İstanbul’da ‘hortum’ mucizesi

25 Haziran 2021 Cuma

Dün Ekrem İmamoğlu’nun İstanbulluların desteğiyle Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin ikinci yıldönümü şenliklerle kutlandı.

Bu sütunun okurları anımsayacaklar, ben yerel seçimlerin öncesinde ve sonrasında, iktidarın tahrip ettiği Demokratik Rejimi, CHP’nin belediyelerde yeniden kuracağını belirtmiştim.

Nitekim, başta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Muğla, Aydın, Hatay, Mersin, Eskişehir olmak üzere pek çok kentte belediye başkanlıklarını, demokrasiden yana olan bütün partilerin ve seçmenlerin de desteğiyle, kazanan CHP:

Bütün belediyelerde Demokratik Rejimi yeniden işletmeye başlamış ve halka yapılan hizmetleri misliyle artırarak daha da kaliteli bir biçimde vermeyi başarmıştır.

İşin ilginç yanı, bu belediyeler İstanbul örneğinde görüldüğü gibi iktidarın bütün engellemelerine rağmen bu başarıyı göstermişlerdir.

İktidarın engellemelerini kısaca anımsayalım:

1) Belediyelerin yetkileri sınırlanmış ve merkezi hükümetin emrine alınmıştır.

2) Belediyelerin topladıkları fonlara el konmuştur. 

3) Belediyelerin hak ettikleri kaynaklar verilmemektedir.

4) Belediyelerin dış kaynak bulmalarında onlara yardım etmek yerine, bu çabalar engellenmektedir.

5) Belediyelerin halka hizmet için getirdikleri öneriler ya çoğunlukta oldukları meclislerde ya da merkezi iktidarın kararlarıyla engellenmektedir.

İmamoğlu konuşmasında, iktidarın aslında İstanbul halkına kötülük ettiğini vurguladı:

“Zarar vermek istediğiniz, kötülüğü için uğraştığınız, muhatabınız, ben değilim.

Muhatabınız, 16 milyon İstanbulludur.

Muhatabınız, bu ülkenin geleceğine ve bu devlete güven duyan 83 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Zararı onlara veriyor ve kötülüğü onlara yapıyorsunuz.” 

Bütün bu engellemelere karşılık belediyeler şu konularda çok başarılı Demokratik Rejim örnekleri vermektedirler:

1) Yoksul ve dar gelirli ailelere yardımlar birkaç kat artırılmıştır.

2) Çocuklara, gençlere ve kadınlara yönelik hizmetler yoğunlaştırılmıştır.

3) Bütün ihaleler şeffaf olarak yapılmaktadır.

4) Belediye başkanları belli aralıklarla yaptıkları işler ve harcamaları hakkında kamuoyuna hesap vermektedirler.

5) Kendilerinden önceki yönetimler tarafından ihmal edilen yatırımlar yapılmakta, hizmetler başlatılmaktadır.

***

Değerli okurlarım, İmamoğlu’nun konuşmasında, Demokratik Rejim vurgusundan ve iktidarın engellerinden sonra beni en çok etkileyen beş husus oldu.

1) İstanbul’da deniz ulaşımının yeniden geliştirileceği ve gelecek yıl 89 yeni sefer belirlenmiş olması.

2) Boğaziçi Üniversitesi’nde bilim özerkliği ve özgürlüğü adına eylem yaptıkları için bursları kesilen öğrencilere burs verileceği.

3) Çalışan kadınlara hizmet veren kreşlerin artırılması.

4) Metro inşaatlarının durdurulmuş olan eski projelerin inşaatlarının yeniden devreye alınması ve yeni projelere başlanması.

5) Altyapı hizmetleri, kanalizasyon çalışmaları da benim özellikle tebrik etmek istediğim, halkın dikkatini çekmeyen hizmetler.

***

Peki, bütün bu hizmetlerin finansmanı nasıl sağlanıyor?

Bu mucizevi başarının arkasındaki gizem nedir?

Bu yazımın başlığı, bu sırrı açıklıyor:

HORTUM!

İmamoğlu, İstanbul’un 25 yıldır kanını emen, bütün İstanbulluların yaşam haklarını sömüren ve yandaşlara aktaran hortumu kesti.

Bu süreci kendisi, konuşmasında şöyle açıkladı:

“16 milyon İstanbullu, 23 Haziran’da bana, ‘İsrafa, partizanlığa, liyakatsizliğe, gizli kapaklı işlere son ver. İstanbullunun hakkını İstanbulluya teslim et’ dediniz.

İstanbul’da sevgi ve hoşgörü yeniden hâkim olsun; adalet, dayanışma, özgürlük ve üretim kavramları üzerinde yeni bir kentsel hayat yükselsin diye uğraşıyoruz.

Gururla ifade ediyorum ki bu iki yılda önce İBB’deki israf bataklığını kuruttuk.

Fırsat eşitliğini, kentsel adaleti ve çevreyi umursamayan, betona, ranta ve kayırmacılığa dayalı iş yapma anlayışını belediyemizden söküp attık.

İki yılda İstanbul’da yepyeni bir düzen kurmaya başladık.”

Benim “HORTUM” dediğim sürece İmamoğlu “İsraf” diyor.

***

İmamoğlu, İstanbul seçimlerinin Demokratik Rejim açısından önemini de şöyle vurguladı:

“Bundan iki sene önce oy verme kabinine girerek sadece bir belediye başkanı seçmediniz...

Uzun zamandan beri ilk kez, bu ülkede korkuya, yılgınlığa ve umutsuzluğa yer olmadığını herkese gösterdiniz.

Damarınıza basan, kural ve kanunlarla oynayan kim olursa olsun, orada dur diyeceğinizi gösterdiniz. Bölünmek, ayrıştırılmak istenen ülkemizde, birlikte ve bir arada yaşama isteğinin fitilini ateşlediniz.

İstanbul’un kaynaklarının bir avuç insanın çıkarları doğrultusunda heba edilmesine son verilmesi için net bir irade gösterdiniz.

23 Haziran, Millet İttifakı’nın zaferidir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. 23 Haziran 2019 öncesinde, ‘Dostlarımızla kazanacağız’ diyerek sürece önderlik yapan CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ülkemizin geleceği için başlattıkları siyasi değişimi birlikte tamamlayacağız.

Bu muazzam ülke, demokrasinin tüm evrensel değerlerinin yeniden hâkim olduğu; hukukun, adaletin adil paylaşımın, barışın ve kardeşliğin hüküm sürdüğü örnek bir ülke olacak.

Gücünü ortak tarihimizden alan bu büyük devlet, siyasette etik kuralların ve hesap verebilme sorumluğunun ve ‘Her şeyden önce millet’, ‘Her şeyden önce insan’ diyen bir bakışının egemen olduğu bir devlet olacak.”

***

Değerli okurlarım, “CHP iktidara gelirse ne yapacak” diye soruyorsanız, yanıt açık:

Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Eskişehir’de, Adana’da, Muğla’da, Aydın’da, Mersin’de, Hatay’da, Antalya’da ne yapıyorsa onu yapacak!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları