İstanbul derbisinde, kâğıt üzerinde eksikleri büyük ölçüde dönen ve aldığı mağlubiyetlerden sonra kendini “tedavi” etmek isteyen Beşiktaş avantajlı gözüküyor. İlk düdükle beraber, bu avantaj çimler üzerinde de teyit oluyor. Beşiktaş’ın baskısı Galatasaray’ı 30. dakikaya kadar kendi sahasına hapsediyor. Bu durumda yenilen pres kadar, Fatih Terim’in gücünü ekonomik kullanma taktiği de var. Buna karşılık Beşiktaş hiç boş durmuyor. Geriden başlayan ve kanatlara sarkan ataklarla Galatasaray’ı kilitliyorlar. Ancak onların da son vuruşları yeterli değil ya da başka bir deyişle Galatasaray savunması daha dikkatli. Genel görüntüye bir de her iki tarafın da rakibinin oyununu bozmaya yönelik oyun anlayışı ekleniyor. Bu da “ite-çeke” ilerleyen, fiziksel mücadelesi son derece yüksek ama gol yollarında kısır bir maç izlememizle sonuçlanıyor. Galatasaray’ın hiç pozisyona girmediği maçta kaleye ilk gelişi gol oluyor: 35. dakikada Kerem’in asistini Cicaldau çok güzel bir vuruşla ağlara yolluyor. Sürpriz gole, sürpriz olmayan başka bir golle karşılık veriyor Beşiktaş: Kendi kanadından sık sık ceza sahasına giren Larin, 39. dakikada boşa çıkan Muslera’yı gafil avlayarak skoru eşitliyor. Dengeyi bozan gol, 64’te tam da Fatih Terim takımını oyuncu değişiklikleriyle “güncelledikten” sonra geliyor. Bir Galatasaray klasiği olarak korner vuruşu Larin’le ağları buluyor. Galatasaray skoru dengeleme şansını Vida’nın elle oynamasına çalınan penaltıyla yakalıyor ancak Ersin gole izin vermiyor. Galatasaray ayağına gelen şansı maçın son dakikalarında yaptığı baskıyla telafi etme çalışsa da yetmiyor. Üç önemli puan Beşiktaş’a gidiyor.
Yazarın Son Yazıları
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?
Langırt
Yokluğu yara
Mesele
Nasıl olacak?
Tutuk ama istikrarlı
Uyanış