Körfez savaşından sonra Kuzey Irak’ta doğan “iktidar boşluğu”nun bir Kürt devletinin doğumuna yol açacağı bilinmekteydi. İncirlik Üssü’nde Türkiye’nin de katkı ve desteği ile konuşlandırılan “Çekiç Güç”, bu Kürt devletinin kurulmasını kolaylaştırdı.
Bu Kürt devletini koruyan ve kollayan “Çekiç Güç”ün görev süresinin Demirel hükümetince de uzatılması isteniyor. Bu konudaki kararı TBMM verecek.
Çekiç Güç’ün oluşumu ve konuşlandırılması Pentagon’un ve ABD Başkanı Bush’un planıydı. Cumhurbaşkanı Özal, bu planı uyguladı.
Özal bu planı uygularken, Kürt liderleri Celal Talabani ve Mesut Barzani ile MİT aracılığıyla ilişkiler kurup Kuzey Irak’taki Kürt devletinin oluşumuna da destek oldu. Böylece, PKK’yı öteki Kürt örgütlerinden soyutlamaya çalıştı.
Bugün, Kuzey Irak’ta özerk bir Kürt devleti kuruldu. Kürtler, kendi meclislerini de oluşturdular. Bu strateji, Saddam’ı devirip Ortadoğu’ya büsbütün egemen olmak isteyen ABD çıkarlarına uygundur. Bunda hiç kuşku yok... Sorun, bu gelişmelerin Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun olup olmadığıdır.
Kürt öğesi, oldum olası batılı devletlerin kendi çıkarları için kullandıkları bu kozdur. Kürt ayaklanmaları, Batı’nın çıkarlarına uygunsa desteklenir, değilse bu destek geri çekilir. Kürt tarihi, bu oyunlar ile doludur.
Örneğin İngilizler, Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasında Kürtleri, Ankara hükümetine karşı ayaklandırmaya çalışmışlardı.
İngiltere, 1932 yılında Irak yönetimine karşı ayaklanan Şeyh Mahmut Berzenci’ye karşı Irak hükümetini destekledi. Oysa aynı İngiliz hükümetinin Şeyh Mahmut Berzenci ile arası, 1918 yılında Şeyh’in İngilizlerden özerklik isteyebileceği kadar iyiydi.
1970’li yıllarda da ABD, Baas rejimini yıkabilmek için Molla Mustafa Barzani’yi destekledi. ABD ve İran, Irak’taki Baas rejimini yıkmak için Molla Mustafa Barzani’nin desteklenmesine karar vermişlerdi. Amerika, Molla Mustafa Barzani’ye her türlü askeri ve lojistik desteği sağladı. ABD-Barzani ilişkileri, Başkan Carter’in Dışişleri Bakanı Kissinger tarafından yürütüldü. Molla Mustafa Barzani, 1974 ayaklanmasına bu desteklerle başladı.
Askeri yardım, İran üzerinden yapılmaktaydı. Bu işbirliği ve yardım, Irak- İran arasındaki anlaşmaya kadar sürdü. Kürt ayaklanmasının arkasındaki İran ve Amerika desteği çekilince Molla Mustafa Barzani, Baas rejimine yenik düştü. Molla Mustafa Barzani, Amerika’ya götürüldü. Ve bir Amerikan askeri hastanesinde öldü.
Başkan Bush’un Körfez Savaşı’nın hemen sonrasında Celal Talabani ve Mesut Barzani’ye sağladığı destek, Başkan Carter’ın 70’li yıllarda Molla Mustafa Barzani’ye sağladığı desteğe benziyor.
Körfez savaşından hemen sonra Saddam’a karşı ABD tarafından ayaklanmaya kışkırtılan Kürtler başarılı olamayınca, bu kez Saddam’ın acımasız teröründen ve baskısından korkarak Türkiye’ye sığındılar.
Bu olay da Amerika’nın işine geldi. Kimsenin karşı çıkamayacağı “insani yardım” gerekçesi, “Çekiç Güç”ün de kuruluş gerekçesi oldu.
Türkiye’nin Ortadoğu siyaseti, DP döneminden bu yana “ABD’nin ileri karakolu” olmak ve “Batı’nın petrol bekçiliğini yapmak” gibi işlev ve konumları aşamadı. Batı’dan da batıcı, Amerika’dan da Amerikancı ve NATO’dan da NATO’cu bu siyaset, Türkiye’yi Ortadoğu halkları ile hep karşı karşıya getirdi.
Bugün bölgede “Çekiç Güç”ün koruması altında ve “Amerikan mandacılığı”nda bir Kürt devleti kuruluyor. Sevr Anlaşması’nın Kürtlere özerklik verilmesini öngören 62. maddesi de “Çekiç Güç” eliyle uygulanıyor!