Yaşasın tiyatro!

Yaşasın tiyatro!

27.03.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

27 Mart. Bu yıl Tiyatro Günü uluslararası bildiriyi Peter Sellars, Türkiye’dekini ise meslektaşım, arkadaşım Seçkin Selvi hazırladı. Her ikisinde de tiyatronun barış tutkusuna gönderme yapılması, “insanca yaşanan ortamlar” arzusu boşuna değil. Şiddet bağımlısı bu dünyada ve toplumda başka türlüsü düşünülemez. (Bildiriler  bu sayfada) Aşağıdaki de benim manifestom: 

KARANLIKTAKİ IŞIK      

Işıklar söndü. Karanlıktayım. Bütün salon karanlıkta... O büyük karanlıkta perdenin açılmasını bekliyorum.

Tek başımayım. Ama yalnız değil. Omuz başımdakilerle birlikte atıyor nabzım.

Perde ha açıldı ha açılacak. Soluğumu tutuyorum. Bir törene ilk adımımı atmanın heyecanını duyuyorum içimde.

Soluğumu tuttuğum o an, o heyecan için seviyorum tiyatroyu.

Ve işte perde açılıyor. Ve ardında ışık!

Perdenin ardından bana ulaşan sahnedeki ışık için seviyorum tiyatroyu.

Işıkla birlikte sonsuz bir birikim...

Yüzyıllar öncesinden ya da günümüzden birileri önce düşledi bu oyunu. Düşünü sözcüklere döktü, kâğıda döktü.

Birileri bu yazıları kendi düşünün bir parçası saydı; yeniden ama bu kez sahne üzerinde yarattı.

Birilerinin bu düşleri, başkalarının düşleriyle, anlatılarıyla örtüştü;  müziğe, dekora, aksesuara, maska, ışığa, koreografiye dönüştü.

Ve birileri oyunculuk güçleriyle, bu düşleri yeniden yorumladı. Tümü bir araya gelip, düşleri gerçek; anlatıyı hepimizin kıldı. 

Bu birikim için seviyorum tiyatroyu.

Düşleri gerçek; anlatıyı hepimizin ve benim kıldığı için seviyorum tiyatroyu. Onca emek, onca alın teri, onca yaratıcı güç ve onca coşkuyu bir arada yoğurduğu için seviyorum tiyatroyu...

Ve işte perde açıldı. Ardından ışık... Karanlıktaki ışık... 

Işıkta en bildiğim ya da hiç bilmediğim dünyalar, toplumlar, bireyler... Işıkta, dünyanın ve insanın değişebilirliği...

O ışıkta, kendimi ararken başkalarını keşfediyorum. Başkalarına yöneldiğimde kendimi tanır gibi oluyorum.

O ışıkta belki sorularıma yanıt bulamıyorum ama soruları çoğaltıyorum.

O ışıkta, bir soluk, bir duruş, bir susuş, bir bakış, bir fısıltı, bir renk yeryüzünü kucaklamama yetiyor.

O ışıkta, bir yüz, bir insan, yıldızlara uzanmama yol açıyor.

Yeryüzünü kucaklamaya, yıldızlara uzanmaya olanak tanıdığı için seviyorum tiyatroyu.

O ışığı var etmek için en az iki şey gerekiyor: Sahnede bir  insan.. Ve sahneyi izleyen bir insan. İnsandan insana bu dolaysız ilişki için seviyorum tiyatroyu.

Karanlıktaki ışığı yakalamak bir tutkudur. Bu tutkuyu seviyorum. 

Dünya Tiyatro gününüz kutlu olsun! 

GÜLÜMSEMENİN GÜCÜ VE AYDIN ENGİN

Sevgili Aydın Engin

Sen gideli, hayattayken yüzüne bakmayanlar bile methiyeler düzmeye; kin ve nefretten beslenenler ise suçlama yarışına girişmeye başladılar! Sen olsaydın, bundan kesin bir “Devr-i Yalakalık” oyunu daha çıkarırdın!  

Devr-i Süleyman” oyunuyla girdin benim gibi tiyatro tutkunlarının hayatına. Yıl 1967’ydi:  Tuncel Kurtiz, Tuncer Necmioğlu, Umur Bugay ve Müjdat Gezen’le birlikte Halk Oyuncuları’nı kurduğunuzda. Yazdığın ve yönettiğin o oyun, fırtına gibi girdi yaşamımıza. Tiyatroda nitelikli eleştirel gülmecenin  yolunu açarken aynı zamanda  devrimci olmanın illaki asık suratlı olmadığının  örneğini veriyor; o dört ölümsüz oyuncuyu da bize armağan ediyordu. 

Tiyatroyla başlayan; gazetecilik yıllarında ilerleyen, hele birlikte çalıştığımız dönemlerde iyice pekişen dostluğumuzda, senden en çok neyi öğrendim biliyor musun: Gülümsemenin gücünü... ( Mehmet Aksoy, Tan Oral, Halit Kıvanç üzerine yazdığın değerli kitapları, muhteşem gözlemciliğini sergilediğin  gülmece kitaplarını şimdilik bir yana  bırakıyorum.)  Bir gülümsemenin, en ağır silahlardan daha güçlü olabileceğini senden öğrendim. 

Yeni Ortam  (hem dergi, hem gazete) Politika, Cumhuriyet (1992-2002 ve 2014-2018), Birgün, Agos, T24’e katkıların için, hayatımızı zenginleştirdiğin, güzelleştirdiğin için sonsuz teşekkürler. 

Oya Baydar’a, Ekim’e, tüm sevenlerine sabırlar diliyorum.   

Yazarın Son Yazıları

Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026
Yumruklar havada yürüdük tek polis görmedik!

Yedi gün önceydi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih...

Devamını Oku
30.04.2026
Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün.

Devamını Oku
26.04.2026
Bayram mı, yoksa vicdan sınavı mı?

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Devamını Oku
23.04.2026
Merhaba Günü

İktidara geldiklerinde dindar ve kindar bir kuşak yetiştireceklerini açıkladılar.

Devamını Oku
19.04.2026
Hrant Dink Hafıza Mekânı

Zaman uçuyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Operasyon arası sanat

27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon.

Devamını Oku
12.04.2026
Teşekkürler Zülfü Livaneli

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

Devamını Oku
09.04.2026
Tiyatro ve eleştiri

Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden bir çağrı alınca “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk.

Devamını Oku
05.04.2026
Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi?

Devamını Oku
02.04.2026
Semiha Berksoy: Kendi mitolojisini yaratan sanatçı

Minicik bir kız çocuğu.

Devamını Oku
29.03.2026
Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025