40. yılında, ‘Su Çürüdü…’

40. yılında, ‘Su Çürüdü…’

15.04.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Elsa Triolet çok sevdiğim romanı “Beyaz At”ta Michel Vigaud’un öyküsünü anlatır bize. Michel Vigaud, kendini göstermeyi sevmez, tek başına, özgür istenci doğrultusunda yaşamak ister. İstemediği bir biçimde yaşamaya zorlanınca da tasını tarağını, bez ayakkabılarını, diş fırçasını, tıraş makinesini kapıp gider. Böyle durumlarda hep şöyle der: “Füme et haline gelmek istemiyorum ben.” Oysa gizliden gizliye bir kahraman kişiliği taşımaktadır içinde. Günün birinde beyaz atına atlayacak, kenti saran hendekteki yılanlar arasından geçerek kuledeki prensesi kurtaracaktır. Ama bunun nasıl olacağını bir türlü bilemez: “Ne biçim dünya bu! Ne kurtaracak şehir kaldı ne öldürülecek bir ejderha! Allah’tan ki yollar var, bir de onlar olmasa.” Bir kez çıkar o fırsat önüne. Bir tek kez görür beyaz atı. Hiç tanımadığı bir askerin hayatını kurtarmak için kendi hayatını vererek değerlendirir bu fırsatı. Kurtardığı asker daha sonra şöyle anlatacaktır olayı: “Tam o sırada, birisinin, bana yardım için koştuğunu gördüm: Michel Vigaud’ydu bu... Bana yardım etmek için koşuyordu ve aynı zamanda patlayan bir bombayla üzerime yıkıldı kaldı. O durmadan kan kaybediyordu, beni suluyordu kanıyla; ve ben, can çekişmekteydim. ‘Affedersin!’ diyordu arada bir. ‘Affedersin yoldaş

*

Ahmet Telli’nin 40. yılında yeniden yayımlanan “Su Çürüdü” kitabını görünce aklıma öncelikle “Beyaz At” romanı düştü. Tıpkı Michel Vigaud gibi Ahmet Telli de uslanmaz bir biçimde yaşam onurunu şiiriyle birleştirdi. Onlarınki yapıştırma bir özveri değildi. Toplumun riyakârlığını içinde hissederken inadına yaşamı savunmakla bağlantılıydı yazdıkları. Bu noktada önemli olan politikanın vaaz ettikleri değil yaşamın değerleriydi. Kendisi de Vigaud gibi böylesine acımasız bir gerçeklik içinde olağanüstü bir diğerkâmlıkla yazdı dizelerini: “Büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak/ onlar ki dünyanın son umudu/ Soyları tükenen birer çılgındırlar.”

*

Paul Eluard’ın, “kapılar tutulmuş, neylersin/ neylersin içerde kalmışız/ yollar kesilmiş/ şehir yenilmiş neylersin?” şiirinin adı “Neylersin”i yıllar sonra kendi kitabının adı yapar. Buradaki hevesi bir başka şairin yaşadığı zamanın ruhunu iliklerine kadar hissetmesi midir? Yoksa o şiirin içinde dönüp dolanırken kendini tartımlayan yeni acılarla Eluard’ı birleştirmesi mi? Onun bitmeyen umutsuzluğu ile inadına insan olmanın değerlerini savunmak adına direnişi bize içindeki kırılgan döngüyü anlatır. Ahmet Telli, “Neylersin”de şunları yazar: “Bir binadan içeri girdiğimizi anlıyorum. Garip, tuhaf bir sessizliğin ortasında ara sıra telsiz cızırtıları. İnsan sesi yok. Kaloriferlerin ısıttığı bir ortamdan yürütülüyorum. Sonra merdivenden çıkıyor, yeniden merdiven çıkıyorum. Kaç kat çıktığımızı aklımda tutmak istiyorum.” Aslında “Su Çürüdü” kitabının ipuçları anlattığı özyaşam parçacıklarıyla bağlantılıdır. 

*

Ankara, bundan kırk yıl önce kan ve is kokmuyor! Yine de 12 Eylül’ün uzun süren kışı artçılarıyla sürüyor. Kolay değil, “yangın yılları”ndan yeni çıkmışız da kahır yıllarına varmamışız. Ahmet abi, “Su çürüdü” demiş, “Adımdan gayrısını bilmiyorum”u da ekleyerek... Oysa fizikte su filan çürümez. Hadi çürüdü diyelim, su biterse yeryüzünde, tek bir canlı kalmaz. Ne küçük bir çocuğun gülüşü ne seke seke koşan bir ceylan ne de saksıdan boynunu uzatmaya çalışan hercai menekşe... İnsana dairdir hayat! Peki mapushanede işkence? Bu yüzden belki de şiirimizin hayatı savunan en güçlü şiirlerinden biridir, büyük bir itirazdır yaşamın sesini yok edenlere, “Su çürüdü.” Bugün yeniden “Su Çürüdü” demenin toplumsal olarak da karşılığı var! 

*

40. yılında özel baskı ile Everest yayınları tarafından basılan Su Çürüdü’de, onurlu yaşamın içinden pirüpak bir edebiyat adamı olarak yürüyen, büyük bir şairin dizelerini yeniden tadacaksınız.

Yazarın Son Yazıları

Zeynel Emre’nin soruları...

2050 yılında -o da doğum kontrolde gerekli başarı sağlanırsa- dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağı varsayılıyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yoksulların haykırışı

Gerhart Hauptmann, “Dokumacılar” adlı eserinde 19. yüzyılın ortalarına doğru Almanya’da, geçimlerini sabahtan akşama kadar, dokuma tezgâhlarından sağlayan yoksul kesim ile fabrikatörler arasındaki uçurumdan doğan eşitsizliklere karşı isyanı anlatır.

Devamını Oku
07.02.2026
36 yıl sonra... Muammer Aksoy

Ankara’da bir kış günü akşam alacasında zaman zaman kendini hatırlatan bir ayaz yalayıp geçiyor yüzleri.

Devamını Oku
31.01.2026
Kolay Öldürümler Ülkesi

Kolay Öldürümler Ülkesi

Devamını Oku
24.01.2026
Adana’da Ahmet Erhan...

Dün Adana’da Tüyap kitap fuarında Cumhuriyet Yayınları’nın düzenlediği bir söyleşi ile Ahmet Erhan’ı andık.

Devamını Oku
17.01.2026
Hani ‘emperyalizm’ modası geçmiş bir sözcüktü bayım!

1999’da Antonio Negri ve Michael Hardt’ın kaleme aldığı “İmparatorluk” yayımlandığı zaman tartışmaların odağı olmuştu.

Devamını Oku
10.01.2026
Acının sonunda aydınlık pencere...

Yüzyıllardır özgürlüğün ne olduğunu anlatmaya çalıştı aydınlar.

Devamını Oku
03.01.2026
A. Kadir’i düşünelim

1940 kuşağının gözde şairlerinden biriydi A. Kadir. Subay babası genç yaşta dünyayı terki diyar eyleyince ailesi yoksulluğa düşmüştü.

Devamını Oku
27.12.2025
Rıfat Ilgaz Sempozyumu

Rıfat Ilgaz’ı üç kere gördüm.

Devamını Oku
20.12.2025
Yayıncılık krizi kapıda...

Yayıncılık krizi kapıda...

Devamını Oku
13.12.2025
Kapitalizmin laneti futbolda şike...

Sam Shepard’ın yazdığı “Aç Sınıfın Laneti” vahşi Amerikan rüyasının çöküşünü bir çiftlikte yaşayan dört kişilik ailenin hikâyesi üzerinden anlatır bize.

Devamını Oku
06.12.2025
Erhan Gökgücü Ödülleri

Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanında aklımda ellenmeden duran bir bölüm vardır.

Devamını Oku
29.11.2025
Çocuk Mezarlığı

Geçtiğimiz hafta Urfa’da marangoz atölyesinde çalışan bir çocuk işçi cezalandırılmak maksadıyla önce soyuldu.

Devamını Oku
22.11.2025
Evler...

Gülten Akın “Evler” şiirinde dediği, “Odaları şarkı tutan ev/ biri mistik biri güncel biri öyle eski/ pancursuz, yeşile gizli, çekilmiş yarışmalardan, melâli hüzünden ayıran ev/ işte o ev”di bizim ev de...

Devamını Oku
15.11.2025
Bizi Öldürdükleri Yer: İlhan Erdost Mezarlığı

12 Mart’ın hemen sonrası.

Devamını Oku
08.11.2025
Otel odalarında…

Otel odalarında…

Devamını Oku
01.11.2025
Bir Davanın Düşündürdükleri: Toplumsal Cinayet

Golding’in “Sineklerin Tanrısı” romanı, dünyanın en güzel adalarından birinde geçer: Mercan.

Devamını Oku
25.10.2025
Kitabın onurunu korumak

D.H. Lawrance “Kitaplar” adlı denemesinde, “Bir kitap iki kapaklı bir yeraltı kovuğudur. Yalan söylemek için eşi bulunmaz bir yer...” diyor.

Devamını Oku
18.10.2025
Okan Toygar’la Ataol Behramoğlu söyleşisi: ‘Hayatımız Güzeldir’

Yıl: 1983. Tren iki saat kadar rötar yaptığı Kapıkule’den ayrılmak üzere.

Devamını Oku
11.10.2025
Bir kadının hikâyesi

Kardeşim Zeynep Altıok’la birlikte geçtiğimiz haziran ayında Kadıköy Belediyesi’nin katkılarıyla Asım Bezirci üzerine bir panel gerçekleştirmiştik; şimdi de Bezirci için o panelden yola çıkarak hazırlayacağımız bir kitap çalışması için kolları sıvadık.

Devamını Oku
04.10.2025
Dil Derneği’nin Dil Bayramı’nda Yaşar Kemal

“Çocukluğum cennetimdi.” Annemle birlikte Türk Dil Kurumu’nun merdivenlerinden tırmanır...

Devamını Oku
27.09.2025
Çizgi roman denilince...

90’lı yıllarda Ankara’da bir üniversite öğrencisiyken ders çıkışı sınıf arkadaşımla sahafları dolaşırdık.

Devamını Oku
20.09.2025
Hangi 12 Eylül?

Yıllar önce okumuştum Yiğit Bener’in yazdığı “Eksik Taşlar” romanını.

Devamını Oku
13.09.2025
Kültürün demokratikleşmesi için festivallerin yaygınlaşması

Son yıllarda “kültür politikası” üzerine çok sayıda çalışmanın karşımıza çıktığı bir gerçek.

Devamını Oku
06.09.2025
Yanı başımızda oluşan nefret dili

Coetzee’nin çok sevdiğim romanı “Utanç”a, bir “modern diller” hocasının, Cape Town Teknik Üniversitesi’nde “romantik şairler” konulu bir ders verirken öğrencisiyle yaşadığı rahatsızlık verici ilişkiyi sorgulayarak başlarız.

Devamını Oku
30.08.2025
İki deprem: Sındırgı depremi ile siyaset depremi

“Hadi, gelin de dikkatle seyredin bu korkunç yıkıntıları,/ Küllerini şu talihsizin, şu döküntüleri, şu kalıntıları...”

Devamını Oku
16.08.2025
Gazze’de katliam, dünyada ikiyüzlülük

Geçtiğimiz günlerde son on beş yıldır Gazze’ye gönüllü olarak giden İngiliz doktor Nick Maynard’ın İsrail’de devam eden gaddarlığı anlattığı haberler yansıdı basına.

Devamını Oku
02.08.2025
Adalet terazisi

Paris’te bir sonbahar günüydü...

Devamını Oku
26.07.2025
Attila Jozsef dosyası

“Notos” dergi bu ayki sayısında Sevgican Yağcı Aksel’in hazırladığı Attila Jozsef dosyasıyla okurla buluşuyor.

Devamını Oku
19.07.2025
Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Sivas’tan sonra Rıfat Ilgaz’ı anımsamak...

Devamını Oku
12.07.2025
Bir yangının külü...

Yanıyoruz. Hem de birer ikişer değil, azar azar değil, biner biner...

Devamını Oku
05.07.2025
Bilimden yana edebiyata doğru

Bizlerin yaşam döngüsü tam otuz iki yıldır ortaçağ karanlığı olarak nitelendirdiğimiz Sivas katliamının yaşandığı o kara günde saklı...

Devamını Oku
28.06.2025
Nükleer savaş dersleri

Bazı kitaplardan bazen bir duygu tohumu, bir im kalır geriye.

Devamını Oku
21.06.2025
Siz Nihat Genç deyin ben abi…

Gökbilimciler, iki yıldızın evrende çarpışmasını “birleşme” olarak yorumlar...

Devamını Oku
14.06.2025
Cezaevi kapısında...

Bugün bayramın ikinci günü. Canımız sıkkın, yüreğimiz buruk. Düşünceleri nedeniyle kırk kilit altına alınanlarla özgürce buluşuncaya kadar tadımız tuzumuz yok!

Devamını Oku
07.06.2025
Sarıyer Edebiyat Günleri

Geçtiğimiz hafta pazar günü Sarıyer Belediyesi’nin düzenlediği “12. Sarıyer Edebiyat Günleri”nde “Öykücülüğümüzün Yüz Yılı” başlıklı bir panelde Sadık Aslankara, Özcan Karabulut, Hürriyet Yaşar’la birlikte konuşmacıydım.

Devamını Oku
31.05.2025
Bir Aydınlanmacı: Refik Ahmet Sevengil

Elimde uzun süredir Cemal Ünlü’nün kaleme aldığı “Söylemenin Vakti Var: Bir Yirminci Yüzyıl Bilgesi: Refik Ahmet Sevengil” kitabı var.

Devamını Oku
24.05.2025
İç sıkıntısı

Umutsuzluk ölümcül sayılabilecek bir hastalıktır. Büyük iç sıkıntıları daha çok geçmişle değil gelecekle ilişkilidir. İnsan geçen günlerden çok gelecek günlere ilişkin kaygı duyar.

Devamını Oku
17.05.2025
Dün, bugün, yarın

Dün, bugün, yarın

Devamını Oku
10.05.2025
Bir ‘örgü’ meselesi

Bir ‘örgü’ meselesi

Devamını Oku
03.05.2025