duyarlı konulardan biri “Ermeni” öteki de “Kürt sorunu”.

Devamını Oku
25.10.1989
Basın...

“Terzi kendi söküğünü dikemez” derler. Gazeteler de kendi içlerinde olup bitenleri pek yazmazlar. Daha doğrusu yazamazlar.

Devamını Oku
04.03.1989
İpekçi Cinayeti...

Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi’nin bir karanlık cinayete kurban gidişinin üzerinden on yıl geçti. Bu on yıl içinde cinayet aydınlatılamadı.

Devamını Oku
01.02.1989
Türban ve cilbab...

Bugünkü konumuz yılan hikayesine dönen “türban”. Bu konudaki kavram kargaşasını önlemek için öncelikle bu alandaki kavram ve ilkeleri yerli yerine oturtmak gerekir.

Devamını Oku
06.12.1988
Silah pazarı...

Silah ticareti 20. yüzyılın en ilginç konularından biridir. Silah üretimi hangi ülkelerin tekelindedir? Silah ticaretinden hangi şirketler kazanç sağlıyor? Ve kimler, bu şirketlerin Türkiye’deki temsilcileri?

Devamını Oku
04.11.1988
Kontr...

“Kontrgerilla” kavramı, 12 Mart döneminde siyasal sözlüklere girmişti. O günlerde, Ankara’da Muhabere Okul Komutanlığı Radyoevi binası ile Orman Çiftliği’ndeki Marmara Köşkü, İstanbul’da Ziverbey Köşkü, sorgu merkezleri olarak kullanılmaktaydı.

Devamını Oku
03.11.1988
Tören Atatürkçülüğü...

“Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” görkemli törenlerle kutlandı. Ankara’da tribünlerde renkli panolarla çeşitli görüntüler veren öğrencilerin gösterileri gerçekten nefes kesiciydi. Konuşmalar, marşlar, oyunlar, yürüyüşler, hepsi hepsi çok başarılıydı.

Devamını Oku
20.05.1988
Kürtler ve ABD...

Washington muhabirimiz Ufuk Güldemir’in bugünkü haberi ilginç:

Devamını Oku
24.11.1987
PKK ile savaş...

Güneydoğu yöremizde yaşanan, bir savaştır. Bunda hiç kuşku yok. Kuşku olmaması gereken bir nokta da devletin bu konuda pek başarılı olmadığıdır.

Devamını Oku
18.03.1987
İmambayıldı

Her şeyin sahtesi var... Paranın sahtesi var... Tablonun sahtesi var... Altının, gümüşün, elmasın sahteleri var... Var oğlu var!..

Devamını Oku
01.03.1987
Papa Davası...

“Papa suikastı davası”nın üç Bulgar ve iki Türk için “kanıt yetersizliğinden” beraat ile sonuçlanması ve Ağca’ya silah sağlayan Ömer Bağcı’nın da “İtalya’ya silah sokma suçundan” mahkûm olması, olayları yakından izleyenler için hiç de şaşırtıcı olmamıştır.

Devamını Oku
01.04.1986
Devlet içinde devlet...

İstihbarat örgütlerinin çoğu “devlet içinde devlet” deyişine hak verircesine sınırsız yetkiler kullanırlar. Örneğin Beyaz Saray mı CIA’yı yönetir, yoksa CIA mı Beyaz Saray’ı belli değildir. Bunun gibi Kremlin mi KGB’ye egemendir, yoksa KGB mi Kremlin’e, bunu da kestirmek güçtür.

Devamını Oku
26.09.1985
Adalet duygusu...

“Adalet duygusu” diye bir inanç vardır. Bu inanç bir kez sarsıldı mı, istediğiniz kadar çabalayın, inandırıcı olamazsınız. Hele adalet duygusu devlet eliyle yok edilirse yıkıntı büsbütün büyük olur.

Devamını Oku
28.04.1985
ASALA ve PKK...

Orly katliamı davasında Ermeni teröristlerin avukatı “ASALA ile Fransız hükümetinin temasları olduğunu” söylemiş.

Devamını Oku
22.02.1985
Devrimci demokrat...

Her dönemin kendine özgü kavramları oluyor. Bir zamanlar, “mürteci” ve “gerici” gibi kavramlar sık sık kullanılırdı. 27 Mayıs İhtilali’ni izleyen günlerde “kuyruklar” nitelemesi de çok kullanılmıştı. “Statükocu” tanımı da yine o günlerde toplumsal dönüşümlere karşı koyanları belirlemek amacıyla sık sık yinelenirdi. Sonra “ortanın solu” daha sonra “milliyetçi toplumcu” ve “liberal sağ” gibi kalıplara başvurulmaya başlanmıştı. 1968 Ağustosu’nda Sovyet ordularının Prag’a girişinden sonra Türkiye’de “güler yüzlü sosyalizm” kavramı ortaya atılmıştı.

Devamını Oku
07.12.1984
Yurtseverlik Bilinci...

Güneydoğu yöresindeki olaylar yine sürüyor. Ayrımcı teröristlerin sınırlarımızın ötesindeki belli yerlerden destek aldıkları da artık iyice anlaşılıyor. Tam anlamıyla “dış destekli bir bölücü başkaldırma” ile karşı karşıyayız. Ulusal sınırlar içinde barış ve özgürlük içinde yaşamak isteyen herkesin bu bölücü eylemlere hep birlikte karşı çıkması gerekir.

Devamını Oku
02.12.1984
Neoliberalizm...

“Neo” sözcüğü Yunanca “neos”tan türetilmiştir. Yeni ve genç anlamına gelir. Örneğin, kapitalizmin başına “neo” koyup araya da bir çizgi çekerseniz, bu, “yeni-kapitalizm” demektir. New York kentinin ilk hecesi new da İngilizce “yeni” demektir. Osmanlıca “nev” sözcüğü de yeni anlamına gelmektedir. Herhalde “Nevşehir” yenişehir anlamında kent adı olarak seçilmiştir.

Devamını Oku
24.06.1984
Galile

Ünlü bilgin Galile’nin yaşamı, bilim özgürlüğünün yiğitlik ve yılgınlıkla dolu yazgısını oluşturur. Özgür düşüncenin çeşitli ülkelerde çağlar boyu karşılaştığı baskılar, hep Galile’yi anımsatır. Oysa Galile, bilim özgürlüğünün ödün vermez bir yiğit savaşçısı değildir. Engizisyon Mahkemesi önünde, daha önce kanıtladığı bilimsel gerçeği yadsımış; egemen güçler karşısında diz çökmüş ve susmuştur.

Devamını Oku
07.02.1984
Tam bağımsızlık...

Ulusal Kurtuluş Savaşımız “tam bağımsızlık” inancından kaynaklanır. Atatürk, bu “tam bağımsızlık” kavram ve inancını, “siyasette, maliyede, iktisatta, adalette, askerlikte ve kültürde” bağımsızlık olarak tanımlamaktadır.

Devamını Oku
29.10.1983
Orhan Veli gibi

Kim ne derse desin, en iyisini Orhan Veli söylemiş: “Sarhoş oldum da/ Seni hatırladım yine;/ Sol elim / Acemi elim / Zavallı elim...”

Devamını Oku
30.04.1983
Cumhuriyetin anlamı

Atatürk, Cumhuriyet’in ilan edildiği gün TBMM’de yaptığı konuşmada, “Baylar” der; “yüzyıllardan beri Doğu’da kıyıma ve haksızlığa uğrayan ulusumuz, Türk ulusu, gerçekten yaradılışında bulunan erdemlerden yoksun sayılıyordu. Son yıllarda, ulusumuzun edimli olarak gösterdiği yetenek, anıklık (istidat) ve anlayış; kendisi için kötü sanıda bulunanların ne denli aymaz ve ne denli gerçeği görmekten uzak, dış görünüşe önem veren kimseler olduğunu pek güzel tanıtladı. Ulusumuz, kendinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla, uygarlık dünyasında çok daha kolay gösterebilecektir...”

Devamını Oku
29.10.1982
Alaturka kapitalizm

Bazı gerçekler vardır ki, bunları tersyüz etmeye hiç olanak yoktur. Bu gerçeklerden biri, “24 Ocak kararları” adı altında sunulan programın kesinlikle bir IMF programı olduğudur. Bu nedenle, “istikrar tedbirleri” olarak adlandırılan uygulamaları Turgut Özal’ın kafasından çıkmış özgün bir program olarak görmek yanlış olur. Özal, yalnızca bu programın Türkiye’de nasıl ve ne koşullarda uygulanacağını yürütmekle görevlidir.

Devamını Oku
22.06.1982
Bağımsızlık ve özgürlük

Cumhuriyet gazetesinin bugüne dek onurla ve inançla savunduğu görüşleri iki sözcük ile özetleyebiliriz; birinci sözcük “bağımsızlık”, ikinci sözcük “özgürlük”tür.

Devamını Oku
08.05.1982