İlk yarının sonunda, skordaki 1-0’ın dışında, futbol üstünlüğü de var Trabzonspor’un Galatasaray karşısında... Ersun Yanal, belli ki eksilerini rakibinin artılarına göre güçlendirmiş. Artılarını onların zaaflarına göre artırmış. Bu da hemen gösteriyor kendini sahada. İleride ve geride hızla kalabalıklaşabiliyor, orta sahada yaşanabilecek olası zaafiyeti, hem ilerideki hem gerideki futbolcuların desteğiyle giderebiliyorlar. Öyle destansı bir oyun mu? Hayır! Ama elindeki malzemeyle doğruları yapan taraf onlar. Nitekim 23’te N’Doye ile ilk golü imzalıyorlar. Galatasaray’a gelince, öğretmenlerini sevmeyen bir grup yetenekli ama asi öğrencinin kendi çabalarıyla diploma almaya çalışmasına benziyor çabaları. Dersi bilmiyorlar, baştaki ‘öğretmenden’ de ‘ders almaya’ belli ki niyetleri yok, hatta belki de haklılar! Ama bildikleri de ‘sınıfı geçmeye’ yetmiyor işte! Oysa, hedefleri çerçevesinde daha çok çaba göstermesi gereken taraf onlar… İdeale yakın kadro ve ikincilik için artan avantaj da ellerindeyken...
2. yarıya Yusuf’un golüyle başlayan ev sahibi iyice morallenirken Galatasaray’ın şarjı biraz daha azalıyor. Oyunun genelini ‘izlemeyi’ tercih eden Tudor, oyuncu değişiklikleriyle tıkanıklıkları açmaya çalışsa da bir ‘geri dönüş’ için gereken tutku kimseden çıkmıyor. Hatta 65’te Uğur Demirok’un ikinci sarıdan atılması da dengeyi değiştirmiyor. Son dakikalara sarkan beyhude ısrarlara gelince, biraz geç kalıyor! 35 dakika 10 kişi ve daha iyi oynayan Trabzonsporlu futbolcular; taraftarlarının maç başında verdiği ‘DİK OYNA’ mesajına selam ederken; Galatasaray sadece 3 puan değil kalan umutlarını, olası istikrarını, unuttuğu kararlılığını, gideceği daha geldiği gün belli olan hocasını ve çok da geç olmayan bir zamanda yönetimini de muhtemelen ‘kaybediyor’…
Dik oyna
Yazarın Son Yazıları
Galatasaray, Liverpool karşısında maça her açıdan hazır olarak başlıyor...
Çoğu zaman tutuk geçen İstanbul derbilerinden farklı olarak tempolu başlıyor Beşiktaş-Galatasaray derbisi...
Juventus maçının “yenik muzafferi”, ligde açılan yaralarını sarmak için çıkıyor sahaya.
Teoride iki tarafın da hedefi var...
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi yolunda gireceği sınav oldukça zorlu.
Eyüpspor karşısında, Okan Buruk’un rakip açısından göz korkutucu kadro güncellemesi, zaten “Olağan favori” olan Galatasaray’ın elini güçlendiriyor.
Galatasaray’ın puan kaybetmeden yoluna devam etmek, Rizespor’un ise sıralamada yukarılara tırmanmak istediği maçın ilk yarısında puanlar iki tarafa da yakın duruyor ilk başta.
İkinci yarı baskısını iyice artıran Galatasaray, yine bir defans hatasından Icardi ile bir penaltı golü ile skoru dörtleyip koltuğunda rahatça arkasına yaslanıyor
Karagümrük’ün maçtaki özeti “Defans arkası”.
İki Galatasaray var bu sezon.
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası