Afyon’da müzik ve edebiyat coşkusu

Afyon’da müzik ve edebiyat coşkusu

04.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Ayın altında kağnılar gidiyordu./ Kağnılar gidiyordu Akşehir üstünden Afyon’a doğru./ Toprak öyle bitip tükenmez, dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişmiyecekti.”

Afyon’dayım. Ne zaman Kurtuluş Savaşı’mızın simgesi Afyon’a gitsem kulağımda Ruhi Su’nun ölümsüz sesi, Nâzım Hikmet’in yukarıdaki dizelerini fısıldar kulağıma. Daha önce genç pırıl pırıl bir gazeteciyi Metin Göktepe’yi döve döve öldüren polislerin duruşmaları için gelmiştim Afyon’a ama bu kez başka. Bu kez uygarlık için, gençler için, gelecek için... Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’ndeyim. Üstelik 24. yaşına basan bir festival.

BİR İDEAL UĞRUNA

Her şey çok genç, çok gözü kara, çok azimli, çok inatçı, oldukça hayalperest epey “deli”, çılgın bir delikanlının Hüseyin Başkadem’in (d.1968) idealini gerçekleştirmek için kollarını sıvamasıyla başladı! Cumhuriyet Devrimlerinden aldığı ilhamla doğduğu kenti dönüştürmeyi kendine ülkü edindi. İstanbul ve Cambridge üniversitelerinde aldığı müzik eğitimiyle önce müzik öğretmenliği yaptı, sonra Afyonkarahisar Klasik Müzik ve Caz Derneği’ni kurdu. Tüm olanaksızlıklara, engellere karşın hiç yoktan 25 yıldır iki festival düzenliyor. Biri klasik müzik, biri de caz festivali. Ve başardı.

Başarı sadece bu uluslararası resital ve konserleri düzenlemesi değil. Başarı aynı zamanda geleceğin dinleyicilerini sanatla yoğrulmuş gençlerini de yetiştiriyor olması. Şöyle ki her yıl festival döneminde çağırdığı edebiyatçılar, sabahtan akşama çeşitli okullara dağılıp sınıflara giriyor ve ortaokul öğrencileriyle sanattan hayata uzanan sohbetler yapıyor. Heyecan verici.

OKUL DENEYİMİM

Bu yıl okul sohbetlerine katılan Gülten Dayıoğlu, Adnan Özyalçıner, Metin Celal, Feridun Andaç, Yalvaç Ural gibi isimler arasına ben de karıştım.

TED Koleji, Teknik Meslek Okulu (Rahmiye Sare Palalı Teknik Koleji) ve Afyon Lisesi’nde farklı sınıflara girdim. Yaş ortalamaları üçünde de 14’tü. İlk ikisinde gençler müthiş coşkulu, meraklıydı. Edebiyat ve sanatla iç içeydiler, sevdikleri yazarları sıralıyorlardı, dışa dönüktüler. Üçüncüsünde daha tepkisiz, daha donuk, daha içe dönük ve sevdikleri yazar yoktu. Aradaki fark çarpıcıydı.

Onlar benim sorularıma yanıt verirken beni soru yağmuruna tutmaktan da geri kalmadılar. Hayır hiçbiri gazeteci olmak istemiyordu, “çünkü tehlikeliydi”. Hepsi dünyayı görmek istiyordu. Kimi Birleşmiş Milletler’e girip dünya savaşlarına son vermek, kimi savcı olup ülkeye adalet getirmek istiyordu.

Bir sınıfta bana en sevdiğim şairi sordular. Çok düşünüp taşınıp Nâzım Hikmet deyince sınıfta bir alkış koptu ki kulaklarıma inanamadım!

Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinden söz ederken bağımsızlık, adalet, eğitimin yanı sıra, gençlerin laiklik ilkesini öne çıkarışları da başka bir sevinç kaynağı oldu.

MÜZİĞİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Festivalin açılışı, Afyonkarahisar Yeni Müze’nin fuayesinde gerçekleştirildi. Müze çok güzel ancak konserlere elverişli değil, akustik felaket. Afyon’un bir an önce doğru dürüst bir konser salonuna kavuşması gerek.

Genç kuşak Çek çellist Stepanka Plockova’yı, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Dvorak’ı dinlemek harikuladeydi. Bu genç sanatçı (22 yaşında) bir gün önce kenti dolaşırken Dvorak’ın tüm aşk acılarını bana anlatmıştı. Konserde yorumuyla bestecinin o ünlü Viyolonsel Konçertosunda romantizmin, aşkın ve acının en somut halini bana yaşatacaktı. Murat Göktaş şefliğinde, Mendelsshon’un 4 Senfonisiyle konser sona erdiğinde, müze alkıştan inliyordu.

Beni asla terk etmeyecek anlardan biri, üç minicik kız çocuğunun orkestranın dibine kadar ulaşıp yere oturmaları, gık çıkarmadan büyülenmiş gibi konseri dinlemeleriydi. Konser sonrasında 8 yaşında olduklarını, üçünün de piyano çaldıklarını, evet burada doğup büyüdüklerini ve ileride Stepanka gibi olmak istediklerini bana anlatacaklardı. Muhteşem değil mi!

Ve bir teşekkür: En önemli sponsorlar: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Afyonkarahisar Valiliği ve İkbal Thermal Hotel. Anlamadığım nokta ise şu: Önceki AKP’li belediyeler festivali desteklerken ilk kez Afyon’da CHP’nin yerel yönetime gelmesiyle desteğin kesilmesi... Acaba neden? Fırsat bulursam soracağım.

Yazarın Son Yazıları

Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026
Yumruklar havada yürüdük tek polis görmedik!

Yedi gün önceydi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih...

Devamını Oku
30.04.2026
Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün.

Devamını Oku
26.04.2026
Bayram mı, yoksa vicdan sınavı mı?

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Devamını Oku
23.04.2026
Merhaba Günü

İktidara geldiklerinde dindar ve kindar bir kuşak yetiştireceklerini açıkladılar.

Devamını Oku
19.04.2026
Hrant Dink Hafıza Mekânı

Zaman uçuyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Operasyon arası sanat

27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon.

Devamını Oku
12.04.2026
Teşekkürler Zülfü Livaneli

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

Devamını Oku
09.04.2026
Tiyatro ve eleştiri

Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden bir çağrı alınca “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk.

Devamını Oku
05.04.2026
Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi?

Devamını Oku
02.04.2026
Semiha Berksoy: Kendi mitolojisini yaratan sanatçı

Minicik bir kız çocuğu.

Devamını Oku
29.03.2026
Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025