Frankfurt'ta Geceler...

Frankfurt'ta Geceler...

20.10.2008 08:22
Güncellenme:
Takip Et:

Frankfurt Kitap Fuarının yöneticileri çok mutlu: Fuara ilgi patlaması varmış! Bunu Türkiyenin onur konukluğuna bağlayanlar çoğunlukta!

Frankfurta gelen yazarlar çok mutlu: Her rastladığım yazar, kendisine gösterilen büyük ilgiyi bana anlatıyor! Şu son birkaç günde Alman basınında Orhan Pamuk dışında benim gözüme çarpan en geniş yayınlar Murathan Mungan, Oya Baydar, Elif Şafak ve Zülfü Livaneli hakkında. (Elbet görmediklerim de olmuştur!)

Fuarın ziyaretçileri çok hem de çok mutlu. Hayatlarında içmedikleri kadar çok Türk kahvesi içiyorlar. Üstelik Kurukahveci Mehmet Efendi ikramı! (İlk beş gün yalnız yayınevi, ajanslar, edebiyat kurumları, yazarlar, yazar temsilcilerine -son iki gün herkese açık- son iki gün mahşere dönerse şaşmamak gerek!)

Gündüzler böyle, gecelere bakalım: Benim üç gecem, birbirinden çok farklı üç mutluluk, ışık ve sevinç gecesi oldu!

Kutsi Erguner

Frankfurtun orta yerindeki opera çok görkemli bir yapı. “Eski Opera” (Alte Oper) diyorlar; savaşta yıkılıp yenisi tıpkı eskisi gibi yapıldığı için... Opera sahnesinde ney ustası, besteci, müzikolog Kutsi Erguner ve arkadaşları... Opera sahnesinde ney, kemençe, kanun, ud, vurmalı çalgılar, bas gitar veeee Goethenin şiirleri...

Kutsi Ergunerin bestelediği Goethenin Doğu Batı Divanından Gazellerini ilk kez dinlemek Frankfurtta nasip oldu. Sanatçı ne zamandır Doğu ve Batı kültürüne ait çeşitli müzik yapılarını Türk müziği ile harmanlıyor. Bu kez Goethenin şiirlerini gazel formatında makam müziğine uygulayarak yorumluyor.

Batı ve Doğu / Davet ediyorlar seni/ Tatmin için en güzel şeyleri/ Bırak nazı, terk et kabuğu / Katıl şu güzel ziyafete, tenezzül etmediğin, / Varlığından bile haberdar değilsin bu lezzetin./ Nefsini ve başkalarını tanıyan kişi /Şunu idrak edecek ki; Şark ile Garb / Artık ayrılmayacak.” (Şiirler önce Almanca okunuyordu.)

Ben zaten Kutsinin neyine tutkunum. Neyin öteki çalgılarla kucaklaşmasını, insan sesiyle bütünleşmesini millet soluğunu tutup dinledi. Her biri kendi alanında usta sanatçılar dinleyicilerin ayağını yerden kesti! Zaman zaman iki vokalist Doğu-Batı Divanından sapıp farklı ufuklara doğru pupa yelken yol alsa da ne gam, konser uzadı ama sonunda bütün opera ayağa kalktı ve eser ayakta alkışlandı!

Ayşe Tütüncü

Frankfurtun orta yerinde Jazzkeller... kentin en ünlü, en nitelikli caz kulübü olduğu söyleniyor. Konser saatinden epey önce gittim iyi yer kapmak için. Uyanık Almanlar çoktan yerleşmiş bile. İğne atsan düşeceği yer yok! Sahnede Ayşe Tütüncü Trio! Piyanoda Ayşe Tütüncü, soprano/tenor saksafonda Yaha Dai ve klarinette Oğuz Büyükberber.

Dünyanın belli başlı caz festivallerine katılan Ayşe Tütüncü acaba değerinin farkında mı? Küçük bir kız çocuğu gibi, müthiş bir alçakgönüllülükle piyanosunun başında oturup çalarken kendime bu soruyu soruyordum...

Klasik ve çağdaş müzik, geleneksel ritimler ve caz, Anadolu ve Balkan ezgileri ve renkleri kucak kucağa aşk yaşıyordu. Birinden ötekine nasıl geçti diye şaşıyordum... Piyano ile nefesli sazlar arasında kurduğu diyalogla çarpıldım . Birbirleriyle adeta konuşuyorlardı. Sözcüklerini, soru cevapları duyar gibiydim. Kavgalarını, atışmalarını, sevişmelerini de... Ama en çok, en çok müziğe kattıklarıhumorile büyülendim! Her an müthiş bir gerilim vardı. Ama aynı zamanda müthiş bir huzur!

Cazı sözcüklerle anlatmayı bilemiyorum. En iyisi şöyle diyeyim. Konser boyunca, herkesin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Kendimizi mutlu, güzel ve akıllı hissediyorduk. İçimden konser hiç bitmese diyordum... (Carnivalesque adlı bir albümleri var, anımsatmış olayım...)

Aynur

Frankfurtta Mousonturm adlı konser ve tiyatro salonundayım! Aynurun konseri var. Biletler çoktan satılmış tükenmiş bile! İşte ona girebilmek için Basın falan geçmiyor! Bütün pistonları kullanıp giriyorum.

Aynuru çoğunuz Yavuz Turgulun Gönül Yarası filminde, Fatih Akının İstanbul Hatırası filminde söylediği Kürtçe şarkılardan tanıyabilirsiniz. Hemen belirteyim 3 de albümü var: Seyir”, “Kece Kurdan”, “Nüpel adlı üç albüm...

Onu böylesi kalabalık bir konserde ilk kez izliyordum.

Tuncelinin Çemişgezekinden çıkıp (1975 doğumlu) hem Türkiyede hem Avrupa ülkelerinde gönülleri fetheden bu sanatçının, sahnede olağanüstü bir duruşu var. Ama o duruşa geçmeden önce şunu belirteliyim: Ses haznesi şaşırtıcı. Sesinin hem rengi, hem büyüklüğü, hem de o sesi kullanış biçimi çarpıcı. Sesiyle hem bir kitleyi kucaklıyor hem de her bireyle birebir ilişki kuruyor. Yaptığı müzik gelenekselden çağdaşa uzanıyor. Etno caz diyebilir miyiz? Bilmiyorum... Ama etiketi ne olursa olsun, insanı alıp bulutların üzerine uçuruyor...

Sahnedeki duruşuna gelince: Dinleyicileri hem sarmalıyor hem de onlarla arasına bir mesafe koyuyor. Adeta onları denetliyor. İzleyiciyi üç dilde Kürtçe, Türkçe ve Almanca selamladı, ilişkiyi her üç dilde sürdürdü. Hem çok candan, yakın, hem de hiç ama hiç laubali değil. Sonsuz saygılı. Dinleyicisine saygısı, müzisyenlerine saygısı, kendine saygısından ve özgüveninden kaynaklanıyor. Onu izlerken karşımda sanki bin yaşında bir bilge ama aynı zamanda 17sine yeni basmış bir genç kızı izliyorum duygusuna kapıldım.

Üç konser de Frankfurt Kitap Fuarında konuk ülke olmamız nedeniyle düzenlenmişti.

Her üç konserin izleyicisi ezici çoğunlukla Almanlardı. Üçü de ayakta alkışlandı.

Başta sanatçılar olmak üzere, seçimi yapanlara, emek verenlere, katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum.

zeynep@zeyneporal.com

faks: 0 212 257 16 50

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025