Ülkemin sis çanları

Ülkemin sis çanları

07.04.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Muhalifleri “vatandaşlıktan atarız” diye, 12 Eylül faşizmini anımsatan söylemler... “Hepimiz tacizciyiz, tecavüzcüyüz” anlamına gelebilecek toplu çıkışlar... Şiddeti şiddetle çözme; taş üstünde taş, baş üzerinde baş bırakmama kararlılığı...
Bunlar arasında ansızın:
“Uyumayacaksın
Memleketinin hali
Seni seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o sen değilsin
Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamayacaksın D
üzelmeden memleketin hali

Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku giremez ki...
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın.”

Şimdi durup dururken, Melih Cevdet Anday’ın 1952’de yazdığı “Telgrafhane” adlı bu ölümsüz şiir de nereden çıktı demeyin sakın. Durup dururken değil bir kere.

Gece uçuşları
Yaşamda en çok sis çanlarına ihtiyacımız olduğu bir anda karşıma çıktı Anday’ın şiiri. İshak Reyna’nın çağdaş edebiyatımızdan seçtiği 53 şairin üçer şiirini bir araya getirdiği “Gece Uçuşları” adlı kitapta. (Günışığı Kitaplığı)
Gençlere yönelik bu seçkinin özelliği, seçimin muhteşem bir özenle yapılmış olması. En köklüyle en “genç” arasında tekilden çoğula; özelden genele uzanan bir yelpazede şiirimizin söz ve biçim estetiğini geçirdiği evreleri, değişimi vurgulayarak bir senteze ulaşması...
Yılın her haftasına bir şair düşüyor. En yaşlısı Yahya Kemal (d.1884), en genci Gonca Özmen (d.1982)...
Şiir kanınıza bir kez girmeye görsün, kurtuluş yok! Her eve “Gece Uçuşları” girdi mi, daha mutlu bir ülkeye sahip olacağımızdan kuşkum yok.

Barış gazeteciliği
Bir başka “sis çanı”: Şiddet sarmalında savrulduğumuz şu sıralarda gazete başlıklarına bakmak bile insanı, insanlığından utandırmaya yetiyor. Şiddetin nasıl körüklendiğini; vazgeçtim yorumdan haberde kullanılan dilin bile nasıl kin, nefret, intikam koktuğunu; kutuplaşmanın nasıl körüklendiğini hep görüyoruz.
Gazeteciliğin tek yolu bu değil. Başka bir tür gazetecilik de var. Adı Barış Gazeteciliği. Gerekli, daha doğrusu kaçınılmaz olan, öğrenebilen, barıştan yana taraf olan bu gazeteciliğe “Barış Gazeteciliği” diyoruz.
Sevda Alankuş’un hazırladığı “Barış Gazeteciliği Elkitabı” (Bia- Net- İPS Vakfı) her gazetecinin içselleştirmesi gereken bir rehber.
Propaganda değil “hakikat” odaklı, zafer yönelimli değil çözüm yönelimli, sonuç odaklı değil süreç odaklı, biz ve onlar karşıtlığının değil her kültüre saygılı, bilgilendirmeye dayalı, şiddet dilinden arınmış bir gazetecilik...
Her gazetecinin değil, Meclis’teki her insanın da mutlak okuması, çalışması, yararlanması gereken bir kitap!

Şu çılgın gençler
Turgut Özakman’ın kitabından sonra “Çılgın Türkler” sözcüğü anlam değiştirdi! “Deli, hesapsız, gerçeklerden uzak değil, tam tersine yurdunu seven, olanaksızı olur kılan, azimli, dürüst, namuslu yurttaş” anlamını üstlendi.
Çağdaş Cengiz’in derlediği “Şu Çılgın Gençler” kitabı (Kaynak Yayınları) Türkiye Gençlik Birliği’nin on yıllık serüvenini, azmini, çabasını, kurucuların, katılımcıların, temsilcilerin dilinden ve yüreğinden anlatıyor. Önsöz Yılmaz Özdil’e ait.
Kitap gücünü gençlik ateşinden, Atatürk ilkelerinden, devrimci tutkusundan ve yaşanmışlıktan alıyor. Son on yılda yaşadıklarımıza bir de gençlerin penceresinden bakmak çok yararlı!  

Yazarın Son Yazıları

‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025