Köşe Yazısı

A+ A-

Atatürk’ün çocukları kazandı

27 Haziran 2019 Perşembe

Başlığa aldığım bu tümce benim değil... Yurtdışında yaşayan, Türkiye’yi çok seven yabancı bir arkadaşımın tümcesi... Seçim sonuçlarını öğrenir öğrenmez bana yolladığı kutlama mesajı bu üç sözcükle başlıyordu. “Atatürk’ün çocukları kazandı... İstanbul’u, Türkiye’yi, hepinizi kutluyorum.” O kadar hoşuma gitti ki alıp başlığa koydum.
Sevincimi, coşkumu bastırıp önce şunu vurgulamalıyım: 23 Haziran seçiminin sonucu, yeni bir başlangıcı işaret ediyor:
Tek adam rejimine mahkûm olmadığımızı gösteriyor.
Daha güzel, daha adil, daha eşitlikçi bir Türkiye mümkün umudunu yeşertiyor.
Bu topraklarda yaşayan insanların bam teline basmamak gerektiğini kanıtlıyor.
Milleti aptal yerine koymanın ters teptiğini ortaya koyuyor.
Siyasal İslamın Türkiye’nin geleceği olamayacağını, bu milletin Atatürk’ün akıl ve ilim yolundan vazgeçmeyeceğini gösteriyor.
Azimle, inançla doğru seçimlerle kaderini ele alabileceğine işaret ediyor.

23 Haziran’da öğrendiklerimiz
Kimilerinin dinmeyen hırsı nedeniyle haksız yere yenilenen seçiminlerden sadece 800 binlik farkla değil, milletçe sayısız dersler alarak da çıktık. Hâlâ ders almayanlar varsa da, en azından öğrenmemiz gerekenleri sıralamak istedim:
-Umudu ve güveni asla yitirmeyeceksin.
-Hakkını sonuna dek arayacaksın.
-Örgütlü ekip çalışmasına inanacaksın.
-Çok çalışacaksın.
-Yalan söylemeyeceksin.
-Hırsızlık yapmayacaksın.
-Yaşadığın kente ihanet etmeyeceksin.
Diyebilirsiniz ki bunlar vicdan sahibi, kafası çalışan herkesin bildikleri... Bilmesi gerekenler... Bunca zor ve acılı yola gerek yoktu. Gelin görün ki burası Türkiye.
Sıralamaya devam ediyorum.

İnsanlık onuru
- Haksız suçlamalar üretmek (FETÖ, PKK, Sisi, ateist, terörist, oyları çaldılar, vb.) suçlanana değil, suçlayana zarar verir.
- Ayrımcılık, (etnik köken, mezhep, dini, sınıfsal, cinsiyetçi her tür ayırımcılık) birleştirici kucaklayıcı olanın karşısında yenilmeye mahkûmdur.
- Sevgi dili her zaman nefret dilinden üstün gelir...
- Kavgadan, gerilimden, şiddetten medet ummak, uzun vadede mutlak kaybettirir.
- Hak haksızlıktan, aydınlık karanlıktan üstündür.
- Tehdit ve baskı ile kimilerini bir süre korkutursunuz, ama o tehditler size nefret olarak geri döner.
- Şeffaflık, dürüstlük karşısında, “rant ve çıkarları kaybetmemek için her şey mubahtır” anlayışı çökmeye mahkûmdur. (Her şeyin içine ahlaksızlık da giriyor.)
- Güler yüz, parmak sallamayı; alçakgönüllülük, açgözlülüğü; samimiyet, şatafat ve gösteriş açlığını; tevazu böbürlenmeyi; sahicilik, kibri alt eder.
- İnsanların onuruyla oynadınız mı, sonunuz yakındır...

Bir başlangıç
Bütün bunları bize yeniden hatırlattığı için Ekrem Başkan’a, gece gündüz çalışan tüm ekibine ve tüm gönüllülere, olanaksızı olur kılan tüm seçmenlere teşekkür ediyorum.
23 Haziran son değil başlangıçtı. Bu başlangıcın ülkeme yeniden hak ve hukuku da getireceğine inanıyorum. Kuvvetler ayrılığıyla ya da “Gezi davası” dediğimiz garabetle başlanabilir mesela...
Öyleyse... Öyleyse... Nâzım Hikmet’in şu dizelerini Ekrem İmamoğlu’na ithaf ediyorum:
En güzel deniz:
henüz gidilmemiş olandır,
En güzel çocuk:
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız,
Ve sana söylemek istedigim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür...