Zoru başarmak mı yoksa kolay olanı zor yapmak mı…. Milli takımımızın, grup eleme maçlarındaki performansının buraya kadar olan kısmıyla ilgili olarak konu uzun uzun tartışılabilir. Öte yandan bu maçtaki mevzumuz ‘Olmak ya da olmamak’ üzerine… Nitekim, İzlanda karşısındaki milli takımımız, başlangıçta ürkek ürkek, 15’ten itibaren de bariz olarak belli ediyor niyetinin ‘Olmak’ olduğunu… İzlanda’nın terbiyeli ama baskıcı olmayan 4-4-2’si karşısında Fatih Hoca’nın 4-3-3’ü çok daha ısrarcı ve kararlı rakibine göre. Kanatlardan, özellikle de milli maçların çalışkan çocuğu Şener’in yer aldığı sağ kanattan hızlı çıkan toplar sık sık ileri üçlüyle buluşuyor, 18’den itibaren etkisi artan net pozisyonlara dönüşüyor, her ne kadar hiçbiri ağlara kavuşmasa da…
Baskı ve tedirginlik
Öte yandan ilk 45’te rakip kaleye yığılan bu istekli oyun, çok da öz güvenli değil aslında. Hem kendi grubumuzdaki hem de diğer gruplardaki puan tablolarının adeta borsa gibi anlık değişebilecek grafiklere sahip olması, ‘play off mu, direkt mi, yoksa hiç mi’ üçgeni çerçevesinde, rakibin ceza sahamızdaki son derece rahat pas üçgenlerine fırsat veriyor, ilk yarının sonlarına doğru özellikle…
İkinci yarıda, İzlanda’nın baskısı ile milli takımın tedirginliği eş zamanlı olarak artıyor. Aslında bunaltıcı bir baskı değil bu ama takımımızın temkinli oyununa eşlik eden tedirginlik rakibin ceza sahamıza yerleşmesine ve ilk 25 dakikada da orada kalmasına olanak tanıyor. 70’den sonra Fatih Hoca değişikliklerle kenardan, diğer takımlar yarattıkları skorlarla dışarıdan, dualarsa tüm Türkiye’den, tabloyu leyhimize çevirecek zemini hazırlıyor. Geriye sadece millilerin atacağı gol kalıyor!
Selçuk’un frikiği
Ancak 78’de Töre’nin rakibe yaptığı hareket direkt kırmızı ile cezalandırılınca bu zeminde önemli bir heyelan yaşanıyor. Son 5 dakikada yorgunluk, strese eklenince olabilecek net tehlikeler bol kepçeden harcanıyor. 89’da Selçuk’un muhteşem frikik golü ‘Önümüzdeki maçlara’ direkt ve umutla bakmamızı sağlayacak mucizeyi gerçekleştiriyor!
Olmak ya da!
Yazarın Son Yazıları
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?
Langırt
Yokluğu yara
Mesele
Nasıl olacak?
Tutuk ama istikrarlı
Uyanış