Şurası bir gerçek; Galatasaray adına perşembenin gelişi aslında çarşambadan belli… Sezona rüzgâr gibi giren, A’sından Z’sine değişen bir takımdan beklenmeyecek bir performans gösteren Sarı - Kırmızılılar, Karabük maçından beri o rüzgârı hissettirmiyor. Nitekim Trabzon karşısında bu durgunluk artık kendini iyice hissettiriyor. Değişen teknik direktörüne rağmen Trabzonspor’da da pek ışık olmayınca ilk yarı körlerin düellosu olarak yaşanıyor. İki tarafın da çabası var, pozisyonları da ama hepsi o kadar plansız ve amaçsız ki gol hanesine yazılmıyor. İlk yarının en önemli olayı, Olcay’ın başlattığı bir arbede sonucu hem kendisinin hem de Feghouli’nin kırmızı kartla atılması. İkinci yarıya hızlı başlayan Trabzonspor oluyor. Ev sahibi, G.Saray’ı en büyük zaafından yakalıyor: Duran top. Soldan kullanılan atışı N’Doye, 49. dakikada tamamlayıp ağlara kavuşturuyor.
G.Saray’ın skoru eşitleme çabasıyla oynunu ‘darmadağın’ edip işi ‘variyete’ye dökmesi, skorda ve evinde daha rahat olan ve 2. yarıda oyununu oturtan Trabzonspor’un işine yarıyor. 70. dakikada G.Saray’ın boş döndüğü bir atağa hızlı reaksiyon verip Yusuf’la 2. golü buluyorlar. 86’da Yasin - Rodrigues ikilisinin çabası golü getiriyor. Tam umutlanmış ve hızlanmışken Ndiaye’nin 2. sarıdan atılması rüzgârı yine kesiyor. Peşpeşe gelen yenilgiler ve çalkantıların ardından Trabzonspor, lidere ilk yenilgisini tattırarak moral toparken G.Saray’da bir sorun artık net gözüküyor: Karşı taraftan gelen aksiyonlara reaksiyon verememesi. Kilitlenen oyunu açmakta hem sahada hem de kenar müdahalelerde yetersiz kalması. Rüzgâr kesilince bu itici güce duyulan ihtiyaç çok daha fazla hissediliyor. Ve eğer hedef şampiyonluk olacaksa, bu durum da en az ‘duran top’ zaafı kadar acil müdahale gerektiriyor.
Aksiyon-reaksiyon
Yazarın Son Yazıları
Son dönem derbilerinde görmediğimiz kadar ofansif bir futbolla başlıyor maç.
Çok değil 4 gün önce karşı karşıya gelmişti iki takım.
Gençlerbirliği ligin dibine kaymaktan kurtulmaya; Galatasaray liderlik koltuğundaki huzurunu bozmamaya çabalıyor…
Taktik mi yoksa psikoloji mi bilinmez, Galatasaray karşısında Kocaelispor, ilk yarıyı her anlamda “arkasına yaslanarak” geçiriyor…
Ama Galatasaray’da bu maç sorumluluk alan kadro, önceki maçın yaralarını sarmakta kararlı! 75’te maçın bir diğer yıldızı Lemina, skoru 3’e getiriyor. Sorunlu bir kadrodan sorumlu bir takım oyunu çıkartan Galatasaray yoluna devam ediyor.
Derbilerde söylenen “İyi olan kazansın” ifadesi, Trabzonspor-Galatasaray maçının ortasına yerleşiyor…
Formda bir Başakşehir ve yorgun bir Galatasaray…
Galatasaray, Liverpool karşısında maça her açıdan hazır olarak başlıyor...
Çoğu zaman tutuk geçen İstanbul derbilerinden farklı olarak tempolu başlıyor Beşiktaş-Galatasaray derbisi...
Juventus maçının “yenik muzafferi”, ligde açılan yaralarını sarmak için çıkıyor sahaya.
Teoride iki tarafın da hedefi var...
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi yolunda gireceği sınav oldukça zorlu.
Eyüpspor karşısında, Okan Buruk’un rakip açısından göz korkutucu kadro güncellemesi, zaten “Olağan favori” olan Galatasaray’ın elini güçlendiriyor.
Galatasaray’ın puan kaybetmeden yoluna devam etmek, Rizespor’un ise sıralamada yukarılara tırmanmak istediği maçın ilk yarısında puanlar iki tarafa da yakın duruyor ilk başta.
İkinci yarı baskısını iyice artıran Galatasaray, yine bir defans hatasından Icardi ile bir penaltı golü ile skoru dörtleyip koltuğunda rahatça arkasına yaslanıyor
Karagümrük’ün maçtaki özeti “Defans arkası”.
İki Galatasaray var bu sezon.
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.