Saray Saadet’i bütün istiyor!

15 Eylül 2021 Çarşamba

Geçen hafta Saray’ın Saadet Partisi ile ilgili hedeflerini, tavizlerini, tacizlerini sütuna yatırmıştık. Saray’ın hedefe yönelik çalışmalarını sektirmeden sürdürdüğü anlaşılıyor. 

Öncelikle Oğuzhan Asiltürk’e geçmiş olsun diyoruz. Covid’in en sevdiği şey yakın temas! Oğuzhan Bey belki de yoğun çalışmaları, temasları arasında buna özen göstermekte zorlandı. Acil şifa diliyoruz.

Kamuoyunun da yakından bildiği gibi Saray’ın diliyle “Muhterem Asiltürk” Cumhur İttifakı ile Saadet Partisi (SP) arasında milli köprü! SP’nin iktidarın bir parçası olması için bütün ağırlığını koyuyor. SP kadroları içinde buna ciddi bir direniş var. Yüzde 90’a varan oranda, “Çökmekte olan bir iktidarla yan yana durulmaz” görüşü hâkim.

Ne var ki iktidar tutkalının çekiciliği herkesi etkileyebiliyor. Saray’a şu tür öneriler de gidiyor:

“Efendim SP’nin kadroları içinde bize yakın pek çok arkadaş var. Onlar başlamış olan bu sürecin bir an önce tamamlanmasından yana. Müsaade buyurursanız onlar gelsinler. Böylece SP’nin adım adım Cumhur İttifakı’na yöneldiği havası yerleşmiş olur...”

Saray’ın bu öneriye soğuk baktığı, şu yönde düşündüğü haberleri geliyor:

“Öyle şey olmaz. Saadet bir bütün olarak bize gelmeli. Geride başka bir kök kalmamalı. Bunun dışındaki ihtimalleri öne çıkaracak bir çalışma yapmayın. Muhterem Asiltürk’ün tam hâkim olduğu bir temel katılım olsun!”

***

Saray’daki hesabın dışardaki siyasete uymadığını görüyoruz. Milli Gazete’nin dünkü birinci sayfasını dolduran haberlerin başında iktidarın temel bir sorunu çözme iradesinin yüzde 10’un altında olduğu anketi yer alıyordu.

SP’nin üst kadroları ne derse desin Saray’ın kökten çözüm için zorlamaları sürdüreceği gündemin öteki konularından da anlaşılıyor. 

İktidar “yerli ve milli” söylemiyle istediği toplumsal kutuplaşmayı elde edemedi. Bu söylem oy kaybını durdurmaya yetmiyor. Şimdi bunun yerine şöyle bir söyleme hazırlandıkları haberi geliyor:

Milli ve dini!

Siyaset İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gerilim odağına konmasının ana nedeni bu olsa gerek. Eğer SP’yi tümüyle muhalefet tarafından koparamazlarsa bu söylem oturmayacak. Kamuoyu soracak:

- SP’ye mi dinsiz ittifak diyorsunuz?

İstanbul Sözleşmesi’nin AKP içindeki muhalefete, hatta Saray’daki kadınların itirazına rağmen iptal edilmesi de bu sürecin bir parçası.

Ali Erbaş’ın Meclis açılışında nerede duracağı da başkentte konuşulanlar arasında. Erbaş’ın karşısına muhalefeti koyabilmek için yeni hamleler beklenebilir! 

Cumhur İttifakı’nın bileşenleri arasında cemaatlerin de olduğunu vurgulamaya gerek yok. Bu yanıyla AKP’nin ön, arka, yan bahçeleri cemaatler koalisyonu. Biri ötekiyle iyi geçinemese bile iktidarın kanatları altında mutlular. Eskiden bodrum katlarında faaliyet gösterirken şimdi Bodrum’da site hedeflemenin de elbet bir maliyeti var. Bunun görünen maliyetlerinden biri, iktidara destek vermek!

SP, bir türlü bunlara gelmiyor!

***

AKP’nin eskimeyen milletvekillerinden Resul Tosun’un başlattığı laiklik tartışması da aslında bütün bunların parçası. Laikliğin anayasadan çıkarılmasını isteyen Tosun’a AKP Sözcüsü Ömer Çelik karşılık verdi. “Bu, onun kişisel görüşüdür. Bizi bağlamaz, biz laikliğin anayasada yer almasını istiyoruz” dedi.

AKP, “Bunu diyen Resul Tosun, bize niye dokunsun” demeye getiriyor ama görünen o ki böyle bir tartışma onların da tercihi. Gündemin bu konular üzerinden devam etmesi isteniyor. Önümüzdeki günlerde başlatacakları anayasa tartışmasının bilinen ayağı ortaya çıktı!

Türkiye’nin giderek kabaran temel sorunlarını din temelli tartışmalarla örtmek iktidarın işine gelebilir ama bu yolun nereye çıktığını çevremizdeki coğrafya çok iyi gösteriyor. 

Görmek isteyene!

Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu ile gündemdeki konular üzerine sohbet ederken şöyle bir vurgu yaptı:

“Toplumlar ateşin yaktığını, suyun boğduğunu çoğunlukla yaşayarak öğreniyor!”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları