Cumhurbaşkanlığı seçimi: Bilinenler, bilinmeyenler

Cumhurbaşkanlığı seçimi: Bilinenler, bilinmeyenler

13.08.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

2023’te yapılacağı söylenen Cumhurbaşkanlığı seçimi toplumdaki “Demokratik Güçlerle” “Demokrasi Karşıtı Güçler” arasında bir seçimdir; yani aslında Demokratik Rejimin kaderi oylanacaktır. 

Bu biliniyor.

***

“Demokratik Güçler”, rejimi korumak için yeterince akıllı, fedakâr, partisel ve kişisel egolarını/çıkarlarını bastırarak davranabilecekler mi; gerekli ittifakları ve dayanışmaları oluşturabilecekler midir?

Bu bilinmiyor. 

Zaten iktidar da kontrol ettiği tüm medya ile en çok, partilerin, liderlerin, muhtemel adayların çıkarları, kişilikleri ve egoları üzerinden saldırıda bulunuyor. 

***

Parlamenter Demokratik Rejimi yok eden iktidardaki “Demokrasi Karşıtı Güçler” bu seçimi kazanmak için her şeyi yapacaklardır.

Bu biliniyor.

***

İktidarda olan “Demokrasi Karşıtı Güçler”, seçimi kazanmak için Seçim ve Sandık Güvenliğini, Anayasa’yı ve yasaları ne kadar eğip bükebilecekler, yüksek yargıyı, örneğin Danıştay’ı, Yüksek Seçim Kurulu YSK’yi yasadışı kararlarına ne kadar ortak edebileceklerdir?

Her ne kadar sınırları son derece zorlayacakları biliniyorsa da bu büyük zorlamaların sınırları ve yüksek yargının bunlara ne kadar boyun eğeceği, bazı tahminler olmakla birlikte, tam bilinemiyor.

***

Toplum içindeki “Demokratik Güçler” özellikle de başta ana muhalefet partisi olarak CHP ve “Millet İttifakı”, “Demokrasi Karşıtı Güçlerin” Sandık ve Seçim Güvenliği’ne aykırı olarak Anayasa’ya ve yasalara karşı alacakları önlemler konusunda, Sandık ve Secim Güvenliği’ni, Anayasa’yı ve yasaları korumakta ne derece kararlı ve enerjik davranabileceklerdir? 

Bu konuda bazı olumlu temenniler ve bunlara karşı, geçmiş deneyimlerden gelen bazı olumsuz tahminler varsa da “Demokratik Güçlerin”, iktidara karşı, Sandık ve Seçim Güvenliğini, Anayasa’yı ve yasaları korumakta ne denli kararlı ve enerjik olabilecekleri konusunda tam bir beklenti veya bilgi yok. 

Kanımca, “Demokratik Güçlerin” en önemli işi, Seçim ve Sandık Güvenliği ile Anayasa ve yasaların korunması konularında kararlı ve enerjik davranacağı hususunda toplumu seçim öncesinde ikna etmektir.

***

İktidarın, “Demokrasi Karşıtı Güçlerin” adayı bellidir.

Bu biliniyor.

***

“Demokratik Güçlerin” adayı kim olacak?

Bu bilinmiyor.

***

Demokratik Güçler “Ortak Aday” mı çıkarmalıdır?

Bu konuda da fikirler farklı, bilinmeyenler çok.

Bazıları “Ortak Aday” çıkarılması konusunda ısrarlı.

Benim gibi bazıları da her kim olursa olsun, “Ortak Aday” konusunda partiler ve partilerin seçmenleri arasında bu adayı beğenmeyerek oy vermeyeceklerin sayısının fazla olabileceği olasılığını düşünerek Demokratik Rejimin ilk turda kaybedileceğinden çekiniyorlar...

Seçimin iki turlu olacağı düşüncesiyle, her partinin kendi adayını çıkararak bütün seçmenlerini seferber etmesi ve iktidarın adayının ilk turda seçilmesinin önlenmesinin daha etkili bir yol olduğunu söylüyorlar.

İkinci turda ise Demokratik Rejimi savunanlar arasında ilk turda en çok oy alan aday üzerinde mecburen ittifak etmenin daha kolay olacağını, böylece Demokratik Rejimin korunmasının sağlanabileceğini düşünüyorlar. 

***

“Demokrasi Karşıtı Güçlerin” ittifakı olan “Cumhur İttifakı” ile “Demokratik Güçlerin” ittifakı olan “Millet İttifakı” arasındaki oy farkı gittikçe kapanıyor ve her iki ittifakın oyları da şimdilik yüzde 50’nin altında kalıyor. 

Bu durumda her iki ittifak içinde de yer almayan HDP’nin oylarının seçim sonucunu belirleyeceği hesaplanıyor.

Bu husus biliniyor.

***

HDP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde “Demokrasi Karşıtı Güçlerin” mi, “Demokratik Güçlerin” mi yanında yer alacak?

Son yerel seçim deneyimi HDP’nin “Demokratik Güçleri” yani Demokratik Rejimi desteklediğini gösterdi.

Ama iktidar bazı gölgeli pazarlıkların peşinde olduğu için bu sorunun yanıtı da tam bilinemiyor.

***

Bütün “Demokratik Güçlerin” ittifakıyla seçilmiş olan ve uygulamaları çok başarılı görünen İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlarından biri mi, Kemal Kılıçdaroğlu mu, Meral Akşener mi yoksa, AKP seçmenine de sempatik görünecek biri mi “ortak aday” olmalı ya da olacak?

“Millet İttifakı”nın ortak aday konusundaki kararı bilinmediği için bu sorunun yanıtı da henüz verilemiyor. 

Zaten bence soru yanlış:

ÇÜNKÜ KONU KİŞİLER DEĞİL, DEMOKRATİK REJİMİN GELECEĞİ.

İktidar bütün muhtemel adayları ve muhtemel ittifakları torpillemek için:

Tek tek isimler üzerinde de...

Partilerin hem aralarındaki hem de içlerindeki çekişmeler üzerinde de...

Çeşitli iddialarda bulunuyor...

Ve elinde tuttuğu medya ile toplumun konuşma ve tartışma dilini de belirliyor...

Beynini yıkıyor.

“Sandığa gitmeyeceğim” diyenler, partisinin göstereceği adaya daha baştan itiraz edenler, iktidarın Demokrasi karşıtlığı oyununa alet olanlardır.

Yazarın Son Yazıları

Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025
İktidarın çelişik operasyonları

İktidar, “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni tanımlayan Anayasa’ya Cumhuriyet rejimine aykırı ve birbirlerine ters birkaç operasyonu aynı anda yapıyor ve böylece zaten düşmekte olan seçmen desteğini iyice kaybediyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Casusluk tartışması tırmanıyor

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a yapılan “Casusluk suçlaması” akıllara derhal FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek için “Birinci Silivri Trajedisi” bağlamında yaptığı “Casusluk” suçlamalarını ve yine FETÖ’nün “Kozmik Oda”ya girişini ve oradaki bilgilerin yurtdışına sızdırılışını anımsattı!

Devamını Oku
06.11.2025
Casusluk bahane hapis ve kayyım şahane

24 Ekim 2025 Cuma sabahı Merdan Yanardağ “Casusluk” suçlamasıyla göz altına alındı.

Devamını Oku
04.11.2025
İntihar ve çöküş (3) Anomi ve anarşi

Önce kavramları tanımlayalım: Anomi: Kuralsızlık. Anarşi: Devlet otoritesinin yokluğu.

Devamını Oku
02.11.2025