Kimse dokunamaz suçsuzluğumuza!

Kimse dokunamaz suçsuzluğumuza!

10.01.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Dün şiirimizin coşkulu ırmağı Cemal Süreya’nın ölüm yıldönümüydü (9 Ocak 1990). Yeryüzündeki ve ülkemdeki tüm pisliklerden birazcık olsun uzaklaşmak için günümü onun şiir dünyasında, şiir kitapları ve anıları arasında geçirdim. İroni, erotizm, aşk, imge büyücüsü... Doğu’nun en Batılı; Batı’nın en Doğulu ozanı; kalabalıkların en yalnızı, yalnızlar dünyasının en dolu dolu, en çok şiirle yaşayanı... 

Cemal Süreya, kendi şiirini “Güneşten yırtılmış caz sesine” ve “kavaldan akan gökyüzüne” benzetmişti... Ah ne isterdim güneşten artık sadece ve sadece akıl ve vicdan sesinin yırtılmasını... Neler vermezdim, kavaldan sadece özgürlüğün, eşitliğin, adaletin akmasına... 

Bakmayın size şiirden söz ettiğime... Aklım, fikrim, yüreğim, nabzım Boğaziçi Üniversitesi için direnen öğrenciler ve öğretim üyeleriyle birlikte atıyor. 

Aşk ve umut

Cemal Süreya, en ünlü aşk şiiri “San”da şöyle der: 

Kırmızı bir kuştur soluğum

Kumral göklerinde saçlarının

Seni kucağıma alıyorum

Tarifsiz uzuyor bacakların

Kırmızı bir at oluyor soluğum

Yüzümün yanmasından anlıyorum

Yoksuluz gecelerimiz çok kısa

Dörtnala sevişmek lazım.

Bu şiiri, demokratik hakları için, insanlık onuru için, haksız yere zulüm gören her yaştan tüm gençlere adarken, Cemal Süreya’nın bir başka umut şiirini de şu sözlerle bitirdiğini anımsatayım: 

Biz kırıldık daha da kırılırız / Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.” 

Önceki gün PEN Yazarlar Derneği olarak yaşanmakta olanlarla ilgili bir açıklama yayımladık. “Bir an önce bu haksız, yersiz, ibretlik atamanın geri çekilmesini istiyoruz” dedik. Açıklamamız gazetede yer bulamadığından, kayda geçmesi için buradan paylaşıyorum. 

PEN’den açıklama 

PEN Yazarlar Derneği olarak üniversitelerin, özgür düşünceyi, eleştirel düşünceyi geliştiren, araştırmaya öncelik veren, ilim ve bilim yuvası olmaları gerektiğine inanıyoruz. Bu ilkenin karşısına dikilen en büyük tehlike ve tehdit, liyakatin değil, iktidarın siyasi-ekonomik emellerinin her alana hükmetme çabasıdır.  

Boğaziçi Üniversitesi’ne (BÜ) siyasal erk tarafından, dışarıdan bir rektör atanmasıyla başlayan, öğretim üyeleri ve öğrencilerin hak arayışları ve protestolarıyla devam eden süreçte yaşanan baskı, şiddet ve gözaltılar; gençlerin karşılaştıkları kötü muamele ve işkence; hak ve hukuk çiğnenerek, onları “terörle” ilişkilendirme çabaları; sadece üniversite kapısına değil, akademik özgürlüğe de takılan kelepçeyi kınıyoruz. Çağdaş, evrensel, laik eğitimden yana; ilime, bilime saygılı olanlar “elitist, terörist” suçlamalarından korkmazlar. Direnme ve protesto hakları olduğunu bilirler. Bu süreçte BÜ Rektör Danışmanı Prof. Zafer Yenal ve BÜ Yayınevi Yayın Kurulu Başkanı yazar Murat Gülsoy, bu görevlerden istifa ederek, ülkemizde nicedir unutulmuş olan “onur”, “erdem”, “sorumluluk” gibi kavramlara dikkat çektiler. Teşekkür ediyoruz.  

Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan ve çeşitli sanat dallarında faaliyet gösteren sanatçılar ve yazarlar, “partili bir rektörün Boğaziçi Üniversitesi’nin temsil ettiği ve gelenekselleşmiş değerlere zarar vereceği inancındayız” diyerek bir açıklama yayımladılar. Temel değerleri anımsattılar: 

Üniversitelerin siyaset aracı olarak kullanılmaması.

Akademik yöneticilerin atamayla değil, seçimle belirlenmesi.

Akademik programların öğretim elemanlarınca; üniversite kurullarınca kararlaştırılması bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır. 

BÜ mezunu yazar ve sanatçıların bildirisine katılıyoruz. Tüm üniversitelerimizin geleceği için bir an önce bu haksız, yersiz, ibretlik atamanın geri çekilmesini istiyoruz. 

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025