Zulüm ve yağma arttığında?

Zulüm ve yağma arttığında?

19.08.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önce uzun olduğu için yazının başlığına sığmayan cümlemi tamamlayayım:

“Zulüm ve yağma arttığında zeval yakın demektir.”

(Zeval: Yok olma, ortadan kalkma, çöküş...

Doruk: Zirve)

Bu başlığı, kadim Anadolu kültüründen günümüze gelen üç atasözünden esinlenerek koydum.

“Zulmün artsın ki tez zeval bulasın!”

“Zulmü artan zalimin zevali tez olur.”

“Zevale geçen zulmü kimse durduramaz.”

***

Faşizmin en temel sorunu:

“Bütünüyle yerleştikten” sonra, iktidarını sürdürebilmek için, el ele büyüyen, birbirinin sebebi ve sonucu olan, sürekli beslenmeleri gereken zulmü ve yağmayı tırmandırabilmek için toplumdan asgari bir kabul sağlamak, bir rıza elde edebilmek ve bunu sürdürebilmektir.

***

“Bütünüyle yerleşme” üç aşama sonunda gerçekleştirilir:

Birinci aşama iktidara gelmektir.

Faşistler iktidara gelmek için iki yöntem kullanır:

Birinci yöntem, din, mezhep, ırk, milliyet gibi mukaddes kimlikleri istismar etmektir.

İkinci yöntem, sermayeyi ve yukardaki mukaddes kimlikleri temsil eden örgütleri yanına çekmek ve gerekirse yasadışı işler için de onları kullanmaktır.

İkinci aşama, iktidara geldikten sonra derhal güvenlik ve adalet mekanizmanın yozlaştırılması ve doğrudan iktidarın emrine alınmasıdır!

Üçüncü aşama, iktidarın sürdürülebilmesi, çarkların döndürülebilmesi için, ülkenin kaynaklarının daha derinliğine sömürülmesi ve bunu yapabilmek için de, zulmün artırılması aşamasıdır.

***

İşte bu noktada Faşizmin trajedisi başlar:

Çünkü çarkların döndürülebilmesi, yandaşların beslenmesi, rüşvetlerin dağıtılabilmesi, gelir ve servet transferlerinin devamı için sömürünün ve yağmanın derinleştirilmesi gerekir.

Sömürünün ve yağmanın derinleştirilmesi için de haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliklerin yaygınlaştırılması, yasakların, baskıların, artırılması, başta, ifade, medya ve muhalefet özgürlükleri olmak üzere, bütün Temel Hak ve Özgürlüklerin sınırlanması ve kısıtlanması, kısacası, zulmün artırılması gerekir.

***

Sandıkların konduğu...

Oyların kullanıldığı...

Genel seçimlerin yapıldığı...

Demokratik veya Yarı Demokratik ya da Demokrasi benzeri bir rejimde:

Bir kişi ya da bir parti, iktidarını sürdürebilmek için, kamuoyunu, aldatarak da olsa, bir ölçüde tatmin etmek zorundadır.

Oysa uzun süren Faşist yönetimin sömürüsü ve yağması:

Bütün kaynakları kurutmuş...

Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, güvensizlik, yasaklar, hapis cezaları herkesi bunaltmış...

Geçim sıkıntısı herkesin belini bükmüştür!

***

Bu Faşist sürecin en korkunç tarafı:

İktidarın bütün bunların farkında olması ve egemenliğini sürdürebilmek amacıyla, hem sömürü ve yağmayı hem de zulmü, daha da tırmandırmayı tek çare olarak görmesidir:

Ücretler, maaşlar düşürülür, enflasyon azdırılır, vergiler yükseltilip bazıları iki kez bile alınır; sömürü iyice derinleştirilir...

Doğa, tarih ve kent yağması iyice yaygınlaştırılır...

Muhalefet üzerindeki baskılar ve ifade özgürlüğüne ilişkin yasaklar sürekli artırılır...

Siyasal rakipler, ya hapsedilerek ya itibar suikastlarıyla ya şantajlarla ya da satın alınarak etkisizleştirilmeye çalışılır.

***

İnsanlık Tarihi ve Siyaset Bilimi, Faşist bir iktidarın, ne kadar zalim olursa olsun, ne kadar uzun sürerse sürsün, mutlaka bittiğini ve lanetlendiğini gösteriyor.

Çünkü Faşizm, insan doğasına aykırıdır:

İnsanlık, yok olana kadar, Bağımsızlık, Laiklik, Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik, Dayanışma, Adalet ve Barış arayışına ve mücadelesine devam edecektir!

***

Evet:

“Zulüm ve yağma arttığında zeval yakın demektir!”

“Zulmün artsın ki tez zeval bulasın!”

“Zulmü artan zalimin zevali tez olur!”

“Zevale geçen zulmü kimse durduramaz!”

İlgili Konular: #Faşizm

Yazarın Son Yazıları

Geleceği biçimlendirebilmek

Şu ya da bu biçimde, bir toplumun başına geçen egemen, bir ilkel insansa geleceği kendi iktidarını sonsuza kadar uzatmak için biçimlendirmek ister.

Devamını Oku
09.10.2026
Çürüme, ahlak, umut ve direniş

Miguel Angel Asturias 1966’da Lenin Barış Ödülü, 1967’de Nobel Edebiyat Ödülü alan Guatemalalı bir yazar ve şairdir.

Devamını Oku
08.10.2026
Şahsım devleti: 3Y+3S

3Y: Yolsuzluk, Yoksulluk, Yasaklar.

Devamını Oku
06.10.2026
Siyaset ve Ezop’un dili 2

Cuma günkü yazımda bu masalın diktatörlere karşı “Ezop dili” adında bir eleştiri üslubu yarattığını belirtmiştim.

Devamını Oku
04.10.2026
Siyaset ve Ezop’un dili 1

Ezop, insanlık tarihinin en eski ve en etkili hikâye anlatıcılarından biri, bir şair ve bir düşünürdür (Filozof?).

Devamını Oku
02.10.2026
‘Ver yetkiyi gör etkiyi!’

“Ver yetkiyi, gör etkiyi”, AKP’nin 2018 seçimleri öncesinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni överek seçmenlerden destek istediği ünlü bir siyasal slogandı.

Devamını Oku
01.10.2026
Denetçileri kim denetle(ye)miyor? (Tuz neden koktu?)

Vurgun bir günde gerçekleşmedi...

Devamını Oku
29.09.2026
İktidarın ‘3 y’ karnesi!

“3Y”; “Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar” olarak formüle edilen, siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunları vurgulayan bir simgedir!

Devamını Oku
27.09.2026
Topluma örnek olan siyaset nasıl yapılır?

Siyaset, bir topluma sadece iktidar ya da muhalefet olarak vaatlerle seslenmek değil, tutum ve davranışlarla, eylem ve söylemlerle, örnek olarak da yön verme sanatıdır.

Devamını Oku
25.09.2026
‘Şahsım devleti’nin çöküşü

AKP’li Tayyar’ın, AKP’li Cumhurbaşkanı’na önerisini, Zülâl Kalkandelen dün, irdeleyerek eleştirdi: Türkiye’nin niçin bu rejimle hiçbir sorunu çözemeyeceği ve daha da kötüye gideceği o yazıda anlatılıyor.

Devamını Oku
24.09.2026
İktidar ne yapar, ne yapamaz

Ekonomi ve maliye Demokratik bir siyasal iktidar, ülkenin tarımdaki, sanayideki ve hizmetlerdeki üretim kapasitesini ve üretim verimliliğini arttırır.

Devamını Oku
22.09.2026
Merdan Yanardağ'a oksimoron suçlama!

“Merdan Yanardağ Casustur” suçlaması, “Seçimsiz Demokrasi” ya da “Yumurtasız Omlet” gibi oksimoron bir ifadedir.

Devamını Oku
20.09.2026
Ne dediler ne yapıyorlar?

Şu anda yapılanlar; 1) Belirsizliklere ve eşitsizliklere yol açtığı belirtilen, PKK’li teröristler için çıkarılan “af yasası” niteliğindeki “infaz yasası”

Devamını Oku
18.09.2026
Seçimsiz demokrasi mi?

OKSİMORON, birbiriyle çelişen ve birlikte olabilmeleri olanaksız nitelik taşıyan, varlık, olay ya da olguların aynı anda var olmalarını ifade eden bir söylem türüdür!

Devamını Oku
17.09.2026
Kirli ittifaklar ve Üsküdarlılara övgü!

Konu artık medyaya da yansıdı...

Devamını Oku
15.09.2026
Ahlak üzerine iki felsefe sorusu

İnsanın da öteki hayvanlar gibi doğuştan, birtakım yönsemeleri, içgüdüleri vardır.

Devamını Oku
13.09.2026
Yahya Kemal

Yeni “transfer” dedikoduları da gündemdeyken Cumhuriyet’in dünkü haberine göre, Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyonla birlikte, İstanbul’daki 15 ilçe belediye başkanı görevlerinden uzaklaştırılmış oldu ve 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye verilen oyların tersine, yönetimleri İktidara devredilen ilçe belediyelerinde gasp edilmiş olan oy sayısı 1 milyon 382 bin 746’ya ulaştı.

Devamını Oku
11.09.2026
Siyasette ahlak ve namus

Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır.

Devamını Oku
10.09.2026
Yahya Kemal’in ve benim Üsküdar’larımız!

(Sinem Dedetaş Ve Direnen Üsküdarlılar İçin)

Devamını Oku
08.09.2026
Seçilmişlerin transferleri, rejim ve anayasa suçudur! (16)

Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.

Devamını Oku
06.09.2026
‘Neyden kurtulduk?’ (15)

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” tanımına karşı bozuk bir Türkçeyle “Neyden kurtuluyoruz?” diye sormuş ve “Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
04.09.2026
Emperyalizm ve padişah sömürür, Atatürk kurtarır (16)

Temmuz 2026’da yeni müfredat programı kapsamında “Kurtuluş Savaşı” yerine “Milli Mücadele” kavramının öne çıkarılmasıyla ilgili tartışmalarda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bozuk bir Türkçeyle, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
03.09.2026
Tuğrul Türkeş Mehmet Uçum’u neden uyardı? (13)

Saray yönetimleri ne kadar uzarsa bireysel ve kurumsal yozlaşma ile “çevre” içindeki ve “çevreler” arasındaki uyumsuzluklar da o denli yoğunlaşır, keskinleşir ve yıkıcı olur.

Devamını Oku
01.09.2026
Emperyalizmle mücadele (12)

Bugün 30 Ağustos; 104 yıl önce Anadolu ve Trakya’da Emperyalizmin mağlup edilerek tarihin akışının değiştirildiği gün: Emperyalizmle gerçek mücadele, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi gerektiğinde savaşla, gerektiğinde “Üniter ve Ulusal Cumhuriyet kurmakla” ama mutlaka “İç ve dış sömürüye karşı, Ulusal Bilinç’le” yapılır!

Devamını Oku
30.08.2026
Emperyalizmin çelişkisi ve bulduğu çözüm (11)

Ulus Devlet’ten “İyi Niyetli/İnsancıl (Benevolent) Monarşi”ye! Teknolojisi gelişmiş ülkeler, teknolojisi gelişmemiş ülkeleri güdümler ve sömürürler.

Devamını Oku
28.08.2026
Ahlaksız siyaset olmaz; olmamalı!

Bir iktidarın ilk ve en önemli görevi, toplumun ahlakını korumak ve yüceltmektir!

Devamını Oku
27.08.2026
‘Devlet aklı’ palavrası

“Devlet Aklı” mekanizması, tüm hızıyla çalışıyor...

Devamını Oku
25.08.2026
TC vatandaşları aptal değildir!

İnsanları ırklarına, milliyetlerine, dinlerine ve mezheplerine göre toptancı bir biçimde nitelemeyi sevmem; hatta bunu yapanları da eleştiririm.

Devamını Oku
23.08.2026
‘En kötü senaryo’ya doğru mu? (7)

Okurlar “Erdal İnönü’nün ‘Başbakanlığı yitirme bahasına Kürt Milletvekillerini Meclis’e taşıması?’ ne demek?” diye soruyorlar.

Devamını Oku
21.08.2026
‘Kürt sorunu’ nedir? (6)

Benim için “Kürt Sorunu” ve “Çözüm Süreci” sadece köşe yazarlığımın, siyasal/bürokratik hayatımın değil, akademik yaşamımın da ayrılmaz bir parçasıdır.

Devamını Oku
20.08.2026
Politikacı transferi, futbolcu transferine benzemez!

Gündemin birinci sırasındaki sorunlar birden fazla.

Devamını Oku
18.08.2026
‘Şahsım devleti’nin cetveli’ ile çizilen yasa

Herkesin bildiği ünlü bir özlü söz vardır: “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” derler!

Devamını Oku
16.08.2026
Özgür Özel’in kaçırdığı büyük fırsat

Özgür Özel, 10 Ağustos 2026 “Çerçeve Yasa” oylamasında, bir “Milli Kahraman” olma fırsatını kaçırdı.

Devamını Oku
14.08.2026
Okurlar ‘yasa’ya öfkeli (2)

Salı günkü “Adını Siz Koyun” başlıklı yazımda sevgili ve değerli okurlarımdan, medyada “Çerçeve Yasası” denilen ve 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilen yasa hakkında bundan sonra yazacağım yazımın başlığı ve/veya konusu hakkında öneriler istemiştim.

Devamını Oku
13.08.2026
Adını siz koyun

Ailem ile birlikte olmak için yazılarıma ara verdiğim dönemde, bir yandan uzmanların sosyal medya yorumlarını okurken, bir yandan da halkla iç içe, insanlarla sohbet ederek son olayları nasıl gördüklerini anlamaya çalıştım.

Devamını Oku
11.08.2026
Yeni Parti’nin şansı

Yeni Parti’nin en büyük BİRİNCİ şansı, halkın, milletin ya da seçmenin, yani ne derseniz deyin, TOPLUMUN bu rejimden ve bu rejimi kuran İktidardan bıkmış, usanmış olması ve İKİNCİ büyük şansı, muhalefeti en geniş tabanla temsil eden parti niteliği taşımasıdır...

Devamını Oku
26.07.2026
Bir vali, bir medya patronu ve yeni parti

Lozan’ın 103’üncü yıldönümünü kutlarken “ŞAHSIM DEVLETİ”, ülkede öyle bir rejim kurdu ki:

Devamını Oku
24.07.2026
13 maddede, toplumu istemediği yerlere götürmek?

İktidar, toplumla “zıtlaşmaya” devam ediyor...

Devamını Oku
23.07.2026
Petrol davası (3) Kimler yararlandı?

Üç gündür üst üste yazdığım, ülkemizin 1 milyar 471 milyon küsur ABD Doları cezaya çarptırıldığı davada elbette, Türkiye temyiz yoluna da gitmiş ama Temmuz 2026’da Paris Temyiz Mahkemesi Türkiye’nin itirazını reddedince ceza kesinleşmiş.

Devamını Oku
21.07.2026
Uyuşturucu ve yasadışı bahis batağında asıl senaryolar

Türkiye 15 Temmuz Cemaatçi Askeri Darbe Girişiminin siyasal sonucu olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen ucube “Şahsım Devleti” rejimi ile hızlanan süreçler bağlamında, bir yandan uyuşturucu, öte yandan (sanki “yasa içi” bahis iyi bir şeymiş gibi) “yasadışı” bahis bataklıklarına saplanmış görünüyor.

Devamını Oku
19.07.2026