Bu Bir Karşıdevrimdir... (23.02.2012)

Bu Bir Karşıdevrimdir... (23.02.2012)

23.02.2012 04:59
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

Tam sekiz yıllık kesintisiz eğitime alışıyorduk ki, sil baştan...

\n

Üç gündür AKPnin eğitimi kademelere bölüp 4+4+4 sistemiyle ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyorum... Gazeteleri okuyorum, televizyon tartışmalarını izliyorum; en çok en çok yandaşların sesleri çıktığı için, karşı görüştekilerin sesleri her an kısıldığı için, duyduğum abuk sabukluklara isyan ediyorum.

\n

Onlar’ın 28 Şubat’a dek (yıldönümü armağanı niyetine olsa gerek) Mecisten geçirmeye çalıştıkları yasanın ayrıntılarını öğrendikçe, içimden sadece şunu haykırmak istiyorum:

\n

Bu bir karşıdevrimdir! Cumhuriyet kazanımlarına ihanettir! Ne ilki ne sonuncusu, ama öyle!

\n

Başbakan açıklamıştı zaten: Dindar gençlik yetiştireceğiz diye ilan etmişti! Demokratik bir hukuk devletinde, laik olduğunu iddia eden bir ülkede, üstelik ileri demokrasi olduğunu iddia eden bir ülkede bu söz laikliğe, demokrasiye, bilime, hukuka, anayasaya aykırı olduğu, suç olduğu halde ilan etmişti. Şimdi artık gereği yerine getiriliyor.

\n

Şöyle ki: 4. sınıftan sonra, çocuklar belirlenecek açık öğretim programlarında okula gitmeden okuyabilecek. Yani okula gitme zorunluluğu yok...

\n

Haydiiiii kızlar eve!

\n

Bu resmen, haydi kızlar eve demektir! Okula gitmeden evlerinde “meslek eğitimi” adı altında Kuran kursu mu desem, dikiş nakış mı desem, güzel güzel (!) eğitime devam edebilecekler; dönem sonunda merkezi sınava girecekler. Sınavı geçemeyen babası yaşında herife satılacak!

\n

Yıllardır bu ülkede bu coğrafyada kız çocuklarının okula yollanmasını sağlamak için sürdürülen, sürdürdüğümüz çabaları düşünüyorum. Bütün o çalışmaları, önerileri, kampanyaları, üretilen politikaları, o politikaları hayata geçirmek için didinmeleri

\n

(Canım, sevgili biricik Türkan Saylanın yeniden yeniden öldürüldüğünü görür gibi oluyorum...)

\n

Artık Baba beni eve kapa!dönemi hayırlı olsun

\n

İlk dört yıllık kademenin ardından çocuklar ikinci kademede okula gitmeden açık öğretime giderek zorunlu eğitime devam edebileceğine göre... Yaşasın(!) bir taşla iki kuş, kız çocuklar artık türbanla da ilköğretimi tamamlayacak!

\n

Hani toplum baskısı, mahalle baskısı bir yana; kapanma örtünme yarışının hızla tırmanışı öte yana... Efendim üniversite çağına gelen insan başını ister örter ister kapar, kendi seçimini kendi yaparfalan diyorduk ya... Alın işte! İlkokul çağındaki kızlar da kapansın ki bu milletin namusu kurtulsun!

\n

Yetmez ama…

\n

Şimdi biraz daha yetmez amalara bakalım:

\n

İlkokul öncesi eğitim yok ediliyormuş! Boşverin ona! Yetmez ama kız çocuklara 4 sınıf yeter de artar bile!

\n

Yetişkin gençleri umreye götürmek yetmez, ilkokul öğrencilerini götürün bence!

\n

İlkokula Arapça dersi koymak da yetmez, bence ilk elde Arapça zorunlu ders olmalı, daha sonra da Latin harflerini atıp yerine Arap harflerine geri döndürürüz

\n

Şimdilik cumartesi, pazar tatil okullarımız, ama yetmez cuma da tatil olmalı... Gerekirse hani baktık ki bilimden irfandan fazlasıyla uzaklaşıyor gençlerimiz, o zaman pazar gününü ekleriz okul günlerine...

\n

Başbakanın arzusu doğrultusunda dindar ve kindar bir gençlik yetiştirme projesi hayırlı olsun diyecektim ki...

\n

Ooooo, ben geç bile kalmışım...

\n

Gençlerimiz yeni yasa tasarısı üzerinde bol bol tartışıyor bile: İçlerinde çoğu Başbakanın dinci olmasın da tinerci mi olsun deyişini örnek almış:

\n

Şöyle diyorlar: Ne yani matematik, fen öğrenmek, dinini öğrenmekten daha mı önemli!

\n

Karşıdevrim dolu dizgin sürmekte anlayacağınız

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025