Ah güzel İzmir!

Ah güzel İzmir!

01.11.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Evet, içimiz yanıyor, bağrımız yanıyor... Canlarım, eşim dostum, ailenin önemli bir bölümü hepsi İzmir’de. O meşum andan beri telefonlarımız susmuyor... Korkularını, çaresizliklerini anlatıyorlar, umutlarını, acılarını da... Uzaktan imdatlarına koşamamanın acısını çekiyorum. Ve Ege’den Marmara kıyılarına gelen bir martının kulağıma fısıldadığı sözler gelip yerleşiyor yüreğime!

Bu martı, Çehov’un martısı... Çehov’un “Martı”sında, çok şiirsel, çok hüzünlü, çok etkili bir sahne vardır. Soğuk bir gecede Nina, (ki o çoktan vurulmuş bir “martıdır”...) ruhu ve bedeni çok üşümüş Nina, Turgenyev’i anımsar ve şöyle der: “...Rüzgârı işitiyor musunuz? Bir cümle vardır Turgenyev’de: ‘Böyle gecelerde, sıcak bir köşesi, bir yuvası olana ne mutlu!’ Bense bir martıyım... Ne diyordum... Ha, Turgenyev: ‘Tanrı tüm barınaksızların yardımcısı olsun!’ ... Neyse... Bakın ağlamıyorum artık...

Tanrı barınağı olmayan herkesin yardımcısı olsun...

İnsanın insanlığından utanması

Bizler İzmir’le soluk alıp verirken, insanı insanlığından utandıran paylaşımlar yapıldı sosyal medyada... İzmir’i ve İzmirlileri hedef alan paylaşımlar...

Utanç vericiydi. Kimi İzmir’i “zinanın başkenti” ilan ediyor, kimi sadece “İzmir’deki Müslümanlara geçmiş olsun” diyor, “Rabbim beni İzmirliler gibi zinaya değil, seccademe köle et” diyebiliyordu...

Bu nasıl bir kin, nasıl bir nefretti! Böylesi pislik kusanlara insan denebilir miydi! Bu yaratıklar dindar olabilir miydi! Dinden, ahlaktan, vicdandan hiç mi nasiplerini almamışlardı! Kindar ve dindar bir kuşak yetiştirme çabasından bunu mu anlamalıydık!

Benim eşsiz güzelim canım “Gavur İzmirimi” çağrıştıran bu ve benzeri ifadelere tepki çığ gibi büyürken, daha Cumhurbaşkanı olmadan önce, başbakanken Erdoğan’ın söyledikleri aklıma geldi. Yine bir seçim öncesiydi ve “İzmir üzerine zaman zaman yakıştırılan ifadeleri, İzmir silip atacaktır” derken “özrü kabahatinden büyük” bir durumu ortaya koyuyordu.

O iğrenç paylaşımlarda bulunanların adalete teslim edildiğini söylüyordu ertesi gün gazeteler. Adaletsiz ülkemin adaletine... Hayırlısı olsun!

Eşsiz bir dayanışma

Deprem sonrasında kin ve nefreti gördük. Ama deprem sonrasında ihaneti gördüğümüz gibi, insanı insan yapan değerleri de, insanoğlunun içindeki “cevher”i de gördük...

İzmir ve çevresinde yaşanan sonsuz dayanışmayı gördük.

Evsiz barksız kalanlara Çeşme, Urla, Foça, Aliağa, Karaburun ve tüm yazlıklarda evlerini açanları, otellerini açanlarını gördük. Yiyeceğini paylaşanlara tanıklık ettik.

20 gündür tazminatları için eylem yapan Somalı madencilerin İzmir’e koşup arama kurtarma ekiplerine omuz vermesini izledik...

AKUT’un imdada koşmasını gördük. (Unutmayın: 2930’a AKUT yazıp mesaj atarsanız arama kurtarma derneğine 10 TL bağış yapmış oluyorsunuz.)

Kan ihtiyaçlarının ilk anonstan sonra anında karşılandığını izledik.

Gece boyunca yılmadan çalışanları, enkaz kaldırma çabalarını gördük. Sokak hayvalarının nasıl korunduğunu gördük...

Evet, iki gündür gece gündüz müthiş bir dayanışmaya tanıklık ettik...

Düşünmemiz gereken

Şimdi herkes yine çok konuşacak... Ve biz yine ders almayacağız (mı?). YETER! Artık ders alalım!

Şimdi düşünmemiz gereken doğanın değil, “doğal felaketleri”n bahane edilerek insanın insana yaptığı kötülükler... Doğaya inat yaptıklarımız! Dinmeyen açgözlülüğümüz, doymayan iştahımız!

Artık ezberledik: İnsanoğlu doğadan çok daha acımasız, çok daha hırslı ve açgözlü, çok daha bencil. Öyleyse ona göre tedbir almalıyız!

Artık depremin değil, bilgisizliğin, denetimsizliğin, çalıp çırpmanın insan öldürdüğünü bilmeyenimiz yok.

İki gündür Türkiye’nin fay hatlarını gösteren haritaları da gördük!

Benim aklımdaki en önemli soru şu: Hâlâ Kanal İstanbul diye tutturulacak mı? Dediğim dedik inadı sürdürülecek mi! Uzmanlara, akıl yoluna, bilgiye bir şans verilecek mi?

Yazarın Son Yazıları

İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025