Dünyayı Değiştiren 8 Saniye 7

Dünyayı Değiştiren 8 Saniye 7

28.11.2013 23:50
Güncellenme:
Takip Et:

Amerikan Statükosuna ağır gelince...

Kennedy suikastında, tarihsel açıdan artık kimlerin tetiği çektiğinden çok, kimlerin bu infazı örgütlediği önemli!

>Kennedy’yi ortadan kaldırmak üzere örgütlenen “düzen çetesi”nin içinde hasbelkader yer almayan çıkar grupları bile, darbenin örtbas edilmesi için üzerlerine düşen görevi fazlasıyla yaptılar!

Ogün, TSBD’nin 6. katından ve Çimenli Tepe’den kimlerin ateş ettiğini hiçbir zaman tam öğrenemeyeceğiz. Öğrensek bile bunun ispatlı kabulünü göremeyeceğiz. Zaten komplonun parçası olduğunu itiraf eden Robert Easterling’e de diğerlerine de inanan olmadı. Bugün, insan beynine uzaktan benzeyen herhangi bir “şey” taşıyan herkes, Kennedy cinayetinin bir komplo ile oluştuğunu fazlasıyla görüyor. Tutucu düzenin borazanı ve sözcüsü olan Amerikan merkez medyasında hâlâ süren gülünç “Oswald tek katil, yaşasın sihirli kurşun” baskısına rağmen, hâlâ halkın yüzde 82’si Kennedy’nin komplo sonucunda öldürüldüğüne inanıyor.
Konu artık, cinayetin bir komplo olup olmadığı değil, komploya kimlerin iştirak ettiğinden ibaret. Kennedy, başta Johnson ve Hoover olmak üzere, düzenin odaklarını tutan onca kodamanı tehdit ediyordu. 1964’te Johnson’ın ve Hoover’ın da Kennedy tarafından görevden alınacağı biliniyordu.
‘Jack herkese karşı’
Kennedy’nin 1965’e kadar Vietnam’dan çekilme programı, Kruşçev’le sürdürdüğü barış diyalogları ve nükleer testleri yasaklayan anlaşması, büyük petrol ve çelik şirketlerine getirdiği ek vergi politikaları, sendikalardan yana koyduğu tavırlar, tabii ki kimilerini fazlasıyla ürkütmüştü. Bu listeye CIA’ya yönelik hakarete varan tehditlerini de eklediğimizde (“CIA’yı 1000 parçaya bölüp artıklarını rüzgâra savuracağım”) ortaya, “Jack, herkese karşı” düzeninde oynanan bir Amerikan futbolu görüntüsü çıkıyordu. Evet, Başkan çalışkan, güçlü, son derece karizmatik ve güvenilirdi. Dünyada onu destekleyen yüz milyonlarca insan vardı. Ama bu ABD’nin “büyük baş”ları için hiçbir şey ifade etmiyordu. Sonuçta derin Amerika’yı köklerinden sallayan Kennedy, düzenin su başlarını tutanlar açısından çizmeyi aşmıştı. CIA destekli anti-Castrocuların “Domuzlar Körfezi” çıkartmasının Küba sahillerinde uğradığı fiyaskodan sonra Kübalı mültecilerin ve şahinlerin düşmanlığını kazanan Kennedy, 1962’de Küba Füze Krizi’nde Sovyetler’le nükleer savaşın limitine gelince, Kruşçev ile giriştiği açık ve gizli diplomatik girişimlerde son anda savaşı engellemeyi başardı ve puan kazandı. Sovyetler füzeler Küba’dan geri çekecek ABD’de Küba’yı istila etmeyecekti.  

Eisenhower Kennedy’yi uyarmıştı
Eisenhower
, 1961 Ocak’ta, görevi Kennedy’ye devrederken yaptığı konuşmada, hem selefini hem Amerika’yı “Military Industrial Complex”e karşı uyardı. Eisenhower’ın ikazı şuydu: Dünya’da artık durumlar değişti. Tabii ki ABD her yerde işi şansa bırakmadan kendi silah endüstrisini üretiyordu ve bu iyi bir şeydi. Ancak bu, hiçbir zaman Amerikan toplumunun temel değerlerinin önüne geçmemeliydi. “Ülkenin çok dikkatli olması, felaket derecede yerinden oynatılmış gücün kontrol dışı büyümesi sorununa karşı, bu bileşimin özgürlüklerimizi ve demokratik işleyişimizi tehlikeye atmasına izin vermemeliyiz” diyordu Eisenhower. Ama izin verenler vardı, hatta bunun bedeli ülke ve Kennedy’ler ötesinde, dünya için ağır olacaktı. 

Basın olayı seyretti 
Amerikan basını, yaşanan ağır dramın çarpıcı çelişkilerini -aynen Türkiye’de merkez basının yaptığı gibi- seyretmekle yetindi. Kendisine söylenen deli saçmalıklarına inanır gibi davrandı. İnsanların mahkûm olana kadar masum sayılmaları gerektiği kadar temel bir hukuk verisi, yok sayıldı. Burada bir “konsorsiyum” gibi el ele verip “çete”lerini kurarak, Başkan’a karşı açık bir darbe tezgâhlayıp Kennedy’ye, onu deli gibi seven halkı önünde bir infaz yapmışlar, böylece bozuk düzenden nasiplerini almaya devam etmişlerdi. 
‘Bu artık böyle sürmez’ 
Bu alçak komplonun parçası olmayan ama Kennedy’nin yok olmasından çıkar bekleyenler de, ister işadamı, ister polis, ister mafya olsun, kirli operasyonu örtbas etme konusunda sessiz çıkar birliğine girmişlerdi. “Bunun artık böyle süremeyeceğine” karar verenler arasında birbirine ideoloji ve çıkar ilişkileri açısından bağlı büyük başlar vardı ve Dallas, bu komplonun tohumunu öyle atmıştı.  

Ölüm kararı çoktan verilmişti
Silah endüstrisi, Pentagon temsilcileri ve Kennedy tehdidini ensesinde hisseden CIA’yı ve hatta belki mafyayı, şaşırtıcı bir dayanışmada bir araya toplayan bu buluşmalardan çıkan ilk karar, müsait ortamı beklemekti. Bu ortam Dallas olarak belirdi: Polisin ırkçı olduğu bilinen, toprak sahiplerinin her açılıma dur dedikleri derin petrol Amerikası’nın üssü, Kennedy’nin CIA’nın tepesinden uzaklaştırdığı Charles Cabell’in kardeşi Earl Cabell’in belediye başkanı olduğu o sıkıcı şehir... 
Sıra Başkan’ın o sıkı güvenlik zırhını gevşetmeye geldi. Genel bir haleti ruhiye içinde, polisler Başkan’ın güvenliğiyle ilgilenmedi, sokaklarda tehdit ilanları dağıtılan kentte, üstü açık arabanın korumasız şekilde gösteriş gezisine çıkmasına ses çıkarmadılar. 
Ardından da nihai olarak sıra işin “mekanik” kısmındadır yani oluşturulan olgun ortamda tetiği kimin çekeceğine. Anti-Castro grupların çerçevesinde gezinen Carlos MarcelloSantos Trafficante ve Sam Giancana gibi mafya patronları için bu zor bir görev değildir. Kennedy için özenle seçilen işbitirici, belki söylentilere bakılırsa Fransız Jean Souetre veya Michel Victor Merz veya bir Kübalı olabilir; fark etmez. Artık ok yaydan çıkmıştır ve o isim bir teknik detaydan ibarettir. 
Bir yalan, ne kadar büyük olursa, o kadar inanan çıkar. Bunu zaten ülkemizde de yakından bilmiyor muyuz? 
Kurşunlar hedefe ulaşır ulaşmaz, ahlar vahlar arasında süpürülen deliller, yok edilen izler, kurgulanan senaryolar başlar. Sahte polis rozetleri, ajan kimlikleri devreye sokulur. Tüfeklerin adı, mermilerin çapı değişir. Otopsi fotoğrafları, raporları yeniden tasarlanır. En tepeden “Yeni Beyaz Saray”dan en alt kademedeki polis memuru veya FBI ajanına kadar inilir ve “durumu toparlama” işlemi tamamlanır.  

‘Ben bir Günah keçisiyim’
Kennedy’e tahminimce 6-7 kurşun atıldı. İlki TSBD 6. kattan geldi ve arabayı ıskaladı, kaldırım sekmesi sonucu James Tague’in yanağını çizdi. 2. kurşun Çimenli Tepe’den atıldı ve Başkan’ı boğazından vurdu. 3. kurşun yine TSBD’den atıldı ve Connally’yi sağından soluna dönerken sırtından vurdu. 4. kurşun TSBD 6. kattan atıldı ve Kennedy’yi kıvranmaya devam ederken sırtından vurdu. 5. kurşun Çimenli Tepe’den geldi, Connally’nin bileğine ve oradan da baldırına girdi. 6. ve son kurşun ise Çimenli Tepe’den atıldı ve Başkan’ın kafatasının sağ tarafına önden girerek beynini dağıttı. 5. kurşun dışında Connally’nin diğer bacak yarası farklı bir kurşundan geldiyse veya ıskalayan başka kurşun varsa bu rakam 7 veya 8’e çıkabilir. 
Oswald, üzerine farklı kimlikler yükleyerek yanıltıcı izler bırakan bir üçlü casus oluveriyor. Anti-Castrocu grupların içinde de yer alan Oswald, o gün silahını sabahtan binaya sokup belki katillerden birine teslim ediyor. 6. katta 2 kişi gören birçok şahit var. Kendisi ise şayet katılmadıysa, olayı seyredeceğine bu kadarına cesaret edemeyip 2. kat kafeteryasında sakin kalmaya çalışarak sonucu bekliyor olabilir. Olay yaşandıktan sonra okların kendine çevrildiğini hissettiği anda can havliyle polis Tippit’i öldürüp öldürmediğini bilmiyoruz. Ama büyük ihtimalle, “Ben kimseyi öldürmedim, sadece bir günah keçisiyim!” derken doğruyu söylüyordu. Çünkü bu kadar kritik bir görev, profesyonel bir iz karıştırıcı, binbir surat bir casusa değil, işi bu olan profesyonel bir tetikçiye verilebilirdi ancak!  

Farklı gerekçeler ve bağlantıları
Komploya dair yapılan beyin fırtınalarında iki gerekçe daha söz konusu oluyor: İlki Kennedy’nin Haziran 1963’ten itibaren “para” konusunda büyük bir devrime imza atarak 11110 No’lu genelgeyle yeni bir sisteme geçiş sağlaması. Buna göre Fed aracılığını kullanmadan, yetkiyi devlet hazinesine transfer edip paranın üzerine de gümüş sertifikaları baz alarak “United States Note” yazarak bir çeşit “borçsuz” dolar birimini yaratıp sistemi elinde tutan büyük kapitalist aileleri devreden çıkarmak istemesi, önemli bir “gerekçe” olabilir. Ölümünden hemen sonra “Kennedy bills” olarak adlandırılan 4.3 milyar doların hepsi piyasadan geri toplandı ve hiçbir açıklama yapılmadan imha edildi. Fed’in, başta Rothschild’ler olmak üzere bazı para babası Musevi ailelerin elinde olması, büyük kapital ve Kennedy cinayeti arasında ilişkiler kurulmasına neden oldu. İsrail bağlantılı ikinci spekülasyon ise Kennedy’nin İsrail’in bir atom bombası geliştirerek Ortadoğu’ya bu tehdidi taşımasına karşı durması. New Orleans Başsavcısı Jim Garrison’ın Clay Shaw’a karşı açtığı davayı hatırlarsak Shaw’un yönetiminde olduğu karanlık Permindex şirketinin ana hissedarları arasında “Banque de Crédit International of Genova”nın kurucusu olan ve Mossad’la ilişkisi bilinen Tibor Rosenbaum oluşunun akla getirdiği “gri olasılıklar” var. Dolayısıyla cinayete Mossad’ın da destek vermiş olabileceği de konuşulanlar arasında.

Devrimci bir başkan Kenndy
Katiller Dallas’ta ıskalasalar veya vazgeçseler, başka bir yerde onu yakalardı çünkü JFK, ABD’nin kaldıramayacağı devrimci bir başkandı. Atatürk’e hayranlığı da bilinen JFK, devrimci, barışçı, uzlaşmacı kimliğiyle kafamızdaki “ABD Başkanı” imajıyla alakası olmayan bir profil çiziyor. Yaşasaydı ne Vietnam Savaşı büyüyecek ne de büyük ihtimalle Şili’de Allende’ye karşı bir darbe yaşanacaktı. ABD’nin emperyalist çizgisi Kennedy cinayeti üstünden adım adım bugüne geldi ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyayı tehdit eden bir canavar halini aldı. Kennedy yaşasaydı, belki bizler de tamamen farklı bir dünyada yaşayacaktık... 
ABD’nin bugün bile bu “darbe”yi hâlâ örtbas etmek için harcadığı enerji, zaman ve para hayret verici!  

BİTTİ

Yazarın Son Yazıları

‘Taksici’ Nobel savaşçısına karşı!

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.

Devamını Oku
02.04.2026
Hukukun çivisi çıkmış!

Nasıl korkunç bir girdaba kapılmışız şu kısa ömürde...

Devamını Oku
26.03.2026
Ortaylı ve Özel üzerine

Her ölüm erken, her ölüm zamansız...

Devamını Oku
19.03.2026
Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi

Hayatımız içeride de zor dışarıda da...

Devamını Oku
12.03.2026
Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025