Karşıdevrim sürecinde 8 Mart...

Karşıdevrim sürecinde 8 Mart...

06.03.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

8 Mart haftası... Yine herkes bol bol kadınlar üzerine konuşacak. Boş vaatler, ayrıştırma çabası, geçmiş yanlışların tekrarı, yeni umutların tırpanlanması, kadına çiçek böcek yakıştırması birbirini izleyecek. Kâh anam bacım savsatası kâh dik duran kadına şiddet uygulanması...

Eğer kadın hakları insan haklarıysa, eğer sadece 8 Mart haftasını değil, tüm zamanları insanca yaşamak istiyorsak önce adım adım uygulanmakta olan karşıdevrimi durdurmalıyız. Bu kadar açık, bu kadar net!

KUL DEĞİL YURTTAŞ

Türkiye Cumhuriyeti halk egemenliğiyle kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün “muasır medeniyet” vizyonu, Cumhuriyet ilkeleri ve Devrim Yasalarıyla gelişti.

Devrim Yasalarının en önemli adımı laiklikti. Üç gün önce kutladığımız Laiklik Günü (3 Mart 1924) en önemli üç yasanın kabul günüydü. 1) Hilafetin kaldırılması. 2) Şeriye Evkaf Vekâleti’nin kaldırılıp yerine Diyanet İşlerini Bakanlığı’nın kurulması. 3) Eğitim ve öğretim birliği. Sonraki on, on beş yıl devrimlerin sürekliliği ve uygulanabilmesi için seferberlik yürütüldü. Tüm bu çaba kul değil yurttaş olabilmek içindi.

Gelin görün ki günümüzde tüm kazanımlar sinsi sinsi, alıştıra alıştıra yok edilmekte. Sadece bu iktidar değil, bundan önce de siyasal güç uğruna dinden yararlanmaya çalışmışlardı. Bunlar dozu ve şiddeti artırdı!

Eğitim öğretimin giderek dinselleştirilmesi, 4+4+4 saçmalığı, sorunlu din dersleri, ÇEDES, eğitim bakanının söylemleri, uygulamaları... Medeni Kanun’un kemirilmesi, hukuk düzenindeki keyfilik, devlet yönetiminde liyakatsizlik, anayasanın değişmez maddelerini değiştirmeye çalışmak... Karşıdevrim uygulamalarını burada bana uzun uzun saydırtmayın.

NE YAPMALI

En kısadan söylemem gerekirse:

Karşıdevrimi durdurmak için mücadeleye devam edeceğiz. Gücümüzü şiddetten, kavgadan gerilimden değil, devrim ilkelerinden alacağız.

Önce cehalete karşı savaşacağız! (Sosyal medyada bir hukuk profesörü, 55 öğrenciden 50’sinin Cumhuriyetin ne zaman ilan edildiğini, başkentin neresi olduğunu bilmediğini haykırıyordu!) Eğitim öğretim birliğini sağlanmasına çalışacağız.

Liyakati geri getireceğiz. Işığı bilimden, laik eğitimden ve akıl yolundan alacağız.

Kadınları şiddet sarmalına karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden uygulamaya sokacağız.

Hem anayasaya ve medeni yasaya hem altına imzamızı attığımız uluslararası antlaşmalara bağlı kalacağız.

Dini, hak ettiği yere bireylerin vicdanına bırakacağız.

Kadınlar yaşamın her ama her alanına katılmadıkça, ekonomide, siyasette ve toplumsal yaşamda eşit oranda temsil edilmedikçe, sadece “kadın sorunları” değil, ülkenin de hiçbir sorunu çözülemez! Bunu herkesin kafasına sokacağız!

Karşıdevrim uygulamalarını, rezillikleri afişe edeceğiz! Bağır herkes duysun diye haykıracağız!

Bunları gerçekleştirmek için erkeklerle omuz omuza çalışacağız. Kadın sorununun erkeğin de sorunu olduğunu anlatacağız.

Bunları gerçekleştirebilmek için güçler ayrılığını sağlayan, Meclis’i devreye sokan parlamenter sisteme geri döneceğiz.

Yaptığımız, her gün yaptığımız seçimlerle bunları sağlayacak bir iktidarı işbaşına getireceğiz. Eğer onlar da başaramazsa onları da değiştireceğiz!

***

Edip Akbayram: Her zaman devrimci. Her zaman dik duruşlu. Her zaman emekten, emekçiden yana. Tanıdığım en ama en alçakgönüllü ustalardan biri. O Anadolu’nun sesi. Halkının sesi. Onunla nice etkinlikte, nice direnişte bir araya geldik. Moskova Nâzım Hikmet Vakfı’nın dostluk ödüllerinde, “ödüldaş” olduk. Kocaman yüreğiyle, sosuz sevgi ve saygı sarmalında, hayatta da sahnede de hep o dik duruşuna, efendiliğine, içtenliğine ve güzelliğine tanık oldum. Nur içinde uyusun.

***

Sevgili okurlar, 8 Mart’ta İzmir Bornova’da (Nevzat Kavalar Kültür Merkezi) müzisyen, şair Mehtap Meral’le birlikte bir söyleşimiz var. (Müzik ondan, söz ikimizden) 10 Mart’ta Denizli’de (kongre ve kültür merkezinde) 11 Mart’ta yine İzmir’de (Alyans Küçük Kulüp’te) söyleşilerim var. Yolu düşenleri bekleriz.

Yazarın Son Yazıları

Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025