Dinin 'Uçkura' Alet Edilmesi, Politiktir!

Dinin 'Uçkura' Alet Edilmesi, Politiktir!

26.05.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

Ne yalan söyleyeyim, ilk aklıma gelen annem oldu! Eğer annem yaşasaydı, Atatürkün kurduğu bu Türkiye Cumhuriyetinde, Danışman sıfatı kullanan bir kadının, erkeklerin çokeşliliğini savunmasını, yasal olması önerisini duysaydı, ya kalpten ölürdü ya da tüm arkadaşlarını toplayıp Çankayaya yürürdü! Bu nedenle, dünden beri, anam iyi ki bugünleri görmedi deyip duruyorum içimden

\n

Açıkçası, böyle bir istek gelmesine, hatta bir kadından gelmesine ben pek de şaşırmadım. AKP iktidarında böyle bir dilek, öneri gelmeseydi şaşardım Neden mi?

\n

Bugüne dek AKP, politik tüm amaçları için dinden yararlanarak, türbandan tutun sadaka uygarlığına varıncaya kadar kadınları kullanmadı mı, kadınları sömürmedi mi? Emeklerinin karşılığını gasp etmedi mi? (Oy toplarken çalıştırdığı kadınların, Meclisteki, kabinedeki oranına bakın yanıtı öyle verin!)

\n

Şimdiye kadar kendilerini kullandırtan kadınlar, şimdi bundan neden vazgeçsin?

\n

Ben kadın erkek eşitliğine inanmam, inanmıyorum diyen bir Başbakana Ah ne şirin, eyvallah diyen; Aslında kadınlar daha yüce demek istedidiye mazeret beyan eden; kadın erkek zaten eşit değil Başbakan fırsat eşitliğini savunuyordiyen geri zekâlılar oldukça, bence bu kadarı da yetmez!

\n

‘Şaka gibi’ bile değil

\n

Öneriyi ortaya atan kadın, şu son iki gün içinde adını sanını millete duyurup, hayatta göremeyeceği şöhrete kavuştu. Anayasaya karşı gelmiş, genç beyinleri zehirlemiş, “danışmanlık ettiği kadınlara zarar vermiş, bunlar bir yana

\n

Şimdi göreceksiniz; günler boyu, sayfalar boyu, televizyonda, basında, meslektaşlar ne ahkâm kesecekler! Nur topu gibi bir malzeme! Aman ne eğleneceğiz(!).

\n

Kimi, 4 yetmez 8 olsun, kimi kadınlara da 4 koca diye alaya alacak. Ülkede hırsızlık da bol, bari hırsızlık da yasal olsun denecek. Oysa bence şaka gibi bile değil! Kimi dinimiz ne diyor”,O sure der ki diye ciddi tartışmalara girişecek… “Herkes değil, sadece zenginler diye olaya sınıfsal(!) yaklaşılacak

\n

Korkarım bu hengamede asıl tehlikeyi gözden kaçıracağız!

\n

Asıl tehlike

\n

Asıl tehlike, bütün bunların politik olduğunu görmemektir. Görüp de anlamamaktır. Anlayıp da, görmezlikten gelmektir. Anlamak istememektir.

\n

Hastalıklı bir zihniyet, Türkiye Cumhuriyetini, vazgeçilmez ilkelerini, toplumsal yapısını, yaşam biçimlerini içten içe kemirmektedir.

\n

Bugüne dek dini politikaya alet edenler, şimdi de dini, uçkurlarına alet etmektedirler. Bunun için de kadınları kullanmaktadırlar.

\n

Görmemiz, kavramamız, anlamamız gereken şu: Yaşadıklarımızın tümü bir bütün. Heykelleri yıkan zihniyet, bilimi, hukuku yok sayan zihniyet bir bütündürİmar planlarını dilediğince değiştirmek, kentleri bölmek çarpmak ya da, Bakanlık eşeği aday gösterse oy veririm diyebilmek bir bütündür… “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum diyene sempatiyle bakmakla erkeklerin çok kadınla evlenmesi yasal olmalı demek bir bütündür.

\n

Evet bu ülkede oldum olası erkek egemen bir düzen hüküm sürmektedir. Ancak buna karşı mücadele veren, hiç azımsanmayacak çapta ve yoğunlukta bir kadın hareketi de süregelmiştir. Bu mücadele sonucunda kimi taşlar yerinden oynamış, yasalar değişmiştir.

\n

Sadaka değil eşitlik

\n

Kadınların bu mücadelesi bugüne dek sadece kadınlara karşı değil her tür ayrımcılığa karşı çıkmıştır. Bugün bu hareketin gerilediğini, geriletildiğini görüyoruz.

\n

Şimdi, Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığın yerine kurulmak istenen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aslında bu mücadeleye vurulan yeni bir darbe! Bu durumda Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) de bu yeni bakanlığa bağlanacak

\n

Bu değişiklik kadınları da çocuk- yaşlı- engelli-” gibi korumaya ve yardıma muhtaç bir konuma sokuyor. (Başta da dedim ya, AKP, her alanda sadakaya razı bir toplum yaratma çabasında!)

\n

Oysa kadınlar, sadaka değil, eşitlik istiyor. Bakanlıklardaki değişiklik, yıllardır söylediğimiz gibi Kadın Erkek Eşitliği Bakanlığı olmalı.

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025