Baharda çiçeklere veda olmaz

14 Mart 2024 Perşembe

Mart ayı... Bahar ayı... Martın 12’sinde geldi haber. Çiçeğimiz, ağabeyimiz, dostumuz... Türk sinemasının köşe taşlarından... Anılarıyla, kitaplarıyla sanat dünyamıza içtenliği, insan sevgisini, yaşama sevincini katan Arif Keskiner sonsuzluğa, daha doğrusu bahara göç etmişti. (55 yıllık bir dostun arkasından yazı yazmak çok çok zor. Toparla kendini Zeynep.)

Arif Keskiner, namıdiğer “Çiçek Arif” ya da “Komünist Arif”in yaşamı 1938’de Adana’nın Osmaniye ilçesinde başlamıştı. Sonra birçok Adanalı sanat insanı gibi, o yol İstanbul’a vardı. Onun yolu Beyoğlu’nun Yeşilçam Sokağı’na uzandı. 1959’da Osman Nuri Ergün’ün çektiği “Cilalı İbo Perili Köşkte” filminde postacı rolüyle sinemaya ilk adımını attı.

1971’de sinemacı olmaya karar verdi ve oldu. Önce Ekta Film, sonra da Çiçek Film şirketini kurdu. Gazeteci, oyuncu, yayınevi müdürü, sinema muhabiri, film yönetmeni ama en çok, en çok film yapımcısı oldu. Hayır yanlış söyledim: O, her şeyden çok insan sarrafı oldu, dost biriktirdi. Dostları için parçalandı. Rengârenk yaşamıyla sayısız sinemacıya ve sanatçıya dokundu.

Cesaret-vefa-dostluk

Yapımcı olarak Türk sinemasına kazandırdığı filmler arasında Otobüs (Tunç Okan), Kapıcılar Kralı (Zeki Ökten), Selvi Boylum Al Yazmalım (Atıf Yılmaz), Maden (Yavuz Özkan), Köşeyi Dönen Adam (Atıf Yılmaz), “Bay Alkolü Takdimimdir” TRT dizisi, senaryosuna da katkıda bulunduğu Piano Piano Bacaksız (Tunç Başaran) sayılabilir.

70’li yıllarda yarattığı Hüsnü karakteriyle Aydemir Akbaş’ı başrol oyunculuğuna yükselten de 12 Mart darbesinden sonra o en yıkıcı faşist dönemde, Yılmaz Güney’in “Umut” filmini, bavulunda Cannes Film Festivali’ne kaçıran da odur.

Filmciler Kooperatifi’ni kurarak Yeşilçam’da karaborsayı ortadan kaldıran başkan oldu. SESAM’da başkan yardımcılığını sürdürdüğü sıralarda Türker İnanoğlu ve Tanju Gürsu ile birlikte Ankara TBMM’deki komisyon toplantılarına katılarak Sinema Yasası’nın çıkarılmasını sağladı.

Cesaretliydi. Vefalıydı. Dostluk ilişkilerine çok önem veren, tanıdığım en dürüst insanlardan biriydi. Bu özellikleri onun örgütçülüğünü de ön plana çıkarıyordu.

Sıraselviler’deki yazıhanesinde, herkesin Çiçek Bar ya da Arif’in Yeri dediği, tüm sinemacıların ve sanatçıların uğrak yeri olan Sinema Sevenler Derneği Lokali’ni açtı.

İşte orası uzunca bir dönem hayatımızdı. Sinemacılar, yazarlar, şairler, ressamlar, gazeteciler, tiyatrocular dünyasının buluşma mekânıydı. Her akşam orada binbir renkli çiçek açardı. Yaşar Kemal’den Kemal Sunal’a, Macide Tanır’dan Işık Yenersu’ya, İsmet Ay’dan Erdal Öz’e, Tarık Akan’dan Zeki Ökten’e kimler yoktu ki...

Kadınların tek başlarına gidebileceği, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği, sohbetlerin en güzelinin yapıldığı, herkesin birbirinden öğrendiği, kucaklayıcı, ruhu olan bir mekândı. O kucaklayıcılık Arif Keskiner’den geliyordu.

“Çiçek Gibi”, “Yine mi Çiçek”, “Elbette Çiçek” ve “Yaşar Kemal’li Anılar: Binbir Renk Binbir Çiçek”, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk/Sarışın Kurt”, “Nâzım’ın Evinde, Vera’nın Sofrasında” kitapları tanığımdır.

2017 yılında düzenlenen Özgür Film Festivali’nde kendisine Osmaniye’deki, Halk Bilim Akademisi tarafından özgür insan ödülü verildi. 2018’de 37. İstanbul Film Festivali’nden Sinema Onur Ödülü’nü aldı.

PEN ve Nâzım Hikmet Vakfı

Güzel gülüşlü, güzel Arif. Dost Arif. Sahici gerçek insan Arif. Yoldaş Arif. Herkesin imdadına koşan Arif. Çiçek Arif. Yardımsever Arif. Efendi Arif. Saygılı Arif. Sevgi dolu Arif. Keyif insanı Arif. Çalışkan Arif. Dayanışmacı Arif ağabey örgütçüydü.

Onu önce sinematek günlerimizde tanımıştım. Sonra onu en çok, dayanışma hareketleri içinde tanıdım. Nâzım Hikmet Vakfı’nın kurucu üyelerindendi. Vakfı kurduğumuz günlerde, nasıl yardımcı olduğunu, her gereksinim duyduğumuzda nasıl el uzattığını, omuz verdiğini sıradan bir nefer gibi çalıştığını hiç unutmadım.

Yine PEN Yazarlar Derneği’mizde üyemizdi ve ne zaman “Arif yetiş” desek imdadımıza koşardı. Son Kitabı “Akşam Çiçekleri: Sohbet Tadında Çiçek Bar Hikâyesi” kitabı, bu yılın başında elime geçti. (Literatür Yayınları)

Bu yazıyı yazarken kitabın kapağından sayısız dost bana gülümsüyor. Kendi portremi de onlar arasında görmek bana sonsuz mutluluk veriyor. Alın okuyun o kitabı. Türkiye’nin aydınlık, sevecen yüzünü tanıyın. Gözyaşlarımı tutmaya çalışarak iyi ki hepimizi kucakladın sevgili Arif diyorum.

Küba’da, Korsika’da, Moskova’da, Osmaniye Yaşar Kemal Sempozyumu’nda yaşadığımız dayanışma günlerini unutmak mümkün mü hiç! Moskova’da Nâzım Hikmet’in mezarı başında, Tarık Akan’la birlikte uçurduğum güvercinin gelip başına konması... Anılar bitecek gibi değil sevgili Arif! Kitabının başında “Dostum Cankurtaranım Hümeyra Erdoğan’a sonsuz teşekkürlerimle” diyorsun. Ben de bizler de hem ona hem sana teşekkür ediyoruz.

Hiç kuşkum yok gittiğin yerde de -her neresiyse orası- o güzel insanlarla buluşacaksındır. Bekle bizi...  




 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kafkaesk dünyamız 23 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları