Bayern’e karşı formalite maçı oynar gibi Beşiktaş. Oysa ki Şampiyonlar Ligi’nde çarşamba akşamı 2 maç oynanıyor ve sadece 4 takım sahneye çıkıyor. En önemli vitrin bu; senin çapını da, kaliteni de gösterecek. Ama belli ki Beşiktaş için gruplardan sonrası sadece hayalde kalmış. Münih’teki maçta da defansif bir kadro çıkmıştı zaten. Bu kez daha da kötüsü yedek ağırlıklı bir takım tercih edilmiş. Türkiye Kupası’nda Manisaspor’a çıkardığın on birle Bayern’e karşı oynuyorsun. Pepe ve Tosic sakat, Vida cezalı iken Fabri, Talisca, Babel, Negredo ve Atiba da kulübede. Buna karşın ilk maçı 5-0 almış Bayern tam kadro.
Tüm eksiklerine rağmen Siyah-Beyazlılar hücum etmekte çok zorlanmadı. Hatta oyunda dengeyi kurdu. Çünkü orta alanda hem Oğuzhan hem Tolgay var. Quaresma, Lens ve Love kendine değil takıma oynasalar gol de gelecek. İki hafta önce orta saha Atiba-Medel şimdi Tolgay-Oğuzhan. Bunun adı korku. Bayern’e eleneceksen Bayern gibi oynayarak elen. Seni buralara getiren futbolunu oyna. Dünya, Beşiktaş’ı Başakşehir maçında değil bu maçta izliyor. Üstelik Bayern üzerine gidilirse açık veren bir takım. Ama hücum becerileri müthiş. Yine de Bayern’in 1. golü geriye gelmeyen Quaresma ve artık gücü yetmeyen Gökhan’ın hatasından, 2. golleri de boş bırakılan kalede Gökhan’ın istemsiz hareketinden. Ve nihayet 60’da Talisca ve Atiba giriyor oyuna; Tolgay ve Lens çıkıyor. Ve anında Kartal’ın golü de geliyor. Taraftar da umutlanıyor, adeta döktürüyor. Bu arada maç eksiği olan Pektemek hâlâ oyunda. Bunun bir tek izahı var; hoca, yönetime “Cenk’i verirseniz böyle olur” diyor. Biz Kartal’dan gol beklerken Bayern 3. golünü de buluyor. Ve Beşiktaş taraftarın alkışları eşliğinde “Benden bu kadar” diyor.
Kartal’dan bu kadar
Yazarın Son Yazıları
Burak Yılmaz’ın hakem yönetimlerine ilişkin, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu sorumlularına ilişkin açıklamalarına şaşırdınız mı?
Sevgili Lucescu’yu kaybettik. Çok üzgünüm. Ama böylesine değer görerek, böylesine sevilerek aramızdan ayrılması hep tek tesellim olacak.
Bir hakem nasıl olur da ta orta sahadan bir penaltıya hükmedebilir.
Oyun müthiş bir mücadele ile başlıyor
Tam 24 yıl bekledikten sonra Dünya Kupası’na katılıyoruz.
Şimdi gözler Milli Takım’ın bu akşam Romanya ile oynayacağı kritik maçta.
Galatasaray derbisinde doğan şüpheler ve yanlış hakem kararlarına doyurucu bir cevap gelmedi hâlâ.
Anımsayın neyin sözünü vererek TFF’nin başına geçmişti İbrahim Hacıosmanoğlu, “Şeffaf ve adil bir yönetim”.
Beşiktaş’ın yeni oyuncuları derbinin ağırlığı altında ezilmiş gibi başlıyorlar oyuna.
Bir sürü masrafa girildi ama bu yeni transferler yeteneklerinin ötesinde takımı sahiplenişleriyle de beğeni topluyor. Sonuçta Beşiktaş artık taraftarına ümit veriyor. Ve Beşiktaş uzun bir aranın ardından eski “büyük takım” kimliğine kavuşuyor.
Bu kadar yeni oyuncu olunca Beşiktaş için her 90 dakika artık bir test maçı gibi.
Sürekli tekrarlayıp duruyorum; bir takımın başarısı için olmazsa olmaz şeyler istikrar ve uyum.
Kendimi sürekli tekrarlıyorum; başarı için en önemli şeyin istikrar olduğu konusunda.
Tamam sürekli yeni transferle takımda istikrar yakalamak zor. Tamam Beşiktaş’ın Alanya maçındaki yeni transferleri -Oh hariç- ilk kez takıma katıldıklarından oraya buraya gereksiz koşarak alanlarını boş bıraktılar. Ve Alanya’nın kolay goller bulması da bu yüzdendi. Tamam Sergen Yalçın’ın takıntıları var. Tamam takımın hiçbir oturmuş oyun planı yok; kanatlar bomboş, orta alan bomboş.
Anlaşılıyor ki Beşiktaş’ta planlı programlı hiçbir hareket yok.
Beşiktaş’taki transfer sorumlularının doğru dürüst birini alamayacakları belli oldu.
Beşiktaş kalanlarla zorunluluktan bir 11 kurmuş.
Beşiktaş’tan giden gidene.
Maçın en kötü başlayanı uydurduğu faul düdükleriyle orta hakemdi.
Medyamızın, taraftarların, menajerlerin ve aracıların en sevdiği dönemdeyiz; ara transfer dönemi.
Yeni bir yıla daha girdik ama sorunlarımızı da birlikte getirerek.
Cerny, Abraham ve Orkun’un bireysel becerilerine kalmış her şey. Oyun içinde dalgalanmalar, skorlarda dalgalanmalar hep bu yüzden. “Bireysel hata” gibi ucuz mazeretlerden değil.
Her iki takımda da büyük eksikler var.
Sakat, cezalı ve milli takımlara gidenler nedeniyle Beşiktaş’ta Demir Ege, Kartal ve Taylan ilk on birde.
Yine değişen bir şey yok; ne maç yönetimlerinde, ne hakem atamalarında ne de kulüp yöneticilerinin tavırlarında.
Böyle skor korunamaz, korunamıyor da zaten. Skor eşitleniyor: 3-3. Uzatmalarda Beşiktaş’ı Allah koruyor. Sonuçta ben de skoru belirleyen VAR ile ilgili Trabzonlu TFF Başkanı’ndan bir açıklama bekliyorum.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu yaptığı açıklamalarla bize ne demek istedi?
Beşiktaş’ın ilk on birinde 6-7 oyuncu belli artık. Ama ben mesela Milli Takım kalecisi Mert’in, Sergen Yalçın’la birlikte neden itibar kaybına uğradığını anlamıyorum.
Pazartesi akşamı ne izledik biz?
Baştan söyleyeyim.
Baksanıza adalete olan inancımızın her gün daha da azaldığı şu kirlenmiş futbol ortamını birileri bahis üzerinden temizleme kararı almış.
Önde presle rakip alanda topu tutabilme, savunmadan güvenli çıkışlar, kanatların iyi çalışması Beşiktaş’ın artılarıydı
Beşiktaş’ın son mali kongresi kulüpte işlerin hangi noktalara vardığının bir göstergesi maalesef.
Beşiktaş baskılı ve enerjik başlıyor ve 2 golle öne geçiyor. Ama VAR’ın işgüzarlığıyla, hakemin sarı kartı kırmızıya dönüyor, Orkun gereksiz hareketi yüzünden atılıyor ve Kartal 10 kişi kalıyor.
Bu ligin şaibeli olduğunu zaten hep biliyorduk.
Maçın hemen başında Toure’nn soldan top sürerek ceza alanına girişi, Cerny’nin yerden topu uzatışı ve Cengiz’in net vuruşuyla Beşiktaş Kasımpaşa karşısında öne geçiyor.
Ne sebeple olursa olsun maç ertelenmesine karşıyım.
Süper Lig’i yayıncı kuruluş mu yönetiyor?
Zafer sarhoşluğu içindeyiz.
Maç yazımda “Fırsat kaçtı” başlığını atmıştım.