Siyasetin Şikesi???

Siyasetin Şikesi???

11.09.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

Geçen yıl şu sıralardaydı. 12 Eylül günü seçilmişti referandum için Yer gök, evet” afişleriyle donatılmıştı. Neden mi tam da o meşum tarih? Anımsayın: Faşist darbenin hesabı sorulacaktı Baskının, işkencenin, zulmün simgesi olan bir gün seçilmişti ki, maddi baskı yetmezmiş gibi, psikolojik baskısı da tumturaklı olsun.

\n

“Evet” diyenler; baskıya, işkenceye ve zülme karşıymış gibi olacaktı. Adaletten, adil yargıdan yanaymış gibi olacaktı. Bir 12 Eylülün başımıza getirdiği tüm belalardan işte 30 yıl sonra bir başka 12 Eylülde kurtulacaktık sözüm ona! (Ha! HA! HA! HA! Kahkalarla gülmek gerek ama inanın hiç gülesim gelmiyor!)

\n

O günlerde Yetmez ama evetdiyenlerle yaptığım tartışmaları anımsıyorum.

\n

Tek tek maddelerin oylanamayacağı, toptan evet ya da hayır denilecek değişiklik önerisinin, toptancı zihniyetiyle sunulması inanılır gibi değildi ama öyleydi.

\n

Aradan tam bir yıl geçti. Bir yıl sonra ben bugün hâlâ Hayır!ımın arkasındayım. Tek dileğim, o Yetmez ama Evetdiyenlerin kendilerini sorgulamaları Ne umdular, ne buldular?

\n

Yarın, bir 12 Eylül daha yaşayacağız. Faşist askeri darbe kadar, sivil darbenin de yıldönümü... Yalnız futbolda değil siyasette de şikeyi tartışmak gerekmez mi???

\n

Ben Hayırımın arkasındayım derken şunları kastediyorum:

\n

Üçte bir oy oranıyla, parlamentoda üçte ikilik bir çoğunluğu ele geçiren partinin, kimseyle uzlaşmaya çalışmadan, toplumsal mutabakatı yok sayarak her kararı dayatmasına Hayır! (CHPnin Mecliste verdiği hiçbir önergenin gündeme bile alınmamasını düşünün…)

\n

Yargıyı ele geçirme, yargıyı iktidarın gücünü arttırmak için kullanmaya; yargıyı siyasete alet etmeye Hayır! (Nedim Şener ve Ahmet Şıka terör örgütüne üyelikten 15 yıl hapisMustafa Balbay çok tehlikeli suçluya, cezası kesilmiş bile: 921 gündür tutuklu, 197 gündür hücrede tek başına! Deniz Feneri savcılarına hapis istemiyle soruşturma vbvb…)

\n

12 Eylülle hesaplaşacağız yalanına, 12 Eylül bezirgânlığına Hayır! Hem o günlerde hem 30 yıldır acı çeken, işkence gören devrimciler, solcular adına ahkam kesenlerden duyduğum utanç adına Hayır! (Yapılan değil yapılmayan darbelerin peşine düştüler!)

\n

AKP, bu referandumu, halkın özgürce seçim yapmasından çıkarıp, bir adamın kendi iktidarını güçlendirme aracına dönüştürdüğü için Hayır! (Bir yıl içinde yaşadıklarımızı düşünün: Ucube dediği heykeli yıktırmaktan, Arap Dünyasının Aslanıunvanlarına uzanan çizgiyi... Komşularla sıfır sorundan geldiğimiz şiddet sarmalına...)

\n

Tamam asker siyasetten çekildi ama sivil dikta her yere girdi artık: Yargı sistemine, bilim dünyamıza TÜBA - Türkiye Bilimler Akademisine vurulan darbeyi izliyorsunuzdur günlerdir. Kanun hükmünde kararnamelerle güdülen ülkemde artık bilimsel özerkliğe de paydos!

\n

Benim Hayırımın gerisinde, ayrımcılığın daha çok körüklenmesine, şiddetin tırmandırılmasına, seçim yasasının değiştirilmemesine, dokunulmazlığın kaldırılmamasına HAYIR vardı

\n

Bugün geldiğimiz yere bakınParasız eğitim hakkımız. Alacağız pankartı açan çocuklar hapiste!

\n

Doğruya doğru: AKP referandum öncesi söylediği kimi savları yerine getirdi:

\n

Bitaraf olan bertaraf olurdemişlerdi, oldu. Ya da bitaraflar taraf oldu da ceplerini kurtardı. Sanayi Bakanı Evet oyu vermeyecekler, bana gelmesin!” demişti; eh o tehdit de amacına ulaştı

\n

Demokrasi lafını ağızlardan düşürmeyenlerin antidemokratik eylemleri devam ederken Dokuz yıldır tek başına iktidarın başında olan Başbakan, ilk sekiz yıl boyunca ayağındaki prangadansöz ederken Artık tüm prangalardan kurtulduğu halde hâlâ mağduru oynarken Ülkemde her fırsatta bölücülük, ayrımcılık, kin, nefret, öfke, intikam duyguları ve şiddet kışkırtılırken Ben bir kez daha herkesi kendi vicdanıyla hesaplaşmaya çağrıyorum.

\n

Geçen yıl verdikleri Evetya da Hayıroyunun neresindeler?

\n

Siyasette ya da vicdanlarda şike olur mu olmaz mı sorusunu kendine sormaya davet ediyorum herkesi.

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet suç işliyor!

Diyanet İşleri Başkanlığı suç işliyor.

Devamını Oku
17.08.2025
Tiyatro durakları...

Adaletten eğitime, sağlıktan beslenmeye, her şeyin sahtesine, zehirlisine mahkûm edildiğimiz, yalanlarla kuşatıldığımız şu günlerde kimi alanlarda hakikatle, sahici olanla karşılaşmak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
14.08.2025
Bodrum’un markasına dönüşen bale festivali

Son yıllarda adeta Bodrum’un kültür markasına dönüşen Uluslararası Bodrum Bale Festivali’nden söz edeceğim.

Devamını Oku
10.08.2025
Algılamanın sınırsızlığı

20. ve 21. yüzyıl tiyatrosuna damgasını vuran dâhi Robert Wilson tedavi olmak istemeyerek New York Long Island’da kurmuş olduğu Watermill Eğitim ve Üretim Merkezi/okul/ müze/kültür merkezinde son ana dek çalışarak 31 Temmuz’da öldü.

Devamını Oku
07.08.2025
Türkiye’nin Aydınlık Yüzü / Belleğimizin Bekçisi: Metin Sözen

Metin Sözen: (24 Mayıs 1936, Harput, Elazığ-31 Temmuz 2025, İstanbul)...

Devamını Oku
03.08.2025
Herkes için sanat: Anadolu Sergileri

Yılın belki de en sıcak gününde deniz kıyılarını bırakıp Milas’ta kapalı bir mekânda bir sergi görmeye gideceğimi söyleseler pek inanmazdım.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir dokunuşa bin ah!

“Ayakucumda deniz, kaynayarak yanan bir zümrüt, sonra mavi, sonra menekşe, ne var ki üzerine tuzla buz edilmiş milyonlarca ayna parçaları yağmış, alev alev yanıyor, çakıyor, çakıntıdan göz alıyor.”

Devamını Oku
27.07.2025
Tüm iyilerin Altan ağabeyi

Altan Öymen aramızdan ayrılıp sonsuzluğa göçerken bile hepimize bir ders verdi...

Devamını Oku
24.07.2025