Söz Yaşar Kemal’in

Söz Yaşar Kemal’in

08.05.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Köln’de, Yaşar Kemal Sempozyumu’nda ne çok ne çok şey öğreniyorum...

Doğrusu ben bugüne dek Yaşar Kemal’in olağanüstü bir yazar olduğunu, Türkçemize neler kattığını; bunca yerel, bunca evrensel olmasını, geçmişten günümüze ve geleceğe kurduğu köprüleri bilirdim. Edebiyat hakkında analizlerin bilincindeydim.

Yaşar Kemal’in toplumun sesi, toplumun bilinci olduğunu bilirdim. Hak ve hukuk tutkunluğunu, adalet arayışını, adil ve eşit bir dünya özlemi için çalıştığını, direnişçiliğini, zulme karşı duruşunu, barış için çırpınışlarını, Kürt-Türk çatışmasını durdurmak için verdiği çabaları bilirdim...

Ama şu var ki en çok iklim konusunda, çevre konusunda, herkesten, tüm yazarlardan  daha öncü olduğunu, bu konularda bilim adamı titizliğini bilmezdim.

O BİR ÖNCÜ

Köln’de, Yaşar Kemal Sempozyumu’ndayız. Akademik yanı ağır basan paneller dizindeyiz... Ufuk Özdağ, Ali Dönmez, Cihan Erdönmez, gibi akademisyenler muhteşem sunumlarla Yaşar Kemal’in eserlerinden örneklerle onun çevreciliğini, doğayla iç içeliğini anlatıyorlar... 

Yaşar Kemal’in Türkiye coğrafyasının doğa ve biyoçeşitliliğini bir bilim adamı titizliğiyle incelediğini... Onun kitaplarının doğal ve biyolojik kaynak olarak kullanıldığını anlatıyorlar.

Daha 1972’de Yaşar Kemal’in “Denizler Kurudu” başlığıyla yaptığı röportaj dizisinde geleceğe işaret ettiğini... Marmara Denizi’nin ekosistemini ortaya koyduğunu... Bir balıkçının “Denizler bir daha dirilmez mi kaptan” sorusuna, kaptanın verdiği yanıtı öğreniyorum.. Gözümün önünden müsilajı kovmaya çalışıyorum. “Yaşaaaar yetiş imdada” diye bağırmak geliyor içimden!   

Daha da eskiye gidersek, tee 1954’te “Yanan Ormanlarda 50 Gün” dizi röportajlarında günümüzde en korkunç biçimde yaşadığımız orman yangınlarının özüne işaret ediyor, tüm sorunları daha o zaman tek tek saptıyor! Ama burası Türkiye! Dinleyen kim?

Buket Uzuner onun romanlarının psikomitolojik okuma yöntemlerini anlatıyor. Kenan Mortan onu “Kapıların kilidini açan insan” diye tanımlarken Yasemin İnceoğlu onun Birleşmiş Milletler’den çok önce çocuk haklarından söz edişini vurguluyor.

DOĞA SÖMÜRÜSÜ EŞİTTİR İNSAN SÖMÜRÜSÜ

Umarım birbirinden değerli bu sunumlar kitap olarak yayımlanır. Türk-Alman Kültür Forumu ve onun dinamosu Osman Okkan umarım bu dileği yerine getirir.

Bu seminer boyunca her panelde Yaşar Kemal’in bize en çok şunu gösterdiğini, öğrettiğini fark ettim: İnanın insanın insanı sömürüsüyle, insanın doğayı sömürüsü arasında hiç fark yok. İkisi birbirinden ayrılmıyor. İkisi birbirini bütünlüyor.

Yaşar Kemal’i en iyi tanımanın yolu onun kitaplarını okumaktır elbet. Bu yazıyı bitirmek için, açılışta Ayşe Semiha Baban’ın  yaptığı gibi son sözü Yaşar Kemal’e bırakıyorum: 

“Benim başlıca derdim doğadır. Kendimi bildim bileli benim dostum doğadır. 

Dünyamız tükeniyor. Birçok hayvanın, birçok ağacın, birçok böceğin, birçok kuşun soyu tükendi. 

Bundan sonra da insanların soyu diyecektim ama dilim varmadı. İnsanoğlu bu kötü durumu sürdürmeyecektir.

Ben bilinçli olarak, ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek isrterim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir.

İyi ki dünyaya geldik, yaşadık, ışığı gördük. Ya gelmeseydik, ya bu güzellikleri görmeseydik... Beni okuyanlar karamsar olmasınlar.”

İyi ki varsın Yaşar Kemal.

Yazarın Son Yazıları

İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025