Cumhuriyet gazetesinin bugüne dek onurla ve inançla savunduğu görüşleri iki sözcük ile özetleyebiliriz; birinci sözcük “bağımsızlık”, ikinci sözcük “özgürlük”tür.
Bağımsızlık –daha doğru deyiş ile “tam bağımsızlık”– Kurtuluş Savaşımızın görkemli tarihinden kaynaklanır. Ulusal bildirgelerde ve büyük Atatürk’ün sözlerinde bu bağımsızlığın “emperyalizme ve kapitalizme” karşı verilen bir ulusal kurtuluşsavaşı ile kazanılmış olduğu açıkça belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt olan gazetemiz, bu bağımsızlığı, yıllardır gerici, tutucu ve sömürücü çevrelere karşı inançla savunmaktadır.
Bu bağımsızlık anlayışı, her türlü dış odağın ülke yönetimi üzerindeki ekonomik, siyasal ve ideolojik etkisini reddeder.
“Tam bağımsızlık” yalnızca tek boyutlu kısır bir kavram değildir. Bu bağımsızlık bilinci, kaynağı ne olursa olsun her türlü baskıya, her türlü “müdahaleye”, siyasal ve ekonomik sömürülere karşı olmayı gerektirir. Gazetemiz, bu çok yönlü bağımsızlık anlayışını yaşam felsefesi yapmıştır.
Bizim bağlı bulunduğumuz kaynak, gelenek ve görenek Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın görkemli öyküsüdür. Bizim kaynağımız, kökenimiz “Kuvayı Milliye ruhu”ndadır. Bu ruhu, günümüzün koşullarında dipdiri ayakta tutmaya çalışıyoruz.
Türkiye’nin dünya uluslar ailesi içindeki yeri, “mazlum milletlerin” liderliğidir. Tam bağımsızlık ilkesini, bu evrensel boyutlarda yorumluyor ve savunuyoruz.
Gazetemizin “özgürlük” görüşü, bu bağımsızlıktan doğup gelişiyor. Özgürlük anlayışımız, çoğulcu demokrasinin, kitlelere, yığınlara söz ve örgütlenme özgürlüğü tanıyan Batı demokrasisi anlayışına dayanıyor.
İki büyük partinin egemenliğindeki “Filipin demokrasisi”ne karşı olduğumuzu yıllardır yazdık; bugün de yazıyoruz. “Filipin demokrasisi” gerçek anlamı ile demokrasi değil; birbirine benzer iki büyük partinin denetimindeki bir çeşit parlamenter faşizmidir. “Cici demokrasi” diye adlandırdığımız kısır ve köksüz demokrasi anlayışı da işte bu anlayıştır.
Bütün sınıf ve tabakaların özgürce örgütlendiği Batı türü demokrasinin en içten savunucusuyuz. Görüşlerimize uysun ya da uymasın bütün siyasal görüş ve eğilimlerin, dernek, sendika ve siyasal parti olarak örgütlenmelerinden yanayız. Özgürlüğü, bir sınıfın, bir sosyal tabakanın ya da güçlü grupların tekel malı olarak görmek istemiyoruz. Bu yüzden, çıkarları birbirleri ile çelişen bütün sosyal sınıflara eşitçe ve özgürce söz ve örgütlenme hakkı verilmesini diliyoruz. Ancak böyle bir düzende, demokrasiden, hukuk devletinden ve temel hak ve özgürlüklerden söz edilebileceği kanısını taşıyoruz.
Bu özellikleri ile savunduğumuz düzenin, tek parti yönetimine dayanan ve “proletarya diktatörlüğü” biçiminde tanımlanan “Marksist-Leninist” sistemlerle ilgisi olmadığını ayrıca açıklamaya gerek görmüyoruz. Silahlı eylemlere karşı olan; bu eylemlere karşı demokrasi adına savaşmayı ana ilkeleri sayan sağ ve sol bütün siyasal düşüncelerin örgütlenme ve söz haklarını savunuyoruz. Örneklerini Batı’da gördüğümüz çağdaş demokrasi anlayışının ancak böyle oluşacağına ve kök salacağına inanıyoruz.
Atatürk devrim ve ilkelerinin kıskanç ve bağnaz savunucusuyuz. Ancak bu bağnazlık ve kıskançlığın, Atatürkçü düşüncelerin özgür bir ortamda özgürce tartışılması ile güç ve anlam kazanacağına da inanıyoruz.
Özgürlük, kendimize tanıdığımız hakları başkalarına da tanıdığımız sınırdan başlar; bu sınırdan önce özgürlük yoktur, yalnızca tek yanlı siyasal yargılar vardır. Bu tür anlayışlara temelden karşıyız.
Cumhuriyet, Atatürk’ün mirası olan bağımsızlık ve özgürlük meşalelerini, bir maraton koşucusu gibi en yükseklerde tutmaya çalışarak, 58 yıldır kutsal görevini yapıyor.
Büyük Atatürk’ün ve kurucumuz Yunus Nadi’nin anıları önünde saygıyla eğiliyor ve bu inançları, birer maraton bayrağı gibi, okurlarımızın ellerine ulaştırıyoruz
Selam Cumhuriyet okurlarına, bin selam!..