Faşizmin şansı, cumhuriyetçilerin kavgasıdır!

Faşizmin şansı, cumhuriyetçilerin kavgasıdır!

28.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İkinci Dünya Savaşı öncesinde, 1936- 1939 yılları arasında yaşanan İspanya İç Savaşı, Cumhuriyetçiler ile General Francisco Franco liderliğindeki Faşistler arasındaki bir çatışmaydı.

Cumhuriyetçi cephedeki Troçkistler ile Stalinistler arasındaki ideolojik, siyasal ve askeri çatışmalar, Cumhuriyetçi tarafın bölünmesini derinleştirdi ve Franco’nun nihai zaferine katkıda bulundu.

***

Cumhuriyetçi cephe, Sosyalistlerden Komünistlere, Anarşistlerden Liberal Cumhuriyetçilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyordu.

Bu gruplar arasında sert ideolojik ve siyasal farklılıklar vardı.

İspanya’daki Troçkist hareket, POUM (Partido Obrero de Unificación Marxista-Marksist Birleşme İşçi Partisi) tarafından temsil ediliyordu.

Troçkistler, İspanya İç Savaşı’nı yalnızca Franco’ya karşı bir mücadele olarak değil, aynı zamanda Dünya Sosyalist Devrimi için bir adım olarak görüyorlar.

Ve Troçki’nin “Dünya İçin Sürekli Devrim” teorisine bağlı olarak Fabrikaların ve toprakların kolektifleştirilmesi, işçi konseylerinin kurulması gibi Radikal Devrimci Politikaları savunuyorlardı.

Stalinistler, Sovyetler Birliği ve İspanya Komünist Partisi (PCE) aracılığıyla, “Halk Cephesi” stratejisi bağlamında, Geniş Cepheci Cumhuriyetçileri destekliyordu.

Sosyalist Devrimin radikal adımlarını ertelemeyi ve öncelikle Franco’ya karşı askeri zaferi sağlamayı hedefleyen Stalinistler, POUM’un politikalarını “tehlikeli ve maceracı” olarak görüyorlardı.

Stalinistler, Troçkistleri “Devrimi sabote etmekle”, Troçkistler Stalinistleri “Devrime ihanet etmekle” suçluyorlardı.

Troçkistler ve Stalinistler arasındaki mücadele, 2 Mayıs 1937’de Barcelona’da sokak çatışmalarıyla doruğa ulaştı!

Barselona, savaşın başında Anarşistlerin ve POUM’un güçlü olduğu bir bölgeydi.

Şehirde işçi milisleri, fabrikaları ve kamu hizmetlerini kolektifleştirmişti.

Ancak Stalinistler ve Cumhuriyetçiler, Troçkistleri kontrol altına almak istiyordu.

1937 başında, Cumhuriyet Hükümeti, Barselona’daki Troçkist Milislerin silahlarını bırakmasını ve düzenli bir orduya entegre olmasını talep etti.

Cumhuriyetçi Hükümetin telefon santralını ele geçirme girişimi, Barselona’da Anarşistlerin ve POUM’un direnişine yol açtı.

Sokaklarda barikatlar kuruldu ve Stalinist PCE ile Anarşist CNT-FAI (Ulusal Emek Konfederasyonu-İberya Anarşist Federasyonu) ve POUM arasında silahlı çatışmalar yaşandı.

Stalinist güçler, Sovyet desteğiyle ağır silahlara sahiplerdi ve daha da iyi organize olmuşlardı.

Çatışmalar sonucunda yüzlerce kişi öldü ve binlerce kişi yaralandı.

Cumhuriyetçi hükümet, Barselona’daki Devrimci Troçkist hareketleri bastırdı.

POUM yasaklandı, liderleri (örneğin Andrés Nin) tutuklandı ve Stalinist gizli polis (NKVD) tarafından işkenceyle öldürüldü.

Bu olaylar, Cumhuriyetçi cephedeki Troçkist ruhu kırdı ve Stalinistlerin kontrolünü sağladı ama Cumhuriyetçilerin moralini ve birlikteliğini ciddi şekilde zedeledi ve Cumhuriyetçi cepheyi de zayıflattı.

***

İç bölünmeler, kaynakların yanlış kullanımı, moral kaybı ve aralarındaki iç çatışmalar Cumhuriyetçilerin, Franco’nun iyi organize olmuş, Nazi Almanya ve Faşist İtalya tarafından desteklenen Milliyetçi güçlerine karşı etkili bir direniş sergilemesini zorlaştırdı.

Franco, bu iç çatışmalardan faydalanarak 1939’da zafer kazandı ve İspanya’da 36 yıl süren bir diktatörlük kurdu.

***

Günümüzde hem Ortadoğu’da hem de ülkemizde önemli siyasal, ekonomik, kültürel ve askeri sorunlar yaşanıyor:

Bizim politikacılarımızın tarihten ne gibi dersler alabileceklerini bilmiyorum:

Bu sorunların ortaya çıkmasında payı olduğu için 23 yıllık İktidarın mensuplarına değil ama hiç olmazsa Muhalefete güvenmek istiyorum!

Yazarın Son Yazıları

Casusa kitakse!

“Hocaefendi’nin Sandukası” adlı romanımın yayımlandığı yıl “En çok satanlar” listesine girmesinden ve üzerinde edebi incelemeler yazılmasından cesaret alarak, ana karakterin bir kadın casus olduğu, ikinci bir tarihsel ve toplumbilimsel roman yazıyorum.

Devamını Oku
14.05.2026
Düşman hukuku

Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var...

Devamını Oku
12.05.2026
Yanardağ davası: Casus belli

Merdan Yanardağ’ın, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile birlikte yargılandığı “Casusluk Davası” ve Tele1 televizyon kanalına el konularak İstanbul’da iyi bir semtteki bir apartman dairesi fiyatına satışa çıkarılması...

Devamını Oku
10.05.2026
Okul sorunu okulda çözülür!

Dün gazeteniz Cumhuriyet’te, eğitim üzerine iki yazı vardı

Devamını Oku
08.05.2026
‘Eğitim kurumu’nda cinayet!

Sosyolojideki “Kurum” kavramı, Türkçemizde iki farklı anlam taşır...

Devamını Oku
07.05.2026
Toplumu çıldırtan çelişki

İktidar, ülkenin bütün kaynaklarını bitirdiği için gücünü yitirdikçe toplumu, aklın, mantığın ve siyasetin kabul edemeyeceği biçimde birbirine zıt olan iki ters yöne doğru zorlamaya başladı...

Devamını Oku
05.05.2026