Arkadaşım James Baldwin 53 yıl önce söylemişti: Nefes a-la-mı-yo-rum!

Arkadaşım James Baldwin 53 yıl önce söylemişti: Nefes a-la-mı-yo-rum!

11.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:
  1. İlk karşılaşmamızdı. Ben çiçeği burnunda mesleğe yeni başlamış bir gazeteci, o ünlü bir yazar... Tarih 1967. Yer İstanbul. Mevsim sonbahar.

Kapkara gözlerini kocaman açmış, “Buradayım çünkü kendi ülkemde nefes a-la-mı-yo-rum” demişti. “Burada rahat nefes alabiliyorum” dediği İstanbul’a yeni romanını bitirebilmek için gelmişti.

Ah benim canım arkadaşım James Baldwin... Gel gör ki bugün “burada” da kimse rahat nefes alamıyor! Irkçılık illeti, artık kılık değiştirdi. Buna ayrımcılık diyoruz! Ötekileştirme diyoruz!

Dünyanın birçok yerinde vahşi kapitalizmden beslenen totaliter rejimlerin yükselişiyle ayrımcılık, şiddetle, öfkeyle, kinle bütünleşti. Bugün artık elinde kırbaçla, zincir vurduğu ırgat ve ameleyi çalıştıran yok belki ama sabaha karşı evine baskın yapılıp hapsedilen gazeteciler, sırtından vurulan sokaktaki adam, biat etmediği için hapse tıkılanlar, ekmek almaya giden çocuğu öldüren polis, bir emirle görevden alınan seçilmişler ve ötekileştirdiklerimiz var... Yargının, siyasetin emrinde olması var! Tehdit ve gözdağı var! Olmayan tek şey hak, hukuk ve adalet!

Yine o söylemişti: “Güç ve cehalet birleştiği anda, adaletin en büyük düşmanı olur!” Ben de ekledim: “Vicdanın da”...

Kavgayla başlayan dostluk

James Baldwin’le Aşiyan’da, Ahmet Vefik Paşa Kütüphanesi’ndeki buluşmamızın yıllar boyu sürecek bir dostluğa dönüşeceğini bilmiyordum elbet.

İlk karşılaşmada çok heyecanlıydım. Nasıl olmam ki! 1962’de yazdığı “The Fire Next Time” (Bir Daha Sefere Ateş) adlı kitabı Paris’teki üniversite yıllarımda, tüm gençler gibi benim de elkitabımdı. Bu kitap ırkçılığa karşı bir manifestoydu... (Bizde 2006’da “Bundan Sonrası Ateş” adıyla Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.)

Rastlantı bu ya: Aynı günün akşamı, ona Boğaz’da bir gece kulübünde rastladım. Sevgili dostları Engin Cezzar ve Gülriz Sururi’yle birlikteydi. Masalarına katıldık. Bir ara sohbet olsun diye “müzik ne güzel” diyecek oldum. Ve kıyamet koptu!

Sabah benimle güzel güzel konuşan adam yumruğunu masaya vurmuş, üzerime yürüyordu: “Bu... Bu, benim müziğim! Atalarımın müziği! Adam, müziğimi katlediyor! Rezil ediyor!..”

Çevremizdekiler onu yatıştırmaya, beni avutmaya çalışırken arkamdan şöyle bağırıyordu: “Sana hiç güvenim yok! Seni men ederim. Benimle ilgili tek satır yazamazsın!”

Eyvah! Gazete çoktan baskıya girmişti! Ertesi gün 24 kırmızı gül ve binlerce özürle gönlümü alacaktı. Bitmedi: Engin ve Gülriz’in tiyatrosunda sahneye koyacağı “Düşenin Dostu” oyunu için beni asistanı olmaya ikna etti. Engin Cezzar, Ali Poyrazoğlu, Bülent Erbaşar, Erden Alkan ve Aydemir Akbaş’ın rolleri paylaştığı muhteşem ekip çalışması aylar sürdü... O süreçte çok kavga ettik, çok anlaştık. Kâh başını omzuma koyup ağladı, onun yoldaşı, sırdaşı oldum kâh çocuklar gibi gülüp eğlendik.

‘Bundan Sonrası Ateş’

Minneapolis’te nefesi kesilerek öldürülen George Floyd’un “Nefes alamıyorum” çığlığı dünyayı sarınca, dijital dünya yeniden James Baldwin’i anımsadı...

Oysa, önce kendisiyle, sonra ülkesi ve dünyayla hesaplaştığı “Bundan Sonrası Ateş” kitabında ileride olacakları öngörmüştü.

“Doğduğun ve kimliğini taşıdığın ülkede sana yer olmadığını öğrenmek hele genç yaşlarda insanda şok etkisi yapar... Ben büyürken bana Afrika’nın tarihi yoktur diye öğretildi. Ben bir vahşiydim ve Avrupalılar tarafından kurtarılmış, Amerika’ya getirilmiştim. Buna inanarak büyüdüm...”

Oysa topraktan pamuğu toplayan, demiryollarını kuran oydu, ülkeyi kuranlardandı ve şimdi varlığı sorgulanıyordu...

“Düşenin Dostu” oyunu İstanbul’da yasaklanırken, burada yazdığı “Tren Gideli Ne Kadar Oldu” ABD’de yasaklanıyordu... (Ayrıntılar “Büyülü İnsanlar” kitabımda-Alfa Yayınları) 1987’de ölümüne dek dostluğumuz sürdü.

Siyahtı, eşcinseldi

Baldwin, siyahların hakları, insan hakları için savaştığı aynı zamanda kendi kendiyle de hesaplaşıyordu. Siyahtı. Eşcinseldi.

“Kişinin kim olduğu, ne olduğuyla ilgili imgesiyle gerçek kişiliği arasında hep bir çatışma vardır. Bu çatışmayı yok saymak sizi boğup yok edecek bir fantezidir. Çatışmayı göğüslemek, üstüne üstüne gitmek ise sizi gerçek kimliğinize kavuşturabilir” diyordu.

Kendisiyle yüzleştikten sonra toplumsal mücadelesini sürdürmeye hız verdi. 1965’te Cambridge’de söylemişti: “Tarihimizi kabul edin. Birbirimize ihtiyacımız var... Varlığımız yok sayılıyorsa, varlığımız bir tehdit gibi görülüyorsa bu devlet baki kalamaz. Yıkılır...”

Tüm konuşmalarını içeren “Ben Senin Zencin Değilim” Sevin Okyay’ın çevirisiyle çok yakında Kırmızı Kedi’den çıkıyor. Sabırsızlıkla bekliyorum.

Dünyada hiçbir ülke kendi “ırkçılığıyla” yüzleşmedikçe ayakta kalamaz! Bu böyle biline!

Yazarın Son Yazıları

2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet suç işliyor!

Diyanet İşleri Başkanlığı suç işliyor.

Devamını Oku
17.08.2025
Tiyatro durakları...

Adaletten eğitime, sağlıktan beslenmeye, her şeyin sahtesine, zehirlisine mahkûm edildiğimiz, yalanlarla kuşatıldığımız şu günlerde kimi alanlarda hakikatle, sahici olanla karşılaşmak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
14.08.2025
Bodrum’un markasına dönüşen bale festivali

Son yıllarda adeta Bodrum’un kültür markasına dönüşen Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nden söz edeceğim.

Devamını Oku
10.08.2025