Bir seçim stratejisi olarak 10 elçiye boykot

25 Ekim 2021 Pazartesi

Tabii öncelikle şu saptamayı yapmalı: 10 ülke elçisinin Ankara’da ortak bir girişim ile Osman Kavala için açıklama yapmaları ayıptır, bunu hiçbir ülkede yapamazlar, yapmadılar, ne diplomasiye sığar ne ittifak ilişkilerine ne de bir ülkenin bağımsızlığıyla bağdaşır... 

Bir güçlü tepkiyi hak ettiler şüphesiz, Dışişleri Bakanlığı yeteri kadar sert tepki göstermişken, Cumhurbaşkanı’nın 10 elçinin istenmeyen insan ilan edilmesi için Dışişleri’ne talimat vermesi ve en üst perdeden konuşması, gerçekleşmesi halinde derin sonuçları olacak bir olaya dönüşecektir.

Cumhurbaşkanı’nın tepkiselliğini biliyoruz... Ama şunu da biliyoruz ki, çoğu zaman da bu tepkiselliğini saklar, kendisinin büyük zarar göreceğini gördüğü noktada böylesine büyük tepki göstermekten kaçınır.

‘EKONOMİNİ YOK EDERİM’

Örnek olarak, Başkan iken Trump ile ilişkisi.

Trump, Rahip Brunson’un serbest bırakılması konusunda diplomatik girişimleri sonuç vermeyince, bir tweet’le “Ekonomini yok ederim” açıklamasını yaptı, TL hızla değer kaybetti. Rahip efendi acil bir mahkeme ile hemen salıverilecek bir kararla apar topar tahliye edildi.

O zaman Cumhurbaşkanı, Brunson’un F. Gülen ile takasını önermişti: “‘Papazı verin’ diyorlar. Bir papaz da sizde var, bize verin, yargılayalım, biz de onu size verelim.” Ama Trump’ın ağır saldırısı karşısında, takas makas konusu makara oldu.

DAHA AĞIR SONUÇLARI OLUR

Şimdi ise ağır bunalımlara yol açacak 10 elçiyi dışarı atma açıklaması karşısında, eğer gerçekleşirse, Türkiye’ye daha ağır bir ekonomik kriz olarak yansıyacaktır. Bu ülkelerin çoğu, ülkemizin en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında.

Erdoğan’ın, üstelik ekonomi büyük krizde iken bu tavrının nedenleri üzerinde durursak:

Birincisi, Erdoğan’ın büyük ve meydan okuyan dünya lideri olarak hem kendisini görmesi hem de seçmenlerine kendini böyle kabul ettirmiş olmasıdır. Yani elçilerin bu girişimi karşısında kendisinden beklenen çıkışı yapmış olması. Fakat elçilerin gönderilmemesi durumunda, bu itibar gider.

Eğer elçiler atılırlarsa 10 ülkenin de bizim elçileri ülkelerinden çıkartması kesindir. Sonra ayıkla pirincin taşını..

BİR SEÇİM STRATEJİSİ

Erdoğan’ın çıkışını, daha önce yazdığım, “dış düşmanla gerilim stratejisi”nin bir gereği olarak görme eğilimindeyim. Fakat bu kriz erken patladı.

RTE’nin ekonomiyi 2022’de toparlaması olanaksız gözüküyor. Bu yıl sonunda önceki yıllarda büyük eksilerin etkisiyle yüzde 9 büyüme ve dış satışta rekorlar gibi beklenen sonuçlar var, fakat bunların halk açısından fazla bir anlamı olmayacak. Gelecek yıl büyümenin ancak 3.5-4 civarında gerçekleşebileceği belirtiliyor.. Bu nedenle Erdoğan’ın seçim sürecinde mutlaka bir iç ve dış gerilim stratejisine ihtiyacı var; gerilim yaratma ustası olarak görülür.

Geçen seçimlerde özellikle Hollanda ve Almanya’nın ne faşistliğini ne Naziliğini bırakmıştı. Sonuçta, anketler bu Avrupa’ya karşı iç nefreti körüklediğini ve ölçümlerde yüzde 1 -2 daha fazla oy almasına yaradığını biliyoruz. O tarihlerde AKP’nin oyları bir aşağı bir yukarı yüzde 40 oranlarındaydı.

Fakat şimdi büyük seçmen kaybı yaşıyorlar ve Cumhur İttifakı’nın seçimleri almasının imkânsız olduğu görülüyor. Ama öyle dış gerilimlerden yüzde 1-2 gibi oy getirisi, sonuçta hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Demek istediğim, Erdoğan’ın çok daha büyük dış gerilimlere ihtiyacı olduğudur. 

ERKEN PATLAYAN KRİZ

Fakat 10 ülke ile bu gerilim çok erken patladı. Mesela 2022’nin sonuna doğru bu kriz olsaydı, yedi düvelin ülkeye saldırısı karşısında, belki de yüzde 4’lere varan bir seçmeni yerinden kıpırdatma olasılığı düşünülebilirdi.

Ama yine de bu gerilim politikasının artık seçmende bir karşılığı olabilir miydi, bu bile tartışılır. Ülkeyi yoksullaştıran, işsizleştiren, emeğin ve TL’nin değerini pul eden bir lider damgasının üzerinden silinmesi belki de olanaksıza yakındır.

İktidar yine de dış kriz yaratmada ileride büyük oynayacaktır.

10 ülke ile erken başlayan gerilim, belki şimdilik söndürülebilir ama seçim sürecinde sepette tutulur. Çünkü böyle erken gerilimin, iktidara bir yararını beklemek, biraz siyasi ve ekonomik hesap bilmemek anlamına gelir diye düşünüyorum. Ama dünya lideri konsepti, kin ve kızgınlık, böyle hesapları yapmasını da engelleyebilir ve krizi derinleştirir mi? Göreceğiz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları