Türkiye’nin Aydınlık Yüzü / Belleğimizin Bekçisi: Metin Sözen

Türkiye’nin Aydınlık Yüzü / Belleğimizin Bekçisi: Metin Sözen

03.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Metin Sözen: (24 Mayıs 1936, Harput, Elazığ-31 Temmuz 2025, İstanbul)...

Bir kez daha Behçet Necatigil Hoca’mızın dediği gibi “Adı soyadı, açılır parantez, kapanır parantez. Arada ne varsa hepsi o minicik çizginin içinde...” Metin Sözen o minicik çizginin içine neler neler sığdırmıştı. Haberi aldığımdan beri, sözcükler, kavramlar, tanımlamalar, anılar gözlerimi

n önünde ve yüreğimde uçuşup duruyor: Mimarlık. Sanat tarihi. Kültür mirası. Korumacı. Eğitmen. Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL). Tarihi Kentler Birliği... Her biri beni asla terk etmeyecek kitapların yazarı...

Ama aynı zamanda: O, belleğimizin bekçisi. O, Anadolu sevdalısı. O, kültür savaşçısı. O, ülkemin aydınlık yüzü... Sanki Anadolu’nun tüm hafızasını omuzlarında taşıyordu. Unutulmuşun sesini, yok sayılmışın izini bugüne taşıyan; hepimizi kışkırtan, daha çok merak etmemizi, öğrenmemizi, araştırmamızı isteyen, genç kuşakları etkileyendi.

BENİ NE ÇOK KIŞKIRTTI

70’li yılların başlarındaydı. Metin Sözen’i tanımıştım ve adeta hayatım değişmişti.

Hiç unutmuyorum,Zeynep, Safranbolu’yu görmeyen insan, bu ülkede bir gözü kör gibidir” demişti.

Bu söz üzerine, iki gözü bile az bulan ben, soluğu Safranbolu’da almıştım. O zamanlar ne Safranbolu ne de o muhteşem evleri bu kadar ünlenmişti. Sit alanı ilan edilmemiş, henüz UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası” listesine alınmamıştı. Ama o güzelim evlerde yaşayan güzelim insanlar koruma bilincine sahipti ve bunda Metin Sözen’in azmi, inadı, sevdası, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjisi en önemli etkendi.

Sadece Safranbolu değil elbet. Anadolu’nun birçok köşesi onun bilgeliğinden, korumacılıkla kalkınmanın iç içe gelişmesini savunan düşüncelerinden yararlandı. Safranbolu’nun yeniden ayağa kalkışını, Mardin’de taşlara kazınmış şiiri duyumsamak, Gaziantep’i kültürel merkezlerle buluşturmak, Amasya’da bir avlunun gölgesindeki tarihi hissetmek, Anadolu’da Akkoyunlu mimarisinin, Selçuklu mimarisinin peşine düşmek, Türk mimarlığının tarihsel gelişimini izlemek... Bütün bunlar ve daha niceleri için beni ne çok kışkırtmıştı Metin Sözen... Gözlerimi açtı, baktığımı görmemi sağladı. Bilgiyi, birikimi paylaşmamı sağladı. Ona minnettarlığım hiç ama hiç bitmeyecek.

ONDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ

Halk dalkavukluğunun, popülizmin en gözde olduğu dönemlerde bile binlerce yıllık birikimini gün ışığına çıkarmaya çalışırken Metin Sözen’in en önem verdiği ve mutlak savunduğu kavram kültürel demokrasiydi. Ayırımcılıktan nefret ederdi. Bu aynı zamanda bir tür vatanseverlikti. Harabeleri diriltmeye, kent, kasaba ve köyleri korumaya, camileri, kiliseleri, havraları, hanları, hamamları, gelecek kuşaklara aktarmaya adanmış bir hayat...

Ondan bir de şunu öğrendik: Kültürel miras, sadece geçmişin izleri değildir; geleceğin de temelidir. Kentlerin belleği, insanın kimliğiyle örülüdür. O, bu bilinci yalnızca akademik çevrelerde değil; köy kahvelerinde, yerel yönetimlerin dar bütçelerinde, gençlerin, öğrencilerinin coşkularında yeşertti.

Günümüzün TOKİ egemenliğinde kültürel mirası yok sayarak, hoyratça kentlere ihanet eden yöneticiler, inanın Metin Sözen’i tanımış, kitaplarından birini okumuş, ondan feyz almış olsalardı bugün böylesine rezilliklere yol açmazlar, geçmişimizi ve geleceğimizi böylesine tehlikeye sürüklemezlerdi.

Sevgili Metin Sözen, iyi ki bir Anadolu sevdalısı olarak onca yere dokundun, hepimize emeğin geçti. Artık dinlenebilirsin biraz. Ve şimdi bizlere ve bizden sonraki vicdanlı kuşaklara düşen görev, senin açtığın yolda yürümek, senin gibi sevmek... Anadolu’yu, geçmişi, kimliğimizi... Ve geleceğimizi. Tüm sevenlerine, öğrencilerine, güzel ailene sabırlar diliyorum. 

İlgili Konular: #anadolu #UNESCO

Yazarın Son Yazıları

Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025