İktidarda panik ataklar... Boşlukta serbest düşüş

06 Mayıs 2021 Perşembe

Yeter 10 günlük ara, merhaba!

***

Paniğe kapılmış olabiliriz hepimiz.. Boş bulunuruz, kontrol edemediğimiz ve beklemediğimiz bir tehlikeli durum karşısında büyük bir şaşkınlık, korku, ürküntü gelir oturur.. Duruma hâkim olamama ve bilmeme hali... Bu süreçte, yanlış da ağır hatalar da yapabiliriz. Çünkü panikte içgüdüsel hareket ederiz, beynimiz ilkel beynimizin kontrolüne girer, varlığımızı koruma refleksi her şeyin önüne geçer.

Eğer sağlıklıysak, kısa sürede durumun farkına varırız ve korteksimiz yeniden yönetimi ele alır.

Psikologlar, psikiyatrlar bir şey demesin, şurada kendimce basit durum halleri anlatmaya çalışıyorum: Panik hali süreğenleşirse ciddi hastalıklı durum ortaya çıkar, ilkel beynimizin yönetiminden tam kurtulamayız; bazen kurtuluruz bazen kontrolü kaybederiz. Giderizzz gelirizzz.

Ataklar şeklinde seyreder. Panik atak ikide bir vurur geçer, kendimiz kendimiz değiliz, kendimizin bir kuklası oluruz.

Kesin bir tedavi gerektirir. Çünkü hem kendimize hem çevremize zarar veririz.

Şüphesiz bir kişinin paniğe kapılmasıyla koskoca bir iktidarın panik atak içine girmesi, birbirinden çok farklıdır, iktidarınki çok daha tehlikeli bir durumu yansıtır.                          

Hem trajik hem komik

Komik tarafı, iktidarı gülünç duruma düşürür, yönettiği bütün kurum ve adamlarıyla...

Ülkeye de güldürür.. Bunun üzerine müthiş bir siyasi mizah patlar.. Zaten biz milletçe teşneyiz buna! İtibar mitibar da hak getire!

Düşünün, bir bakanınız veya bizzat kendiniz vb. mesela diyelim, bir yabancı muhatabı ile görüşüyor. Muhatap, ülkenin ve yönetimin durumunun, komikliğinin farkında; gülecek, gülemiyor; ciddi şeyler söyleyecek ama dudaklarının kenarında belli belirsiz sırıtmalar!

Trajik kısmına gelince, panik atak durumu sürdükçe, yanlış, hatalı kararlar birbirini izler; ülkeye, insanına ciddi travmatik zararlar vermeye başlar.

Boşlukta serbest düşüş

 İktidara kontrolü kaybettiren, karşı karşıya olduğu ve bizzat kararlarıyla derinleştirdiği yıkılış tablosudur.

Evet, çöküş...

Yüzde 30 gibi seyreden parti oyu, hem MetroPoll hem de dün Cumhuriyet’te İpek Özbey’in duyurduğu iki araştırma onaylıyor, yüzde 27’de seyrediyor.

Aldıkları kararlar, birer panik atak halini dışa vuruyor.

Hangi sağlıklı akıl, türbenin önünde ellerini arkasına bağladı ve saygısızlık yaptı diye Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma açtırır? Cumhurbaşkanına bağlı CİMER’e ve İstanbul Başsavcılığı’na şikâyet edilmiş.

İçişleri işin içinde, CİMER işin içinde başsavcılık işin içinde!

Bunun akıl tutulması ile ilgisi yok, hepsinin panik halinde boşlukta serbest düşüşün yarattığı panik atak içine hapsolmayla ilgisi var.

Ayakkabı bağı yasağı, çünkü...

Paniğin başka bir göstergesi de içki yasağı ve arkasından zuhur eden tarak, ayakkabı bağı, elektronik eşya vb. gibi gıda ve temizlik malzemeleri dışındaki her şeyin marketlerde satışının yasaklanması.

Yahu marketleri açık tutuyorsun, herkes giriyor çıkıyor, şunu alamazsın yasağı da ne oluyor?

Bunun tek mantıki açıklaması şudur: Yasadışı bir içki yasağı koydular, millet isyan etti, Tekelciler kafa tuttu, bu da ilk kez oluyor; yasağı geri alma cesaretleri sıfır, içki yasağı Danıştay’a götürüldü, keyfi, kanunsuz yasağın iptali gündemde. Bu iptali önlemek için yasağı yaygınlaştırdılar; sadece içki değil, bakınız neler yasakladık... diye Danıştay’a ret gerekçesi sunuyorlar! Yerseler tabii..

Bence ayakkabı bağcılar, tarakçılar, elektronikçiler hepsi dava açmalı, kulaklık satın almanın pandemi ile ne ilgisi var diye...

***

İktidar, muhalefeti milletin tabanına iyice nasıl “yayarım”lara örnekler sergiliyor.

Şikâyetim yok, iyi iyi derim!

***

Şimdi sıra geldi, “128 milyar dolar nerede”nin yanına, bir de Ruhsar Hanım’ı bakanlığa kim getirdi kampanyası açmaya..

Olay çoook büyük!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları