Alenen tahrik olmaktayız

Alenen tahrik olmaktayız

26.01.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Yıllar önce Yaşar Kemal’e bir yazısı nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçu”ndan dava açıldığında “Doğrudur Yaşar Kemal beni fena halde tahrik ediyor” diye bir yazı yazmıştım.

Yalan mı! Kin ve düşmanlığa değilse de Yaşar Kemal bu ülkeyi daha çok sevmem, yurdun her köşesine gidip farklı birikimleri, kültürleri tanımam için beni tahrik ediyordu. Türkçemi daha iyi, daha doğru kullanmam için beni tahrik ediyordu. Memleketimin insanlarına, doğasına, farklılıklarına, türkülerine ve edebiyatına daha sıkı sarılmam için beni tahrik ediyordu.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla gözaltına alınıp “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından tutuklanınca, Ayşe Barım önce yandaş medya ve trol saldırısına uğrayıp oradan dikiş tutturulamayınca 10 küsur yıl sonra Gezi olaylarıyla suçlanınca, aklıma geldi.

Günlerdir beni kimlerin, nelere, “alenen tahrik” ettiğini sıralar oldum. Bozuk plak gibi habire kafamda liste yapıyorum. Liste bitmek bilmiyor her an yeni tahrik öğeleri ekleniyor.

İki gündür Marmaris’te ve Manisa’da Uğur Mumcu anmalarına katılıyorum. Aklımın gerisinde hep o liste! Bari şunu paylaşayım dedim:

ŞU SON 20 YILDA...

Önce şu “alenen” sözünü gençler bilmeyebilir diye bir açıklama: Sözlükler bu sözcüğü “Herkesin gözü önünde ve halkın içinde, gizlemeden ve açıkça olan/ açıkça yapılan her şey olarak” belirliyor. Yani gizlisi saklısı olmadan.

Hemen listeme geçiyorum:

  • Birileri beni dinden imandan uzaklaşmam için tahrik etti. İktidarın dayattığı Müslümanlıkla çocukluğumda ailemden edindiğim, Anadolu’nun hoşgörülü inançları arasındaki uçurum büyüdükçe inancım azaldı.
  • Allah adıyla söylenen yalanları, yapılan talanı, uygulanan şiddeti ve kötülüğü gördükçe alenen tahrik dozu arttı.
  • Birileri beni bu ülkede hak hukuk olmadığına, zaten adaletin gereksizliğine inanmam için tahrik etti. - İktidar yargısıyla, emirle, gece yarısı kararlarıyla, hak ve hukukun istenen şekle sokabileceğini kavrayınca; aynı suçtan kimileri ödüllendirilip, kimileri cezalandırılınca aşırı tahrik oldum.
  • Altına imza attığımız uluslararası sözleşmelerin, TBMM’de edilen yeminlerin, her seçim öncesi verilen vaatlerin hiçbir önemi olmadığına dair yıllardır alenen tahrik edildim.
  • Belki de en önemli tahrik, benim gibi düşünmeyenleri aşağılayabileceğim, onlara küfür ve hakaret edebileceğim, onları korkutabileceğim, sindirebileceğim, gözdağı verebileceğim, tehdit edebileceğim, korkutabileceğime dairdi.
  • Yalan söylemenin, bugün söylediğini yarın inkâr etmenin, hırsızlık ve talanın doğal olduğuna ilişkin tahrik edildim.
  • Birileri beni okumak, öğrenmek, sorgulamak, liyakat kötüdür; cehalet, bilgisizlik, şahanedir ve de yüceltilmelidir diye tahrik eder oldu.
  • En çok, kin ve intikam duygularıyla donanmışları, düşmanlık, gerilim, kavgayla beslenenleri gördükçe öfkelenip tahrik oldum.

Ve bütün bu tahrikler alenen yapıldı. Gizlisi saklısı olmadan. Herkesin gözü önünde. Devletin ajansları, devletin TV kanalları, yalaka gazetecileri, trolleri aracılığıyla yapıldı. Haykırarak yapıldı. “Eyyy” nidalarıyla yapıldı.

***

Sevgili okurlar, Yukarıdaki yazıyı Marmaris’ten Manisa’ya uzanan uzun ince bir yolda yazdım. Dün Marmaris’te gazetemizin yazarı Mehmet Ali Güller’le birlikte “Uğur Mumcu ve Demokrasi Şehitlerini Anma” buluşmasında konuşmacıydık. Birazdan Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda, Eren Aysan’ın moderatörlüğünde Miyase İlknur’la birlikte “Aydınlanma Devrimi ve Uğur Mumcu”yu yorumlayacağız.

Buluşmaya katılmak için yukarıdaki listeyi kısa kesmek zorunda kaldım.

Şimdi her zamankinden daha çok Uğur Mumcu’yu anmak, önerilerine, saptamalarına kulak vermek zorundayız.

Tanrı hepimizi nice tahriklerden korusun!

Yazarın Son Yazıları

İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025